Üzerinde onurla ve gururla yaşadığımız Cumhuriyetimiz; ne yazık ki son yirmi yılda AKP ve onun temsil ettiği çağ dışı, çürümüş zihniyetin elinde büyük bir yıkımla karşı karşıyadır.
Biz Atatürkçü ve Kemalistlerin "olmazsa olmazı", en sarsılmaz kırmızıçizgisi olan Adalet ve Hukuk güvenliği, bugün bizzat bu zihniyet tarafından yok edilmektedir.
Kemalist Devrim ile inşa edilen Cumhuriyet kurumları, AKP idaresinde liyakatten koparılmış ve sistemli bir yozlaşmanın pençesine itilmiştir.
Sistem Kimin İçin Çalışıyor?
Bugün Türkiye’nin gündemine oturan "tapu" tartışması, bu çürümüşlüğün en somut örneğidir.
Adalet Bakan Yardımcısı Akın Gürlek’in mal varlığına dair iddiaları araştıran tapu memurları yıldırım hızıyla tutuklanırken, asıl sorulması gereken soru havada asılı kalmıştır: Özgür Özel tarafından dile getirilen o devasa mal varlığı iddiaları doğru mudur, değil midir?
AKP iktidarı, sistem üzerinden tapu kayıtlarını kimin sorguladığını anında tespit edebilecek teknolojik güce sahipken; nasıl oluyor da devletin kılcal damarlarına sızan FETÖ’cüleri veya terör iltisaklı kişileri tespit etmekte bu kadar "aciz" kalıyor?
Kendi bürokratlarının mal varlığını korumak için seferber olan sistem, konu vatanın bekası olduğunda neden körleşmektedir?
Mesele Tapu Değil, Hesap Verilebilirliktir! Gelinen noktada durum trajikomiktir: Akın Gürlek’in mal varlığına dair somut sorulara cevap vermek yerine; bu verileri açıklayan ana muhalefet lideri, "FETÖ’den yardım almakla" suçlanmaktadır.
Açıklanamayan servetlerin üzerine şal örtmek için her zamanki gibi "FETÖ" ve "PKK" yaftası bir kalkan olarak kullanılmaktadır.
Eğer bir sistem, yolsuzluk iddialarının üzerine gitmek yerine iddiayı dile getireni suçlu ilan ediyorsa; orada belgeler doğru, niyet ise karanlıktır.
NE YAPMALIYIZ?
(Gerçek Kurtuluş Reçetesi) Ancak mesele sadece iktidar değildir.
Bir yanda çeyrek asırlık çürümüş bir iktidar, diğer yanda ise 25 yıldır TBMM’de "sözde" muhalefet yaparak bu sisteme payanda olan siyasi yapılar durmaktadır.
25 yıldır AKP karşısında etkili bir varlık gösteremeyenler, şimdi çıkmış "Cumhuriyeti kurtaracağız" diyorlar. Sormak gerekir:
Bu sözde muhalefet, AKP’yi ve Erdoğan’ı "tek adam" yapan sürecin sessiz ortağı değil midir? Aynı yöntemlerle farklı sonuç alınmaz!
Bu çürümüş siyasetçilerin eliyle Cumhuriyet kurtulamaz.
Bu sarmaldan çıkmak için:
1. Siyaseti İlkelerden Kurmalıyız: Kurtarıcı beklemeyi bırakıp, Atatürkçü düşüncenin sarsılmaz ilkelerini yeniden devletin merkezine koymalıyız.
2. Özde Muhalefet: Mevcut statükonun parçası olmuş yapıları reddetmeli; Cumhuriyet'in kurucu ayarlarını savunan devrimci bir duruş sergilemeliyiz.
3. Liyakat ve Şeffaflık: Siyasi sadakati değil, bilgiyi ve devlet namusunu kutsayan bir sistem için ayağa kalkmalıyız.
Adalet mülkün temeli, şeffaflık ise devletin namusudur!
Cumhuriyetçi Aydınlanma, bu karanlık perdeleri yırtıp atacak iradeye sahiptir. Cumhuriyeti ancak gerçek sahipleri olan, tavizsiz Kemalistler ve aydınlanma neferleri ayağa kalktığında kurtarabiliriz.
Aydınlık yarınlarda görüşmek üzere...
Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı