Gökalp Şentürk

Tarih: 20.01.2026 10:18

Bir İmza ile Çalınan Hayat

Facebook Twitter Linked-in

“Gel abim… 
Sana 100 bin lira maaş, altına araba. Bayileri gezeceksin.”
Her şey böyle başlıyor.
Tatlı dil, bol vaat, bol para…
Bir gencin hayallerini süsleyecek ne varsa masaya konuyor.
22 yaşında bir çocuk…
Hayat tecrübesi yok.
Devlet nedir, vergi nedir, şirket nedir bilmiyor.
Ama karşısındaki “abi” çok biliyor.
Çok konuşuyor.
Çok güven veriyor.
Bir-iki ay geçiyor.
Samimiyet artıyor.
Abi-kardeş oluyorlar.
Sonra o cümle geliyor:
“Benim resmi bir sıkıntım var.
Şirketi 2-3 aylığına senin üstüne alsak… Bana güvenir misin?”
Çocuk anlamıyor.
“Nasıl yani abi?” diyor.
Abi anlatıyor:
“Vergi borcu çıktı, devlet el koyacak, geçici bir şey…”
Ve çocuk, bir imzayla hayatını devrediyor.
Burada herkes şunu bilsin:
Türk Ticaret Kanunu’na göre şirketi devralan kişi, devralma tarihinden önceki ve sonraki borçlardan sorumlu tutulabilir.
“Ben bilmiyordum” demek, maalesef mahkemelerde çoğu zaman kurtarmaz.
Sonra ne oluyor biliyor musunuz?
Abi yok.
Telefon yok.
Adam yok.
Şirket var.
Ama içinde tek bir araba yok.
Tek bir mal yok.
Ama 100 milyonun üzerinde borç var.
Hukuken bu noktada tablo çok ağırdır:
Vergi borçları, SGK borçları, çek-senetler, kamu alacakları şirketle birlikte yeni sahibin peşine düşer.
Üstelik devlet alacaklarında “iyi niyet” savunması çoğu zaman dikkate alınmaz.
Belki naylon faturalar…
Belki sahte işlemler…
Belki organize bir suç zinciri…
Eğer naylon fatura varsa:
Bu sadece borç meselesi değildir.
Bu işin ucu ceza davalarına, hatta hapis cezalarına kadar gidebilir.
“Ben kullanmadım, ben düzenlemedim” demek her zaman yeterli olmaz;
çünkü imza senindir.
Ve geriye kalan tek şey:
Korkudan titreyen bir çocuk.
“Babam beni öldürür” diyen bir genç.
Kanunen iş işten geçmiş olabilir.
Devralma tarihi sorulur.
“Neredeydin şimdiye kadar?” denir.
Hukuk şunu sorar:
– Devralırken neden araştırmadın?
– Mali müşavire neden sormadın?
– Defterleri neden incelemedin?
Kanun acımasızdır.
Çünkü 18 yaşını geçen herkes, kanuna göre yetişkindir.
Ama hayata göre değildir.
Anne-babalar…
Buradan size sesleniyorum.
Çocuklarınızla konuşun.
Bağırarak değil.
Azarlayarak değil.
Kırarak hiç değil.
Güzel güzel anlatın.
Şirket ne demek, imza ne demek, sorumluluk ne demek öğretin.
Unutmayın:
Bir şirket devri, sıradan bir kağıt işi değildir.
Bir imza, ömür boyu sürecek hukuki sonuçlar doğurabilir.
Gençler…
Kimsenin samimiyetine kanmayın.
Kimse durduk yere size maaş, araba, yetki vermez.
Bir gün biri size “şirketi üstüne al” diyorsa, bilin ki altında bir felaket vardır.
Herkes E-Devlet’ine girsin.
“İkinci sorumluluğum” kısmını kontrol etsin.
Üzerinizde şirket var mı, yok mu bakın.
Ayrıca ticaret sicil kayıtlarınızı, vergi dairesi ve SGK borç durumunuzu da mutlaka sorgulayın.
Bir şey fark ederseniz gecikmeden savcılığa ve ilgili kurumlara başvurun.
Zaman geçtikçe hak kaybı büyür.
Bu yazıyı paylaşın.
Kardeşinize gönderin.
Arkadaşınıza gönderin.
Anne-babanıza okutun.
Bir imzayla çalınan bu hayat, son olsun.
Gençlerimize küsmeyin.
Gençlerimize bağırmayın.
Gençlerimizi koruyun.
Çünkü bu düzen, en çok temiz çocukları avlıyor.

Stratej Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —