Bu ülkenin yoksul halkının vergileriyle saltanat sürenlere, kamu gücünü kişisel çıkarına çevirenlere, çocuklara yönelik suçlarda cezasızlığı alışkanlık hâline getirenlere hangi hukuk soruyu sordu?
Sorulmadı. Çünkü hukukun soramadığı yerde keyfilik konuşur.
Oysa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 6. maddesi çok açıktır:
“Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir.”
Bu yetki, hiçbir kişi, zümre ya da sınıfa devredilemez.
Peki bugün egemenliğin sonucu olan refah, adalet ve eşitlik nerededir?
Anayasa’nın 2. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir hukuk devleti olarak tanımlar.
Hukuk devleti; harcamada şeffaflık, yönetimde denetim, suçta cezasızlığa izin vermemek demektir.
Kamu kaynaklarının ölçüsüzce harcandığı, denetimin işlemediği bir yerde hukuk devleti sadece kâğıt üzerindedir.
Anayasa’nın 10. maddesi eşitliği emreder.
Ancak bugün emekli ile saray harcamaları arasında uçurum varsa, memur açlık sınırında yaşarken bir avuç imtiyazlı refah içindeyse bu madde fiilen ihlal edilmektedir.
Anayasa’nın 60. maddesi, sosyal güvenlik hakkını güvence altına alır.
Emekliyi sefalet ücretine mahkûm etmek açık bir anayasal hak ihlalidir.
Bu, tercih değil; hukuka aykırılıktır.
Anayasa’nın 55. maddesi, ücretin insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacak şekilde belirlenmesini zorunlu kılar.
Bugün memura ve asgari ücretliye dayatılan ücret politikası, bu maddenin ruhuna da lafzına da aykırıdır.
Ceza hukukunda temel bir ilke vardır: Cezasızlık, suçu teşvik eder.
Çocuklara yönelik cinsel suçlarda etkin soruşturma yapılmaması, caydırıcı cezaların uygulanmaması, sadece ahlaki değil aynı zamanda hukuki bir çöküştür.
Üç yıldır düzelmeyen bir ekonomi “geçici” değildir.
Bu, yanlış politikaların süreklilik kazanmasıdır.
Anayasa’nın 166. maddesi, ekonomik planlamanın kamu yararı doğrultusunda yapılmasını emreder.
Kamu yararı yoksa, yapılan iş anayasal değildir.
Hukukun olmadığı yerde sadakat istenir.
Ama bu ülkede sadakat değil, hesap verme yükümlülüğü esastır.
Çünkü hukuk devleti, yönetenin değil, yönetilenin korunması için vardır.
Bu millet lütuf istemiyor.
Anayasa’da yazan haklarının uygulanmasını istiyor.
Ve şunu herkes bilsin:
Hukuk sustuğunda, toplum konuşur.
Hesap sorulmayan her gün, yarın daha ağır bir yargının kapısını aralar.