Kadir Uğur Yılmaz

Tarih: 22.01.2026 14:40

Atatürk İlkeleri: Unutulan Yolun Işığı

Facebook Twitter Linked-in

Sevgili okurlarım,
Bir milletin pusulası, ilke ve değerleridir. Yönünü kaybeden toplumlar, rüzgârın önünde savrulan yaprak misali bir oraya bir buraya sürüklenir. Bizim pusulamız ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün altı temel ilkesidir. Ne yazık ki bugün bu ilkelerden bahsedilince, bazı kesimler yüzünü buruşturuyor; çünkü biliyorlar ki Atatürk ilkeleri, kişisel menfaatleri, çıkar düzenini ve cehalet siyasetini yerle bir eder.
Cumhuriyetçilik, egemenliği saraylardan alıp millete vermenin adıdır. Sandığın, halkın namusu olduğunu bize öğreten ilkedir. Cumhuriyet demek, “ben” değil “biz” demektir. Bugün hâlâ “tek adam” hevesine kapılanlara bu ilkeyi hatırlatmak boynumuzun borcudur.
Milliyetçilik, kimseyi dışlamadan Türk milletinin onurunu ve birliğini korumaktır. Atatürk’ün milliyetçiliği ırk değil, ülkü birliğine dayanır. “Ne mutlu Türk’üm diyene” derken kimseyi ötekileştirmedi; tam tersine, Türk milletine aidiyet duygusunu kazandırdı. Bugün bölücülüğün, etnik siyasetin ve dış destekli ayrılıkçılığın panzehiri yine bu ilkedir.
Halkçılık, “efendi milletin kendisidir” diyen bir anlayıştır. Halkın alın terini hiçe sayan, emekçiyi görmezden gelen, yoksulun sofrasına yabancı kalan hiçbir iktidar halkçı olamaz. Halkçılık, sadece seçim zamanı hatırlanacak bir kavram değil, yönetimin vicdanıdır.
Devletçilik, sadece fabrika kurmak değil, milleti korumaktır. Ekonomi, yabancı sermayenin ya da bir avuç zenginin oyuncağı olamaz. Devlet, milletinin çıkarına gerektiğinde ekonomiye yön verir, gerektiğinde elini taşın altına koyar. Devletçilik, bağımsızlığın ekonomik boyutudur.
Laiklik, hür düşüncenin teminatıdır. Din Allah ile kul arasındadır, siyasetçinin oy sandığıyla arasında değil! Laiklik sayesinde bu topraklarda her inanç özgürce yaşanabilir. Laiklik olmadan ne demokrasi olur ne de adalet. Dini siyasete alet edenler, aslında dine de devlete de ihanet eder.
Ve İnkılapçılık, yani devrimcilik... Bu ilke, geçmişe saplanıp kalmamanın, sürekli ileriye yürümenin adıdır. Atatürk “Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir” derken, körü körüne bağlılık değil, sürekli yenilenmeyi işaret etmiştir. Bugün çağ dışı anlayışlarla mücadele etmek, Atatürk’ün devrimciliğine sahip çıkmaktır.
Sevgili dostlarım,
Bu ilkeler sadece geçmişin değil, geleceğin de teminatıdır. Atatürk ilkeleri yaşadıkça Türkiye güçlü kalır; Türkiye güçlü kaldıkça Türk milleti onurlu yaşar.
Unutmayalım: Bir millet, ilkesini kaybederse istikametini de kaybeder.
O yüzden pusulamızdan şaşmayacağız. Çünkü bu topraklarda Atatürk ilkeleri sadece bir hatıra değil, bir varoluş mücadelesidir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —