Mehmet ALPTEKİN

Tarih: 14.02.2026 00:56

Devler Ligi’nde Türkiye Aksı: Tecrübe, Sorumluluk ve Büyük Yürüyüş

Facebook Twitter Linked-in

Devler Ligi’nde Türkiye Aksı: Tecrübe, Sorumluluk ve Büyük Yürüyüş

Türkiye, sadece kendi sınırları içerisinde bir seçim süreci yaşamıyor; aslında küresel güç dengelerinin tam merkezinde, tarihsel bir yol ayrımında duruyor. Bugün toplumun kahir ekseriyetinin ulaştığı o ortak kanaat, basit bir siyasi tercihin ötesindedir. Bu, Türkiye’nin birliğine, dirliğine ve yarınlarına dair milli bir sağduyu beyanıdır.

Dış Politikada "Ağırlık Merkezi" Olmak

Dünya, soğuk savaş sonrasının en büyük kaos döneminden geçiyor. Kuzeyimizde sönmeyen bir savaş ateşi, güneyimizde dizayn edilmeye çalışılan terör koridorları ve Ege’den Doğu Akdeniz’e uzanan bir kuşatma girişimi var. Böyle bir tabloda diplomasi; sadece masa başında oturmak değil, masayı kuran irade olabilmektir.

Recep Tayyip Erdoğan isminin uluslararası alandaki saygınlığı ve kriz yönetme kabiliyeti, bugün Türkiye için en büyük stratejik varlıktır. Tahıl koridorundan esir takaslarına, bölgesel arabuluculuktan "Dünya beşten büyüktür" haykırışına kadar sergilenen bu duruş, bir "tecrübe" mirasıdır. Savrulmaya tahammülü olmayan bu kritik dönemde, devlet dümene yeni geçmiş, henüz rüştünü küresel arenada ispatlamamış hevesleri değil; dünyayı tanıyan, liderler diplomasisinde ağırlığı olan bir "devlet aklını" gerektirir.

Ekonomik Fırtınada Liman Güvenliği

Küresel ekonominin büyük bir türbülanstan geçtiği, tedarik zincirlerinin kırıldığı bir dönemdeyiz. Siyaset, sadece vaat verme sanatı değildir; eldeki imkânları en zor şartlarda milletin menfaatine yönlendirme sorumluluğudur.

Kişisel kırgınlıkların veya kısa vadeli hesapların, Türkiye’nin büyük yatırımlarının ve ekonomik bağımsızlık hamlelerinin önüne geçmesi düşünülemez. Toplumun sağduyusu; hayal satanların değil, yük alanların; belirsizlik vaat edenlerin değil, istikrarı tesis edenlerin yanında saf tutmaktadır. Çünkü milli menfaat, macera aramayı değil, kazanımları koruyarak üzerine yenilerini eklemeyi emreder.

Siyasi Miras ve Tarihi Sorumluluk

Bugün Türkiye, tecrübe ile belirsizliği ayırt edecek kadar keskin bir bilinç düzeyindedir. Siyasetin öznesi şahıslar değil, milletin geleceğidir. Kırgınlıklar geçicidir, makamlar fanidir; ancak devletin bekası ve milletin birliği bakidir.

Ayrıştıran değil birleştiren, kenarda durup kusur arayan değil sorumluluk alıp taşın altına gövdesini koyan tarafta yer almak; hem bir siyasi miras görevi hem de vatan borcudur. Tarih, fırtına koptuğunda gemiyi terk edenleri değil, kaptanın yanında durup fırtınayı dindirenlere omuz verenleri yazacaktır.

Son Söz: Takdir Milletin, Kayıt Tarihindir

Türkiye’nin önündeki yürüyüş, bir kader yürüyüşüdür. Bu yürüyüşte "tecrübe", bir tercihten ziyade bir zorunluluktur. Milletimiz, sahip olduğu o derin ferasetle; şahsi ikbal hesaplarını bir kenara itecek, Türkiye’nin birliği ve dirliği için en doğru kararı verecektir. Unutulmamalıdır ki; zor zamanlarda alınan sorumluluk, en büyük onurdur.


 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —