Bu Millet Oldu Bittiye Gelmez!
Bazen tek bir görüntü, binlerce sayfalık analizden daha fazlasını anlatır. Karlar içinde, doğayla baş başa kalmış bir adam… Eliyle bir yaban domuzunu yakalamış. İlk bakışta şaşırtıcı, hatta abartılı bulunabilir. Ama bu kare, aslında bu coğrafyada yaşayan insanın karakterini, reflekslerini ve hayata bakışını özetleyen güçlü bir semboldür.
Bu millet, mutfakta gaz kaçağı var mı diye cihaz beklemez; çakmağı yakar, kokunun kaynağına bakar. Elbette bu bir “teknik tavsiye” değil, bir zihniyet tarifidir. Risk alır, korkmaz, sezgisine güvenir. Zor şartlarda ayakta kalmayı, imkânsız denileni mümkün kılmayı tarih boyunca defalarca başarmış bir milletten söz ediyoruz.
Bugün bu toplumu, masa başında çizilmiş senaryolarla, sosyal medyada üretilmiş benzetmelerle, “oldu bitti” siyasetleriyle yönlendirebileceğini sananlar, büyük bir yanılgı içindedir. Dün Latin Amerika’dan bir liderin fotoğrafını alıp, bugün Türkiye’ye yamamaya çalışanlar; toplumların tarihini, sosyolojisini ve hafızasını yok sayan zavallı bir kolaycılığın peşindedir.
Maduro’nun yerine Erdoğan’ın fotoğrafını koyarak akıl verdiğini zannedenler şunu anlamıyor: Bu ülke, dışarıdan ithal benzetmelerle okunamaz. Türkiye, ne Venezuela’dır ne de başka bir ülkenin kopyasıdır. Kendi iç dinamikleri, kendi krizleri, kendi çözümleri vardır. Bu millet, sandığını da, sokağını da, devletini de gerektiğinde nasıl koruyacağını çok iyi bilir.
Kapitalist merkezlerin, küresel aklın ya da “uluslararası kamuoyu” denilen belirsiz gücün, bu toplumu köşeye sıkıştırabileceğini düşünenler, tarihe bir kez daha bakmalıdır. Kurtuluş Savaşı’nda yoklukla imtihan olmuş, darbelerle sınanmış, ekonomik krizlerle terbiye edilmeye çalışılmış, ama her seferinde kendi yolunu bulmuş bir halktan bahsediyoruz.
Elinde domuz tutan o adam, aslında şunu söylüyor:
“Ben korkmam. Ben beklemem. Ben teslim olmam”.
Bu yüzden buradan açıkça ifade etmek gerekir…
Bu millet kapitalistlerin oldu bittisine asla gelmez. Sosyal medyada üretilen sığ akıllara, ithal korkulara ve yapay senaryolara da prim vermez. Aklını kiraya vermeyen bu toplum, zamanı geldiğinde kimin samimi, kimin figüran olduğunu mutlaka ayırt eder.
Tavsiyemiz nettir…
Başkalarının fotoğraflarıyla, başkalarının hikâyeleriyle bu millete yön vermeye kalkmayın.
Aklınızı başınıza alın. Çünkü bu millet, kendini küçümseyeni de, hafife alanı da tarih boyunca affetmemiştir.