Türk bayrağı, bu milletin en kutsal sembollerinden biridir. Çanakkale'de Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi omuz omuza savaşarak bu toprakları birlikte savundu. Bu bayrak, o günden bugüne her vatandaşın ortak mirasıdır. Bugün PYD’lilerin bu bayrağa uzanması sadece bir provokasyon değil, aynı zamanda bu birliğe yapılmış bir saldırıdır.
Şimdi burada iki önemli nokta var. Birincisi, Kürt kardeşlerimize sesleniyoruz: Çanakkale’de bu vatanı birlikte kurduğumuz gibi, bu bayrağa da birlikte sahip çıkmalıyız. Etnik köken fark etmeksizin, bu bayrak hepimizin ortak değeri. O halde bu tür saldırılar karşısında hep birlikte durmalıyız.
İkinci önemli nokta ise şudur: Bu olayda sorumluluk taşıyan yetkililer, özellikle de sınır hattında görev yapan garnizon komutanları ve yetkili merciler derhal hesap vermelidir. Daha önce bu tür saldırılara karşı devletin net ve caydırıcı refleksleri ortadayken, bugün gereken müdahale neden yapılmamıştır? Bu sorumluların derhal açığa alınması, gerekiyorsa görevden el çektirilmesi şarttır. Devletin ciddiyeti, ancak bu şekilde sağlanır. Kınama yetmez, icraat gerekir. Bayrağımıza uzanan ellerin karşısında devletin kırmızı çizgisi net olmalı ve bu çizgiyi korumakta zafiyet gösterenler de bunun hesabını vermelidir.
Ayrıca, bu noktada şunu da vurgulamak gerekir: Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgeden çekilmesiyle PYD’lilerin her zamanki gibi yüz üstü bırakıldığı ortadadır. ABD’nin, hiçbir zaman PYD’ye gerçek anlamda bir devletçik kurdurma niyetinde olmadığı ve onları stratejik çıkarlar sona erdiğinde sahada yalnız bıraktığı bir kez daha görülmüştür. Bu da gösteriyor ki, bu tür dış güçlere bel bağlayanların sonu hüsrandır. Dolayısıyla kendi iç birliğimiz ve bayrağımız etrafında kenetlenmekten başka çaremiz yoktur.
Sonuç olarak, hem millet olarak birlik içinde bu bayrağa sahip çıkmalı, hem de yetkililerin sorumluluk almasını sağlamalıyız. Gereği yapılmalı, devletin caydırıcılığı ve milletin birlik ruhu asla zedelenmemelidir.