Menü Global Bakış
Rafet Ulutürk

Rafet Ulutürk

Tarih: 27.01.2026 08:05

BULGARİSTAN’DA AYDIN KIRIMI 2025: SATIRLARDAN EKRAN KARARTMALARA

Facebook Twitter Linked-in

Bulgaristan üzerine yaptığımız tarihsel yolculukta bir tespitte bulunmuştuk: 
Bu ülke, her dönem kendi "beyin hücrelerini" imha eder. 1895’te Stefan Stambolov’un ellerini kesen, 
1923’te Stamboliyski’yi vahşice katleden, 1944’te binlerce entelektüeli Belene kamplarında yok eden o karanlık el; 
bugün kılık değiştirmiş ama emekli olmamış bir şekilde karşımızda duruyor.

Bugün o el, Maria Tsantsarova’nın mikrofonunu elinden alıyor.

Modern Bir "Sivil İnfaz"
Bulgaristan’ın en saygın gazetecilerinden biri olan, bTV’nin keskin sesi Maria Tsantsarova’nın yayından çekilmesi, sıradan bir medya yönetimi kararı değildir. Bu, Bulgaristan’ın yüzyıllık "negatif seleksiyon" geleneğinin 2025 model yansımasıdır.

Helsinki Komitesi’nin de vurguladığı gibi; 2022’de aşı karşıtı propaganda yapan ama gizlice aşılanan siyasetçileri deşifre eden, 2024’te yolsuzlukların üzerine giden ve son olarak 10 Aralık’ta ekranlara üzerinde "Gerçek bir değişim zamanı" yazan kupasıyla çıkan bir gazetecinin susturulması, Bulgar demokrasisinin tabutuna çakılan son çivilerden biridir.

Hiçbir Şey Değişmedi: 1944’ten 2025’e Aynı Refleks
Hatırlayın; 1944 darbesinden sonra Bulgaristan'da okumuş olmak, soru sormak ve gerçekleri söylemek "halk düşmanlığı" sayılmıştı. Bugün ise "reyting" veya "siyasi denge" adı altında, rahatsız edici sorular soran gazeteciler sistemin dışına itiliyor.

Daha önce Anna Tsolova’nın, Genka Shikerova’nın, Miroluba Benatova’nın başına gelenler, bugün Tsantsarova’nın başına geliyor. Bu isimlerin ortak özelliği nedir? Hepsi de devlet aklının veya arkasındaki oligarşik yapının konforunu bozan isimlerdi. Bulgaristan, nitelikli insanını barındıramayan bir yapıya dönüştürülmüştür.

Korku İklimi ve "Dondurucu Etki"
Bu tasfiyelerin amacı sadece Maria’yı susturmak değildir. Amaç, geride kalanlara bir mesaj vermektir: "Eğer çok soru sorarsan, eğer güce biat etmezsen, senin de sonun ekranın dışı olur." Hukukta buna "dondurucu etki" (chilling effect) denir. Bulgar medyası bugün, 1934 Zveno darbesi sonrasındaki o puslu ve korku dolu atmosfere benzer bir sansür dalgasıyla boğuşuyor.

Sonuç: Kendi Geleceğini Kör Eden Bir Ülke
Bir ülke düşünün ki; doktorunu kampta öldürüyor, siyasetçisini sokakta parçalıyor, gazetecisini ekrandan kovuyor. Peki, geriye ne kalıyor? Geriye; bağırıp çağıran popülistler, dış güçlerin emrindeki kuklalar ve sadece cebini düşünen bir bürokrasi kalıyor.

Bulgaristan’da yaşanan bu son "medya suikastı", ülkenin kendi elitini yok etme döngüsünün bitmediğini, aksine evrildiğini kanıtlıyor. Tsantsarova’nın susturulması, sadece bir gazetecinin işsiz kalması değildir; Bulgar halkının gerçekleri öğrenme hakkına, yani demokrasinin son kırıntılarına yapılmış bir saldırıdır.

Eğer Bulgaristan, tarihsel makus talihini yenmek istiyorsa; önce kendi "seslerini" korumayı öğrenmelidir. 
Aksi takdirde, 1895’ten beri süregelen o kanlı döngü, ülkeyi bir Avrupa devleti değil, sessiz ve kimliksiz bir açık hava hapishanesine çevirmeye devam edecektir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —