Rafet Ulutürk

Tarih: 25.02.2026 08:03

Emanet ve Hafıza: Şehitliklerin Anlattığı

Facebook Twitter Linked-in

“Vatan, canlarını feda eden ölümsüz neferlerin mirasıdır.”
Bu cümle, bir hamaset ifadesinden çok daha fazlasıdır; bir hakikatin özlü anlatımıdır. Çünkü vatan, üzerinde yaşadığımız sıradan bir toprak parçası değil, uğruna bedel ödenmiş bir emanettir. O bedel, kimi zaman cephede, kimi zaman esarette, kimi zaman da dönüşü olmayan bir yolculukta ödenmiştir.

Şehitlikler ise bu bedelin sessiz tanıklarıdır.

Taşta Saklı Hafıza

Bir şehitliğe girdiğinizde sizi önce sükûnet karşılar. Ancak bu sükûnet boş değildir. Her mezar taşı, bir hikâyeyi içinde taşır. Yarım kalmış bir gençlik, ardında bırakılmış bir anne duası, kavuşulamamış bir memleket özlemi… Taşa kazınan her isim, aslında tarihin canlı bir satırıdır.

Bu yüzden şehitlikler yalnızca defin yerleri değil; bir milletin hafıza mekânlarıdır. Hafıza ise bir milletin yön duygusudur. Hafızasını kaybeden toplum, kimliğini de yitirir. Şehitlikleri korumak, aslında kimliği korumaktır.

Fedakârlığın Görünmeyen Sözleşmesi
Her şehit, geride görünmez bir sözleşme bırakır:
“Ben canımı verdim; siz değerleri yaşatın.”

Bu sözleşme yazılı değildir ama vicdanlarda hissedilir. Çünkü şehitlikler yalnızca ölümü değil, yaşamın sorumluluğunu da hatırlatır. Özgürlük, güvenlik ve bağımsızlık; tesadüflerin değil, fedakârlıkların ürünüdür.

Geride kalanlara düşen ilk vazife, bu mirasa sahip çıkmaktır. Sahip çıkmak; sadece anma törenleri düzenlemek değil, şehitlikleri korumak, imar etmek, tarihini öğretmek ve o fedakârlığın temsil ettiği değerleri yaşatmaktır.

Vefa Bir İnşa Sürecidir

Vefa, bir duygu değil; bir eylemdir.
Bir şehitliğin bakımı, toplumun vicdan aynasıdır. Oradaki düzen ve saygı, geçmişle kurulan bağın göstergesidir. Ancak asıl inşa edilmesi gereken şey taş duvarlar değil, bilinçtir.

Genç bir insan şehitliğe baktığında yalnızca hüzün değil, aynı zamanda bir idrak hissetmelidir: Bu hayat, birilerinin fedakârlığı sayesinde mümkündür. Eğer bu idrak yerleşirse, şehitlikler sadece geçmişi hatırlatan yerler olmaktan çıkar; geleceği şekillendiren mekânlara dönüşür.

Vatanın Gerçek Anlamı

Vatan, coğrafi bir sınırdan ibaret değildir. Vatan, fedakârlığın sürekliliğidir. Şehitlikler de bu sürekliliğin en güçlü sembolleridir. Onlar, susarak konuşur; gösterişsiz ama derin bir anlam taşırlar.

Bir millet, şehitlerine gösterdiği saygı kadar güçlüdür. Çünkü şehitliklere sahip çıkmak, aslında o fedakârlığın temsil ettiği değerlere sahip çıkmaktır.

Şehitlikler, geçmişe ait donmuş mekânlar değil; bugüne ve yarına seslenen hafıza alanlarıdır. Onları korumak, sadece bir borcu ödemek değil, bir kimliği sürdürmektir.

Vatan bir emanet ise,
şehitlikler o emanetin mührüdür.

Ve o mührü korumak, yaşayanların en ağır ama en onurlu sorumluluğudur.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —