Türkiye’de uzun yıllardır bilinçli biçimde üretilen bir algı var:
Sanki Atatürkçülük ile dindarlık iki ayrı cepheymiş gibi…
Bu yaklaşım hem tarihsel hem mantıksal hem de sosyolojik olarak temelsizdir. Çünkü karşı karşıya getirilen şeyler aynı kategoride değildir.
Din; insanın Allah ile kurduğu bağdır.
Atatürkçülük ise bir devlet ve toplum anlayışıdır.
Birinin alanı iman ve vicdandır.
Diğerinin alanı milli egemenlik ve kamusal düzendir.
Bir insanın dindar olması Atatürkçü olmasına engel değildir.
Bir insanın Atatürkçü olması da dindar olmasına engel değildir.
Atatürk’ün Mücadelesi Neydi?
Mustafa Kemal Atatürk bir inanç sistemi kurmadı; bir Cumhuriyet kurdu. Mücadelesi dine karşı değil; işgale, bağımlılığa ve geri kalmışlığa karşıydı.
Onun hedefi, dini siyasetin tahakküm aracı olmaktan çıkarmaktı. Çünkü devlet bir dini yorumun kontrolüne girerse hem devlet zayıflar hem din siyasetin gölgesinde kirlenir.
Bu yüzden laiklik, dine karşı bir ilke değil; dinin istismar edilmesini önleyen bir ilkedir.
Atatürk Düşmanlığı Nereden Besleniyor?
Atatürk düşmanlığının birkaç temel kaynağı vardır:
1. Siyasal Hesap
Toplumu ikiye bölmek, kısa vadeli siyasi kazanç sağlar. “Ya bizdensin ya onlardan” dili üzerinden kimlik savaşı üretmek kolaydır. Bu yüzden bazı çevreler dini, bazı çevreler de Atatürk’ü araçsallaştırır.
2. Tarih Bilgisizliği
Cumhuriyet’in kuruluş sürecini “din tasfiyesi” gibi okumak tarihsel bağlamı görmemektir. Oysa Osmanlı’nın çöküşü ve yeni bir devletin inşası bir zorunluluktu. Bu bir medeniyet inkârı değil, devlet aklının yeniden yapılanmasıydı.
3. İdeolojik Saplantı
Atatürkçülüğü dogmatik bir kutsal metne dönüştüren anlayış da yanlıştır; dini sadece siyasi kimlik kartına indirgeyen anlayış da.
Her iki uç da toplumu merkezden uzaklaştırır.
Gerçek Türkiye Gerçeği
Bu millet hem inançlıdır hem Cumhuriyetçidir.
Hem ezanı sever hem bayrağı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi dualarla açılmıştır. Cumhuriyet, milletin iradesini esas almıştır. Milletin iradesi ise bu toprakların inanç dünyasından bağımsız değildir.
Dolayısıyla “gerçek Müslüman Atatürkçü olmaz” ya da “gerçek Atatürkçü dindar olmaz” cümleleri bilinçli biçimde üretilmiş yapay karşıtlıklardır.
Atatürkçülük Neyi Savunur, Dindarlık Neyi?
Atatürkçülük:
• Bağımsızlık ister
• Milli egemenlik ister
• Bilimi ve aklı rehber alır
Dindarlık:
• Ahlakı esas alır
• Adaleti savunur
• Kul hakkını gözetir
Bağımsızlık ile ahlak çatışmaz.
Bilim ile inanç çatışmaz.
Adalet ile milli egemenlik çatışmaz.
Çatışma, kavramları araçsallaştıran zihniyette doğar.
Kişisel Duruş
Ben hem Atatürkçüyüm hem dini değerlerimi yaşıyorum.
İnancım zayıf değil; bilinçlidir.
Cumhuriyet’e bağlılığım sloganik değil; düşünsel bir tercihtir.
Secde ile Cumhuriyet arasında çelişki yoktur.
Kur’an ile akıl arasında çelişki yoktur.
İnanç ile bağımsızlık arasında çelişki yoktur.
Çelişki, bunları karşı karşıya koyan zihinlerdedir.
Sonsöz : Kimlik Savaşları Üzerinden Toplum İnşa Edilmez
Atatürkçülük bir din değildir.
Dindarlığın alternatifi hiç değildir.
Bu iki değeri çatıştırmak iyi niyetli bir yaklaşım değildir. Bu, toplumu zayıflatma yöntemidir.
Türkiye’nin ihtiyacı; kimlik kamplaşması değil, ortak akıldır.
Hem inançlı hem özgür, hem ahlaklı hem çağdaş bir toplum mümkündür.
Ve bu mümkünü imkânsız gibi göstermeye çalışanlar, aslında bu milletin ortak paydasından rahatsız olanlardır.
Necat KACAN
Eğitimci – Araştırmacı – Yazar