Menü Global Bakış
Rafet Ulutürk

Rafet Ulutürk

Tarih: 21.03.2026 11:02

Bayramı Çocukların Gözünde Aramak

Facebook Twitter Linked-in

Bayram Sabahının İki Yüzü

Bayram sabahlarının kendine özgü bir sesi vardır. Bir yanda erkenden uyanan çocukların heyecanı, ütülenmiş kıyafetlerin hışırtısı, kapı ziline karışan kahkahalar… Diğer yanda ise sessiz uyanan evler. Kapısı çalınmayan, bayramlıkları olmayan, bekleyişin bile alışkanlığa dönüştüğü hayatlar.

Bir çocuk bayram sabahına umutla uyanıyorsa, orada bayram vardır.
Ama bir başka çocuk aynı sabaha eksiklik duygusuyla uyanıyorsa, bayram henüz tamamlanmamıştır.

Bir Çocuğun Kalbinde Başlayan Bayram

Çocuk için bayram, yalnızca şeker ya da harçlık değildir.
Görülmektir. Hatırlanmaktır. Değerli hissetmektir.

Bir yetişkinin eğilip onun göz hizasına inmesi, adını söylemesi, onu gerçekten dinlemesi… İşte bayram tam da bu anlarda başlar. Çünkü çocuklar pahalı hediyeleri değil, kendilerine nasıl hissettirildiğini hatırlar.

Bu yüzden bayram, eşyanın değil duygunun içinden yaşanır.

Sessiz Kalan Çocuklar

Her bayram, bazı çocukların içindeki boşluğu biraz daha büyütür.

Yoksulluk, parçalanmış aileler, göç, afetler, ihmal…
Bazı çocuklar hayatın yükünü çok erken taşır. Bayram geldiğinde onlar da bilir; ama hissettikleri şey çoğu zaman heyecan değil, eksikliktir.

İşte bayram tam burada sınanır:
Sadece sevinenlerin sevincini çoğaltmak mı, yoksa sessiz kalanları da duymak mı?

Bayramın Unutulan Ahlakı

Bayram, sadece kutlanan bir gün değildir.
Başkasının eksiğini incitmeden tamamlayabilme ahlakıdır.

Bugün çoğu zaman bayramı kendi çevremizde, kendi imkânlarımız içinde yaşıyoruz. Oysa bayramın doğasında taşmak vardır. Sadece kendi çocuğunu sevindirmek yetmez; asıl mesele, unutulmuş bir çocuğu hatırlayabilmektir.

Çünkü gerçek bayram, paylaşılmadan tamamlanmaz.

İyiliğin Biçimi Kadar Üslubu

Bir çocuğu sevindirmek, sadece bir şey vermek değildir.

Nasıl verdiğiniz de önemlidir.
Onurunu koruyarak, incitmeden, mahcup etmeden…

Gösterişe dönüşen iyilik, bayramın ruhunu zedeler.
Oysa en kıymetli iyilik, sessiz olanıdır. Bir çocuğun kalbinde iz bırakır ama kimseye gösterilmez.

Sadece Vermek Değil, Anlamak

Bugün birçok çocuk sadece maddi değil, duygusal yoksunluk da yaşıyor.

Sürekli susturulan, kıyaslanan, ciddiye alınmayan çocuklar için bayramın neşesi eksik kalır. Bu yüzden çocukları sevindirmek, onlara yaklaşımımızı değiştirmekle başlar.

Onları dinlemek…
Sohbetin parçası yapmak…
Oyunlarına katılmak…

Bazen bir çocuğun bayramı, sadece “önemsendiğini” hissettiği o birkaç dakikadır.

Kaybolan Mahalle, Daralan Sevinç

Eskiden bayram mahalleydi.
Komşular birbirinin çocuğunu tanır, eksik olan fark edilirdi.

Bugün aynı apartmanda yaşayanlar bile birbirine yabancı. Çocukların sevinci daraldı, bireyselleşti. Oysa bayram, bu kapanmayı kırmak için vardır.

Bir apartmandaki tüm çocukları düşünmek, bir mahallenin eksiklerini gözetmek…
İşte bayramı yeniden büyüten şey budur.

Bir Çocuğu Sevindirmek, Geleceği Onarmaktır

Bugün sevindirdiğimiz çocuklar, yarının insanlarıdır.

Bir çocuğun kalbine bırakılan küçük bir iyilik, büyüdüğünde başkalarına taşacak bir merhamete dönüşür. Ama ihmal edilen çocukların kalbinde hayat erken sertleşir.

Bu yüzden bayramda yapılan her iyilik, sadece bugüne değil, geleceğe yazılır.

Kendimize Sormamız Gereken Soru

Belki de bu bayram en önemli soru şudur:

Ben kimi sevindirdim?

Zaten mutlu olan bir çocuğu biraz daha mutlu etmek mi,
yoksa hiç beklemeyen bir çocuğun hayatına küçük bir ışık olmak mı?

Gerçek Bayram Nerede?

Bayram sofralarda değil, çocukların gözlerinde aranmalı.

Bir çocuğun yüzünde beliren o ani gülümseme…
Beklemediği bir anda gelen bir ilgi…
“Ben de değerliyim” duygusu…

İşte bayram tam olarak budur.

Gelin bu bayramı biraz daha geniş yaşayalım.

Sadece kendi evimizin değil, bir başkasının kalbinin de kapısını aralayalım.
Bir çocuğun bayramı olalım.

Çünkü unutmayalım:
Bir toplum, çocuklarını sevindirebildiği kadar bayram yapabilir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —