Fahri İnal

Tarih: 27.12.2025 17:04

**EKONOMİ VE HAYAT PAHALILIĞI:

Facebook Twitter Linked-in

CÜZDANIN DARALDIĞI YERDE KALP NASIL NEFES ALSIN?**

◆ Hayat Pahalılığı Sadece Rakam Değildir

Ekonomi çoğu zaman grafiklerle, yüzdelerle, tablolarla anlatılır.
Oysa hayat pahalılığı bir sayı değil;
akşam eve dönerken poşeti hafif, içi ağır gelen bir histir.

Enflasyon, yalnızca paranın değerini düşürmez;
insanın hayallerini de küçültür.
Birlikte içilecek bir kahve ertelenir,
bir çiçek alınmaz olur,
bir “gel, sarılayım” cümlesi bile hesaba katılır.

Ve işte tam burada ekonomi, siyasetin soğuk dili olmaktan çıkar;
insanın kalbine dokunan bir meseleye dönüşür.

◆ Orta Sınıfın Sessiz Çöküşü

Bugün Türkiye’de en çok yoksullaşan kesim,
en çok konuşmayan kesimdir: Orta sınıf.

Ne bağırır ne isyan eder.
Sadece susar…
Ama suskunluğu bir çöküşün işaretidir.

Eskiden gelecek planı yapanlar,
şimdi ay sonunu planlıyor.
Eskiden evlilik hayali kuranlar,
şimdi “sorumluluk” kelimesinden ürküyor.

Bu yalnızca ekonomik bir kriz değildir;
bu, hayat kurma krizidir.

◆ Ekonomi ve Aşk Arasındaki Görünmez Bağ

Kimse kabul etmek istemez ama gerçek şudur:
Aşk da ekonomik koşullardan bağımsız değildir.

Yoksulluk sevgiyi öldürmez belki,
ama yorar.
Romantizmi susturur,
hayalleri kısmak zorunda bırakır.

Birlikte bir gelecek kurma cesareti,
geleceğin belirsiz olduğu yerde zayıflar.

Aşk cesaret ister.
Cesaret ise güven ister.
Güvenin olmadığı yerde kalp de temkinli atar.

Bugün gençlerin “sevmekten kaçması”,
duygusuzluktan değil;
geleceksizlik korkusundandır.

◆ Siyasetin Unuttuğu Şey: İnsan Psikolojisi

Siyaset uzun zamandır şunu unutuyor:
İnsan yalnızca ekonomik bir varlık değildir.

İnsan umutla yaşar.
İnsan sevilmek, değer görmek,
geleceğe inanmak ister.

Sürekli fedakârlık beklenen toplumlar,
bir süre sonra sevmekten de fedakârlık etmeye başlar.
Çünkü yorgun kalpler,
aşka bile temkinli yaklaşır.

Ekonomik krizler sadece pazarı değil,
insanın ruhunu da daraltır.

◆ Hayat Pahalılığı ve Ahlaki Erozyon

Hayat pahalılaştıkça,
ahlakın sınırları da zorlanır.

İnsanlar kötü olduğu için değil,
hayatta kalmak zorunda kaldığı için değişir.

Bu yüzden bugün mesele yalnızca “kim suçlu?” meselesi değildir.
Asıl mesele şudur:
Bu düzen insanı neye dönüştürüyor?

Birbirine güvenmeyen,
yarını düşünemeyen,
sevmekten korkan bireyler…

◆ Yine de Aşk Bir Direniştir

Ve bütün bunlara rağmen şunu söylemek gerekir:
Aşk hâlâ bir direniş biçimidir.

Hayat pahalı olabilir,
gelecek belirsiz olabilir,
ama insan sevmekten vazgeçtiği gün
yenilmiştir.

Birbirine tutunan insanlar,
en büyük ekonomik krize bile meydan okur.

Çünkü bazen bir “yanındayım” cümlesi,
en güçlü sosyal destek paketidir.

Ekonomi düzelmeden toplum düzelmez,
ama toplum düzelmeden de ekonomi düzelmez.

Kalbi yorgun bir ülkenin,
cüzdanı da rahat etmez.

Belki de yeniden başlamamız gereken yer,
yalnızca bütçe tabloları değil;
insanın onurunu, umudunu ve sevgisini
merkeze alan bir anlayıştır.

Çünkü insanın yaşama tutunma gücü,
çoğu zaman cebinden değil,
kalbinden gelir.

Fahri İNAL 
Siyaset Danışmanı |Stratejist |Analist |Yazar


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —