Derince Belediye Başkanı Sayın Sertif Gökçe hakkında gıyabında yaptığım bir değerlendirmede “Bu işin sonu kayyuma gidebilir” şeklinde bir ifade kullandım.
Bazı arkadaşlar bu sözü sert bulmuş olabilir. Oysa bu bir tehdit, bir temenni ya da bir siyasi polemik değildir. Bu bir tespittir ve aynı zamanda dostane bir uyarıdır.
Konunun özünü bilmeyenler için meseleyi kısaca anlatayım.
Derince Harikalar Sahili’nde yaklaşık yirmi yıl önce Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Derince Yelken ve Su Sporları Kulübü için yapılmış ve kulübe tahsis edilmiş bir alan bulunmaktadır.
Daha sonra bu alanı bir tüzel kişilik olan Derince Yelken ve Enerji A.Ş. kiralamış, Derince Yelken ve Su Sporları Kulübü de bu şirketten kiracı olarak faaliyetini sürdürmüştür.
Yani ortada açık ve net bir hukuki ilişki vardır.
Ancak Derince Belediye Başkanlığı tarafından belediye başkanının verdiği bir yazı ile bu alanın başka bir kürek kulübünün kullanımına açıldığı ifade edilmektedir.
Burada dikkat çekici olan durum şudur:
Bir tüzel kişiliğin kiracısı olduğu ve halen kullanımında bulunan bir alan, tek taraflı bir idari işlemle başka bir tüzel kişiliğin kullanımına verilmiştir.
Bu durum hukuk açısından tartışılmaya açık bir durumdur.
İşin bir başka boyutu daha vardır.
Alanı kullandığı belirtilen kulübün başkanının belediye başkanı ile aynı meslekten yani avukat olması, daha önceden tanışıklıklarının bulunduğunun bilinmesi ve sayın başkanın eşi ile kulüp başkanı hanımefendinin yakın arkadaş olduklarının çevrede konuşulması ister istemez kamuoyunda soru işaretleri doğurmaktadır.
Elbette kimse hakkında peşinen hüküm vermek doğru değildir.
Ancak gelişmeler bununla da sınırlı kalmamıştır.
Basında yer alan haberlere göre söz konusu kulüp daha sonra “Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele” kapsamında yapılan bir operasyonla gündeme gelmiş ve kaçak teknelerin yakalandığı ifade edilmiştir.
Durum böyle olunca benim yaptığım tespitin nedenini anlamak zor değildir.
Türkiye’de bugün öyle bir siyasi ve hukuki iklim var ki Tanju Özcan gibi bir belediye başkanı bile çok daha küçük sebeplerle soruşturma ve tutuklama süreçleriyle karşı karşıya kalabiliyor.
Dolayısıyla benim söylediğim söz bir saldırı değil, aksine bir uyarıdır.
Benim yerimde başka biri olsa sessiz kalırdı.
Ben sessiz kalmadım.
Çünkü ben kamu düzeninden ve adaletten yanayım.
Edindiğim bilgilere göre Derince Yelken Kulübü de yaşanan olaylarla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na detaylı bir dilekçe hazırlamış ve hatta Adalet Bakanı’ndan randevu talep etmiştir.
Bundan sonrası yargının konusudur.
Benim söylediğim söz ise hâlâ geçerlidir.
Sayın başkan bu sözlere kızmak yerine aslında teşekkür etmelidir.
Çünkü ben düşmanlık yapmadım, dostane bir uyarıda bulundum.
İster dikkate alır, ister almaz.
Bu tamamen kendi tercihidir.
Ancak şunu açıkça ifade ediyorum:
Derince Yelken Kulübü ile sayın belediye başkanı arasında sağduyulu bir diyalog kurulmasına katkı sunmam gerekirse buna her zaman hazırım.
Çünkü mesele kişiler değil, kamu düzenidir.
Ve kamu düzeni herkes için gereklidir.