Bulgaristan bir kez daha kritik bir seçim sürecine giriyor.
Ancak bu seçim sıradan bir seçim değil. Bu seçim, ülkenin hangi yöne gideceğini belirleyecek bir yol ayrımıdır.
Bugün artık mesele sadece partiler meselesi değildir.
Mesele, Bulgaristan’ın geleceği meselesidir.
Türk Seçmen Artık Stratejik Davranmalı
Bulgaristan Türkleri yıllardır seçim dönemlerinde hatırlanıyor, sonrasında ise çoğu zaman unutuluyor. Oysa gerçek şudur:
Bulgaristan Türkler olmadan yönetilemez.
Bu bir iddia değil, demografik ve toplumsal bir gerçektir.
Ancak bu güç, ancak bilinçli kullanılırsa anlam kazanır.
Türk seçmen artık şunu sormalıdır:
Kim gerçekten hukukun üstünlüğünü savunuyor?
Kim etnik gerilim üzerinden siyaset yapmıyor?
Kim ülkeyi Avrupa değerleri doğrultusunda ileri taşımak istiyor?
Kim sadece oy istiyor, kim çözüm üretiyor?
Kutuplaşma Değil, Devlet Aklı
Bugünkü parlamentoya bakıldığında, popülizm ve kutuplaşma üzerinden siyaset yapan anlayışların ülkeye zarar verdiği görülüyor. Etnik söylemler, dış düşman retoriği ve korku siyaseti Bulgaristan’ı ileri götürmez.
Ülkenin ihtiyacı olan şey:
Hukuk devleti
Yolsuzlukla mücadele
Azınlık haklarının güvence altına alınması
Ekonomik istikrar
Avrupa ile güçlü entegrasyon
Seçimlerde Mesaj Net Olmalı
Bazı partilerin uzun süredir uyguladığı siyaset tarzı artık toplumda karşılık bulmuyor. Seçmen, ülkeyi geriye götüren anlayışlara sandıkta güçlü bir mesaj vermelidir.
Seçmen, özellikle demokratik değerleri zayıflatan, kurumları yıpratan ve toplumu ayrıştıran siyasi yapılara destek vermemelidir.
Bu noktada isimler ve liderler üzerinden tartışmalar elbette yapılacaktır.
Özellikle su üç liderin disina cikilmamalidir. Cumhurbaşkanı Rumen Radev, siyasi figürler olarak Ivelin Mihaylov ve Asen Vasilev gibi aktörler farklı kesimler tarafından Bulgaristan’ın geleceği bağlamında değerlendirilmektedir.
Ancak esas mesele kişilerden öte, hangi siyasi vizyonun ülkeyi istikrara ve demokratik güçlenmeye taşıyacağıdır.
Bu Sadece Türklerin Meselesi Değil
Bu çağrı yalnızca Bulgaristan Türklerine değildir.
Bu çağrı, Bulgaristan’ı seven, geleceğini düşünen, çocuklarının Avrupa standartlarında bir ülkede yaşamasını isteyen herkese yöneliktir.
Eğer ekonomi zayıflarsa,
Eğer hukuk devleti yara alırsa,
Eğer kurumlar çökerse,
Bunun zararı sadece bir etnik gruba değil, tüm ülkeye olur.
Sandıkta halk
Son Sözü Söyler
Bulgaristan zor bir dönemden geçiyor. Siyasi istikrarsızlık, ekonomik belirsizlik ve toplumsal gerginlik ülkeyi yıpratıyor.
Ancak demokrasilerde son sözü halk söyler.
Bu gidişatı değiştirecek olan da sandıktır.
Bunu ancak bilinçli seçmen durdurabilir.
Artık mesele bir parti meselesi değil,
bir gelecek meselesidir.
Bulgaristan yok oluşa değil;
hukuka, istikrara ve birlikte yaşama doğru gitmelidir.
Ve bunu başaracak olan siyasetçiler değil,
halkın kendisidir.