Rafet Ulutürk

Tarih: 20.02.2026 13:14

Bulgaristan yeni ve kritik bir döneme girmiştir.

Facebook Twitter Linked-in


Siyasi değişimlerin ve yoğun toplumsal tartışmaların yaşandığı dönemlerde karşıtlıkların içinde kaybolmak kolaydır. Partiler kendi pozisyonlarını savunur, kurumlar arasında görüş ayrılıkları yaşanır, kamuoyu yorum ve eleştirilerle dolup taşar. Ancak tüm bunların üzerinde durması gereken temel ilke şudur: Her şey Bulgaristan için olmalıdır.

Ülke yeni ve kritik bir döneme girmiştir. Geçici hükümetin yemin etmesiyle birlikte Bulgaristan 19 Nisan’da yapılacak erken genel seçimlere hazırlık sürecine başlamıştır. Başbakan Andrey Gürov liderliğindeki kabine, siyasi açıdan hassas bir dönemde kurumsal istikrarı sağlama sorumluluğunu üstlenmiştir. Ancak daha ilk günlerden itibaren yönetimin ciddi tartışmalar ve siyasi gerilimlerle karşı karşıya olduğu görülmektedir.

Cumhurbaşkanı İliyana Yotova, kabinenin kendi kişisel tercihi olmadığını belirtmiş, bazı isimlere dair çekincelerini dile getirmiş ve kurum olarak verilen taahhütlerin yakından takip edileceğini vurgulamıştır. Bu durum, önümüzdeki süreçte kurumlar arası denge ve denetim tartışmalarının süreceğini göstermektedir.

Muhalefet partilerinin tepkileri de gecikmemiştir. GERB, siyasi sorumluluğun cumhurbaşkanında olduğunu savunurken, “İma Takav Narod” Başbakan Gürov’un Bulgaristan Merkez Bankası’ndaki görevinden ayrılma süreci hakkında hukuki bir mesele gündeme getirmiştir. Resmi yazı ve hukuki dayanaklar yetkilerin göreve başlama ile sona erdiğini gösterse de siyasi tartışmaların sürmesi muhtemeldir.

Ancak tüm bu polemiklerin ötesinde daha önemli bir konu vardır: seçim sürecine duyulan güven. Erken seçim dönemlerinde siyasi partilerin ve devlet kurumlarının sorumluluğu daha da artar. Geçici hükümetin temel görevi, adil, şeffaf ve huzurlu bir seçim ortamı sağlamaktır. Toplumsal güven, parti çıkarlarının üzerinde tutulmalıdır.

Kabinede Türk isimli kişilerin yer alması ve geçmişte İstanbul’da BULTÜRK organizasyonunu ziyaret etmiş olan Ivan Hristanov’un bulunması da kamuoyunda dikkat çekmiştir. Ayrıca ekipte Ankara Büyükelçiliği görevini üstlenmiş diplomatik deneyime sahip isimlerin yer alması da vurgulanmaktadır. Bu durumlar farklı şekillerde yorumlanmış olsa da, bu tür atamaların ideolojik çerçevelerle değil, profesyonellik, liyakat ve ulusal çıkar perspektifiyle değerlendirilmesi gerekir.

Bulgaristan ile Türkiye arasında tarihsel ve insani bağlar vardır. Komşu ülkeler olarak ilişkilerin karşılıklı saygı ve pragmatik iş birliği temelinde yürütülmesi esastır. Dış politika, iç siyasi polemiklerin aracı değil, Bulgaristan’ın çıkarlarını koruyan bir alan olmalıdır.

Bulgaristan’daki Türk toplumu ülkenin ayrılmaz bir parçasıdır. Demokrasiye geçişten bu yana Türk kökenli Bulgaristan vatandaşları ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine aktif katkı sağlamaktadır. Talepleri nettir: ayrıcalık değil, eşitlik; imtiyaz değil, ayrımcılığın olmaması.

Bugün mesele ayrışma değil, tam ve etkin katılımdır. Yıllar boyunca farklı siyasi temsil modelleri denenmiştir. Ancak giderek daha net anlaşılmaktadır ki istikrarın anahtarı, ulusal çıkar etrafında birliktir. Kökeni ne olursa olsun tüm vatandaşların ortak paydası Bulgaristan’dır.

“Vatan” kavramı soyut değildir; nesillerle, hafızayla ve aidiyetle ilgilidir. Dedelerimizin yaşadığı, çocuklarımızın büyüdüğü topraklar ortak evimizdir. Gelecek kimlik temelli ayrışmayla değil, ortak sorumlulukla inşa edilmelidir.

Yaklaşan seçimler yalnızca partiler için değil, toplumun olgunluğu için de bir sınav olacaktır. Aşırı milliyetçi söylemler ve ayrıştırıcı dil sürdürülebilir bir gelişim sağlamaz. Bulgaristan’ın ihtiyacı hukukun üstünlüğü, güçlü kurumlar, ekonomik vizyon ve toplumsal güvendir.

Güçlü bir devlet bölünmeyle değil, ortak hedefler etrafında birlikle kurulur. Bulgaristan’ı parti çıkarlarının, kişisel hırsların ve kısa vadeli siyasi hesapların üstüne koyduğumuzda demokrasimiz daha olgun, toplumumuz daha dayanıklı hale gelir.

Her şey Bulgaristan için olmalıdır – bir slogan olarak değil, gerçek bir sorumluluk olarak. Ancak bu şekilde tüm vatandaşlar için istikrarı, adaleti ve onurlu bir geleceği garanti edebiliriz.

Bizler BULTÜRK Derneği olarak bu olumlu gelişmeleri destekliyor ve devamını diliyoruz. Başbakanın ve ekibinin adil ve başarılı bir seçim süreci hazırlayacağına inanıyor, kendilerine başarılar diliyoruz.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —