
Gerçek Atatürkçü ve Kemalist Yurtsever Cumhuriyetçi Aydınlara Çağrı ve Davet.!
Yolu yolumuz, ülküsü ışığımız olan onurlu Atatürkçüler ; Kemalist, yurtsever aydın Cumhuriyet sevdalıları!
Bugün, üzerini örtmeye çalışan tüm gölgelere inat; eşsiz önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü, bizzat kendi cümlelerinden süzülen o berrak gerçeklikle yeniden tanımaya var mısınız?
Gelin, "Atatürk’e göre Atatürk kimdir?" sorusunun cevabını; hırslarından arınmış, vatanıyla bütünleşmiş bir dehanın kendi ağzından dinleyelim.
[Gelişme Bölümü: O’nun Kendi Anlatımıyla "İki Mustafa Kemal"]"
İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal...
İkinci Mustafa Kemal, onu 'ben' kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir.
O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz.
Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur! Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir.
Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız
bu kâfidir. Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.
Ben, manevî miras olarak hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır.
Zaman süratle dönüyor; böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.
Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir!
Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evlâdı kalmalıyım.
Mal ve mülk bana ağırlık veriyor; bunları soylu milletime geri vermekle büyük ferahlık duyuyorum.
Zenginlikten ne çıkar; insanın serveti, kendi manevî şahsiyetinde olmalıdır! Benim için dünyada en büyük mevki ve mükâfat, milletin bir ferdi olarak yaşamaktır.
Eğer ben milletime herhangi bir hizmette bulunmuşsam, bu hizmetin temel kaynağı, saygı ve sevgiyle bağlı olduğum aziz milletimdir."
Sonuç : Vizyoner Dehanın Mirası
Atatürk’ün bu sözleri; onun sadece bir asker veya devlet adamı değil, 21. yüzyılın bilgi çağını dahi çok önceden okumuş evrensel bir strateji dehası olduğunu kanıtlamaktadır.
Bugün dünya, onun vizyonu ve sarsılmaz mantığı önünde hâlâ saygıyla eğiliyorsa, bu bir tesadüf değildir.
"Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir" diyen bir iradeyi; "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" diyen bir akılcılığı henüz aşabilmiş bir dünya lideri gelmemiştir.
Yüz yıl önce cepheden cepheye koşarken "Cumhuriyet; fikri hür, vicdanı hür nesiller ister" diyerek eğitim ordusuna (öğretmenlere) en büyük sorumluluğu yükleyen bu büyük dehanın kurduğu ülkede; eğitimin bugün geldiği nokta, hepimiz için bir uyanış ve öze dönüş vesilesi olmalıdır.
Onun dünyaya damga vurmuş, çağları aşan o eşsiz ilkeleri, yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir:
• " Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
• " Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir."
• "Yurtta sulh, cihanda sulh."
• "Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir.
Cumhuriyeti biz kurduk, onu devam ettirecek sizlersiniz.
"Bu ifadeler, Atatürk'ün sadece bir devrimci değil, insanlık onurunu ve bilimin üstünlüğünü rehber edinmiş bir bilge olduğunun en somut göstergesidir. Onun mirası büstlerde değil, hür fikirlerde yaşamaktadır.
Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı