Necat Kacan

Tarih: 24.02.2026 10:32

Çöküşün Katmanları: Bir Ülkenin Sessiz Erozyonu

Facebook Twitter Linked-in

 

Bir ülke bir günde yıkılmaz.
Bir gecede fakirleşmez.
Bir sabah uyandığınızda “Harita değişmiş” demezsiniz.

Çöküş, gürültüyle değil; alışkanlıkla gelir.

Önce küçük tavizler verilir.
“Bu da böyle olsun” denir.
“Şimdi zamanı değil” denir.
“Daha kötüsü var” denir.

Ve bir bakarsınız ki daha kötüsü normalleşmiş.


1️⃣ Toprağın Hafızası Silinirken

Türkiye’nin fiziki haritası sessiz bir ameliyata alınmış gibi.
Eskişehir’den Çanakkale’ye, oradan Anadolu’nun dağlarına kadar geniş bir alanda doğa geri dönüşü olmayan bir dönüşüm yaşıyor.

Dağlar oyuluyor.
Ormanlar seyreltiliyor.
Tarım arazileri betonla tanışıyor.

Sorulması gereken soru şu:
Kalkınma dediğimiz şey, doğayı eksilterek mi olur?

Topografya yalnızca yükselti farkı değildir.
Topografya bir milletin direncidir.

Toprağı zayıflayan ülkenin ekonomisi de zayıflar.
Çünkü üretim doğadan başlar.


2️⃣ Ekonomik Gerçeklik: Rakamlar ile Raf Arası Mesafe

Resmî açıklamalarda büyüme olabilir.
Ama pazarda küçülme varsa gerçek oradadır.

Orta sınıf eriyor.
Yoksulluk kalıcılaşıyor.
Gelir dağılımı adaletsizleşiyor.

Ramazan çadırları…

Evet, dayanışma kültürümüz güçlüdür.
Evet, paylaşmak erdemdir.

Ama bir ülkede insanlar “Keşke bu sofralar yılın on iki ayı sürse” diyorsa, orada bir romantizm değil, bir sistem arızası vardır.

İroni şu:
Yoksulluğu azaltmak yerine, yoksulluğu yönetiyoruz.

Sosyal yardım büyüyor.
Ama üretim aynı hızla büyümüyor.

Bir toplum yardım alarak değil, üreterek güçlenir.


3️⃣ Psikolojik Kırılma: Geleceksizlik Hissi

Ekonomik yoksulluk kadar tehlikeli olan şey, zihinsel yoksulluktur.

Gençler artık hayal değil, kaçış planı yapıyor.
Aileler çocuklarına “Oku da kurtul” diyor.
Ama kurtuluşun adresi başka ülkeler oluyor.

Toplumsal ruh hali gergin.
Öfke eşiği düşük.
Tahammül az.

Sürekli kriz yaşayan birey, savunma moduna geçer.
Savunma modunda yaşayan toplum ise yenilik üretemez.

Umut kaybı bulaşıcıdır.
Ve en ağır ekonomik krizden daha kalıcıdır.


4️⃣ Sosyolojik Ayrışma: Güven Erozyonu

Bir toplumun çimentosu güvendir.

Eğer insanlar:
“Çalışarak değil, ilişkiyle yükselirim” diyorsa,
“Adalet herkese eşit değil” kanaatindeyse,
“Kurallar kişiye göre değişir” düşüncesindeyse,

Toplum görünmez bir çatlakla bölünmüş demektir.

Zengin daha zengin,
Yoksul daha yoksul,
Orta sınıf daha kırılgan hale gelir.

Kutuplaşma arttıkça ortak akıl zayıflar.
Ortak akıl zayıfladıkça toplumsal direnç azalır.


5️⃣ Kurumların Aşınması

Eğitim sürekli değişirse kalite düşer.
Sağlık nicelik artışıyla övünürken nitelik tartışılır hale gelirse güven sarsılır.
Yargı bağımsızlığı sorgulanırsa yatırımcı da vatandaş da tedirgin olur.

Adalet duygusu zedelenmiş bir ülkede ekonomik istikrar uzun sürmez.

Çünkü ekonomi yalnızca para değildir; güven sistemidir.


6️⃣ Güvenlik ve Kırılganlık

Ekonomik zayıflık, sosyal huzursuzluk ve kurumsal aşınma birleştiğinde ülke dış baskılara daha açık hale gelir.

Enerjiye bağımlı, borca bağımlı, ithalata bağımlı bir yapı kırılgandır.

Askerî güç önemlidir.
Ama ekonomik dayanıklılık olmadan sürdürülebilir değildir.


7️⃣ İroninin Aynası

“Güçlü ülkeyiz” diyoruz.
Ama vatandaş ücretsiz yemeğe umut bağlıyor.

“Büyüyoruz” diyoruz.
Ama gençler küçülen hayallerle yaşıyor.

“İstikrar var” diyoruz.
Ama belirsizlik en istikrarlı unsur haline gelmiş.

Bu tablo kader değil.
Bu tablo tercihler zinciridir.


8️⃣ Zihniyet Değişmeden Harita Değişmez

Sorun yalnızca ekonomi değildir.
Sorun yalnızca siyaset değildir.
Sorun yönetim anlayışıdır.

Liyakat yerine sadakat,
Üretim yerine tüketim,
Uzun vadeli plan yerine günü kurtarma anlayışı hâkim olursa;

Sonuç budur.

Bir ülke yeniden ayağa kalkabilir mi?
Elbette.

Ama bunun için:

• Hukuk güvenliği sağlanmalı,

• Gelir adaleti güçlendirilmeli,

• Eğitim nitelikli hale getirilmeli,

• Doğa korunmalı,

• Kurumlar güçlendirilmeli.

Aksi halde dağlar oyulurken toplum da oyulur.


Son Söz

Bir ülkenin haritası yalnızca coğrafya değildir.
Harita; adaletin, ekonominin, umudun ve vicdanın izdüşümüdür.

Toprak kayıyorsa,
Gelir dağılımı bozuluyorsa,
Gençler bavul hazırlıyorsa,
Ramazan çadırı en istikrarlı kurum haline gelmişse…

Sorun geçici değildir.

Ve hiçbir toplum sonsuza kadar böyle gitmez.

Ya zihniyet değişir,
Ya tablo ağırlaşır.

Harita düzelsin istiyorsak, önce pusulayı ve bu zihniyeti değiştirmek gerekir.


Necat KACAN

Eğitimci – Araştırmacı Yazar


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —