Utkan Uğur

Tarih: 30.12.2025 10:26

Dünya'da ilk bilinen arabalı vapuru ve bugünkü anlamda feribot “Suhulet”

Facebook Twitter Linked-in

Dünya'da ilk bilinen arabalı vapuru ve bugünkü anlamda feribot “Suhulet”

Araba vapuru, taşıt araçlarının taşınmasında kullanılan vapurların genel adıdır. Bu vapurlara feribot da denilmektedir. 

 

Sadece savaşlarda kazandığı başarılarla değil, icatlarıyla da bir döneme damga vurdu Osmanlı İmparatorluğu. Osmanlı'nın en önemli icatlarından biri de araba vapuruydu. "Suhulet" ismi verilen arabalı vapur dünyada eşi benzeri olmayan bir tarzda tasarlanmıştı.

1871 yılında yapımını tamamlanan "kolaylık" anlamına gelen vapurun ağırlığı, 157 ton. Uzunluğu 45,7 metre, genişliği 8,5 metre, su çekimi 3 metre idi. 450 beygir gücündeki tek silindirli, iki çevrimli motorunun döndürdüğü yandan çarkla, saatte 7 mil hız yapabiliyordu.

 

Öte yandan coğrafi konum itibarıyla önemli bir yere sahip olan İstanbul'da, balıkçı köylerinin bulunduğu Boğaziçi’nde yerleşimin gelişmesi 18. Asırda gerçekleşmiştir. Sonraki asırda ise Boğaz’ın iki yakasında da yerleşim yerleri ve mesire alanları çoğalmıştır. Daha önceleri mevsimlik oturma yeri olan Boğaziçi’nde 1850’li yıllara kadar ulaşım kayıklar vasıtasıyla yapılıyordu. Şehri ortasından ikiye bölen boğaz, onu şüphesiz diğer şehirlerden ayıran en önemli özellikti. 

 

1827’de II. Mahmud devrine gelindiğinde ilk buharlı gemi satın alınır. Bu vapur Boğaz’da kullanılan ilk vapur olup İngiltere’den satın alınan “Swift” adlı vapurdu. İdare, vapura “Sür’at” ismini verdi ama vapur bacasından buharlar salarak ilerlediği için halk buna "buğu vapuru” dedi. Bu vapur ilk olarak donanmada kullanılmaya başlanır. 

 

Bu gemiyi 1843’te “Hümapervaz” adlı vapur izledi. Pazar kayıklarıyla hayli uzun süren gidiş ve dönüşler bu vapurlarla hem daha kısa hem de daha rahat ve güvenli şekilde yapılıyordu. Elbette ki bütün bunlar Tersane-i Amire’de girişilen gemi inşa çalışmaları vesilesiyle olur. Buharlı gemi ile beraber insanlar Boğaz’ı keşfetmeye başlar. Aynı zamanda deniz ulaşımı da sürat kazanır. Ülkede buharlı gemi sayısının artmasıyla beraber yabancı kumpanyalar Türk denizlerinde vapur işletmeye başlarlar. Dolayısıyla bu durum bazıları için yaptıkları işte sona gelindiğinin habercisiydi. İstanbul’daki kayık hakimiyeti artık yavaş yavaş sona eriyordu. Nitekim bu durumdan duyulan rahatsızlık neticesinde 1844’te Fevaid-i Osmaniye Kumpanyası kurularak Tersane-i Amire’ye ait Eser-i Hayr vapuru Boğaziçi’nde işlemeye başlamıştır.

 

Tanzimat Dönemi'nin ünlü isimleri Fuad Paşa ve Ahmet Cevdet Paşa, İstanbul'daki ulaşımı kolaylaştırmak ve artan yolculuk talebini karşılamak için Şirket-i Hayriye'nin (Şehir Hatları) kurulması girişimlerine başladı. Çok geçmeden Sultan Abdülmecid'in onayıyla 17 Ocak 1851'de şirket resmen kuruldu. 

 

Osmanlı'da İlk anonim şirket unvanına sahip Şirket-i Hayriye, faaliyet süresi boyunca 3 araba, 74 yolcu, 3 kömür vapuru ve 1 gezinti teknesi olmak üzere 81 araca sahipti. Kurulduktan 3 sene sonra, 1854'te resmi olarak çalışmaya başlayan şirketin bünyesinde, ilk başlarda 6 yolcu gemisi vardı. Ancak Şirket-i Hayriye'nin deniz araçları sadece yolcu taşıma amacıyla kullanılan küçük ve orta ölçekli teknelerdi.

 

Türkler, Osmanlı'nın altın çağında sayısız deniz taşıtı tasarladı. Bunlardan en ilginci ise ilk araba vapuru Suhulet oldu. 86 yıldan fazla İstanbullulara hizmet verdi, Çanakkale Savaşı'nda önemli başarılara imza attı. Dünyada eşi benzeri olmayan şekilde tasarlandı Ve Suhulet, atların, arabaların, yüklerin iki yakada taşınması için geminin olmadığı bir dönemde devreye girdi.

 

Şirket-i Hayriye Genel Müdürü Hüseyin Haki Bey tarafından, güvertesi arabaların geçişini kolaylaştırmak için dümdüz olacak şekilde tasarlandı. Yani dünyada eşi benzeri olmayan bir tarzda, burnundan rıhtıma yanaşacak, her iki ucundan da araç ve yük alabilecek şekilde inşa edilecekti. 

 

1869 yılında Şirket-i Hayriye’nin başına, Giritli Hüseyin Haki Efendi getirildi. O tarihlerde şirket, İstanbul’da yaklaşık 20 yıldan beri yolcu taşımacılığı yapmaktaydı. Vapurlarla yolcu ve beraberindeki yüklerin taşınması kısmen yapılıyor olsa da atların, arabaların, askeri techizatın, boğazın iki yakasına yayılmış bu şehirde karşıdan karşıya geçirilmesi için farklı bir deniz taşıtına ihtiyaç vardı.

 

Bu nedenle Hüseyin Haki Efendi yeni bir vapur için taslak çizimler hazırladı. Beraber çalıştığı İskender Efendi ve Mehmet Usta ile birlikte çizimlere son halini verdi. Hüseyin Haki, teknenin inşasını İngiltere’ye giderek imal edildiği tersanede bizzat takip etti.

 

İşte bu çift taraflı simetrik gemi çizimleri günümüzde “araba vapuru”, “arabalı vapur” veya “feribot” dediğimiz gemilerin ilk prototipleriydi. 

 

Yeni vapurlardan ilki İngiltere’ye ısmarlandı. Maudslay Sons and Fields isimli tersanede yaptırılan gemi yandan çarklıydı. İstanbul’un önceki vapurlarının aksamı ahşap olmasına rağmen, “26” baca numaralı bu vapurun tamamı sacdan yapıldı ve 1872 senesinde zorlu bir deniz yolculuğundan sonra yurda getirildi ve hizmete sunuldu. 

 

İlk seferini Üsküdar-Kabataş hattında gerçekleştiren Suhulet, dünya tarihine altında Türklerin imzası ile birlikte altın harflerle kazındı.

 

Tarihin ilk arabalı vapuru Suhulet’in özellikleri ise şöyle;

 

* Teknesi saçla kaplı

 

* 555 gros ton

 

* Uzunluğu 45.7 metre

 

* Genişliği 8.5 metre

 

* Su kesimi 3.1 metre

 

* 450 beygir

 

* Tek silindirli compound buhar makinesi ile saatte 7 mil hız

 

93 Harbi, Trablusgarp, Balkan, Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşı yıllarında şirket vapurları bir yandan Boğaz’da ulaşımı sağlarken bir yandan da bu savaşlarda asker ve askeri mühimmatı taşıyordu.

 

93 Harbi sırasında Suhulet Çanakkale’ye gönderilmiş ve burada askeri sevkiyata tayin edilmişti. Aynı şekilde Trablusgarp ve Balkan Savaşlarısırasında şirket vapurları hem askeri sevkiyat hem de yaralı askerlerin hastanelere götürülmeleri için kullanılmışlardır. Birinci Dünya savaşıbaşladığında ise şirket hiçbir ücret talep etmeksizin tüm gemilerini askeri hizmetin emrine sunmuştur.

 

1852 yılından itibaren İstanbulluların hayatında önemli yeri olan Şirket-i Hayriye çoğu zaman verdiği hizmetten ötürü halkın takdirini kazanmıştır ancak  zaman zaman meydana gelen aksaklıklar ve bazı eksikliklerden ötürü de şiddetle eleştirilen bir işletme olmuştur. Şirket-i Hayriye imtiyaz hakkı bittiğinden 1944 yılında tüm mal varlığını ve filosundaki vapurları Devlet Deniz Yolları Umum Müdürlüğü’ne devretmiştir. Böylece Şirket-i Hayriye 24 Ocak 1945 tarihinde fiilen ortadan kalkmıştır.

 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —