Bir yurttaş ve Atatürk ilke ve devrimlerine yürekten inanmış bir nefer olarak ifade etmeliyim ki; CHP’ye yönelik eleştirilerim kişisel bir husumetin değil, onurla başı dik yaşadığımız tam bağımsız Cumhuriyet’in bekasına dair duyduğum derin kaygının sonucudur.
Şayet Atatürk’ün kurduğu bu köklü çınar, son 25-30 yılda şahsi ikbal ve koltuk hesapları yerine kurucu ilkeler doğrultusunda bir "adanmışlık" sergileseydi; bugün ne AKP ne de onun temsil ettiği çağ dışı, çürümüş zihniyet Türk milletini bu uçurumun kenarına sürükleyebilirdi.
Muhalefetin Stratejik Zafiyeti ve "Sözde Seçilmişler"
CHP yönetimi, uzun yıllardır sergilediği siyasi basiretsizlik nedeniyle bilerek veya yetersizlikleri sonucunda AKP-MHP-DEM hattının kurduğu stratejik tuzaklara düşmüştür. Radikal kararlar alamayan, statükoyu korumayı muhalefet yapmak sanan bu kadrolar yüzünden; emperyalizmi dize getirerek kurulan Cumhuriyetimiz, 21. yüzyılın bilgi çağında maalesef bir yıkım tehdidiyle karşı karşıyadır.
Modern demokrasilerde hükümet politikaları denetlenir, sosyoekonomik ve hukuksal eşitlik anayasal güvence altına alınır. Ancak bugünkü konjonktürde Türkiye, AKP eliyle modern demokrasi düzeyinden 70 yıl geriye savrulmuştur. Bu savruluşun en büyük ortağı, bu çöküşe engel olamayan etkisiz muhalefettir.
Değişim mi, "Tabela" Değişikliği mi?
Son dönemde CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu sonrası başlayan "değişim" tartışmaları, ne yazık ki sadece genel başkanlık katında hapsolmuş; ideolojik ve ilkesel bir derinliğe ulaşamamıştır. 25-30 yıldır siyaseten hiçbir varlık gösterememiş figürlerin hâlâ vitrinde olması, değişimin gerçek değil, makyajdan ibaret olduğunun kanıtıdır.
CHP’deki mevcut yönetim yapısı; milletvekillerinden belediye başkanlarına, il başkanlarından meclis üyelerine kadar en az %80-90 oranında genç, dinamik ve yıpranmamış kadrolarla yenilenmedikçe, kararlı bir eylem planının hayata geçmesi imkânsızdır.
Mevcut durum, bir muhalefet pratiğinden ziyade "parti içi elitlerin çatışması" ve "rant paylaşımı" görüntüsü vermektedir.
Demokratik Meşruiyet ve Muhalefetin Sorumluluğu
Modern demokrasilerde muhalefet, sadece eleştiren değil, toplumsal kazanımlar için "alternatif ve uygulanabilir" politikalar üreten mekanizmadır. Politik denge ve çoğulculuk, ana muhalefetin iktidar karşısında duruşuyla anlam kazanır.
Ancak son 20 yıla baktığımızda CHP; ittifak tartışmaları, ideolojik açmazlar, liderlik sorgulamaları ve bitmek bilmeyen hizip hareketleri arasında boğulmuştur. Bir yılı dahi doldurmamış bir genel başkan ve yönetimin meşruiyetinin kendi içinde dahi tartışıldığı bir ortamda, Türk milletini ikna etmeniz mümkün değildir.
Sonuç: Millete İhanet Noktası
Eğer "değişim" diyerek yola çıkıp; 4, 5 hatta 6 dönemdir koltuğunu bırakmayan belediye başkanlarını, aynı isimlerden oluşan milletvekili listelerini ve hantal örgüt yapısını korumaya devam ederseniz, milleti değişime inandıramazsınız.
Halkın vicdanındaki o ağır teşhis şudur: "AKP Cumhuriyete çöktü, siz de 25-30 yıldır CHP’ye ve belediyelere çöktünüz!" Bu algıyı yıkmadığınız sürece, Türk milletinin kurtuluş reçetesi olamazsınız.
Tarih önünde uyarıyorum:
Kendi ikbalini vatanın istikbalinin önünde tutanlar, tıpkı iş birliği yaptıkları küresel odaklar gibi tarihin tozlu sayfalarında yok olup gideceklerdir.
“25 yıldır çözüm üretemeyenler, şimdi ‘gücümüz yetmiyor’ diyerek Türk Milleti’ni aldatamaz.”
Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı