CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ABD’nin Venezuela müdahalesi ve Nicolas Maduro’nun gözaltına alınması sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirdi. Yazılı bir açıklama yayımlayan Özel, Erdoğan’ın geçmişte "kardeşim" dediği Maduro’ya yönelik operasyon karşısında Trump korkusu nedeniyle sessiz kalmasını ifade ederek bunu "siyasi bir tutarsızlık" olarak nitelendirdi.
(Özel'in açıklamasının tamamı metnin altında...)
----------
Özgür Özel’in bu çıkışını, rasyonel bir dış politika perspektifiyle analiz edebilim...
Devlet Yönetimi Duygularla Değil, Dengelerle Yürütülür
Siyasette "kardeşlik" ve "dostluk" gibi kavramlar, çoğu zaman diplomatik bir dilin parçasıdır; ancak devletlerin asıl pusulası stratejik sabır ve millî menfaatlerdir.
1. Diplomasi Bir "Hep ya da Hiç" Oyunu Değildir
Uluslararası hukukta bir ülkenin iç işlerine müdahale edilmesi (darbe veya zorla alıkoyma) her ne kadar kabul edilemez olsa da, Türkiye gibi bölgesel bir gücün lideri, her kriz anında aceleci bir tavır sergilemek yerine bekle-gör politikasını tercih edebilir. Trump ve Maduro arasındaki bu gerilimde sessiz kalmak, darbeyi desteklemek değil; Türkiye'nin Washington ve Karakas arasındaki kırılgan dengede kendi pozisyonunu koruma hamlesidir.
2. İdeolojik Değil, Realist Bakış Açısı
Özgür Özel, dış politikayı sadece bir "ahlâk pusulası" olarak değerlendiriyor. Oysa gerçekler şudur:
Dün: Maduro’nun seçilmiş bir lider olarak darbe girişimine karşı desteklenmesi, Türkiye’nin "darbe karşıtı" ilkesel duruşunun gereğiydi.
Bugün: Değişen küresel güç dengeleri ve ABD ile olan kritik süreçler (F-35, ekonomi, Suriye vb.), Türkiye’nin her olayda en önde bayrak sallamasını değil, akılcı bir sessizlikle süreci analiz etmesini gerektiriyor.
3. "Muhtaçlık" Değil, "Stratejik Tercih"
Türkiye’nin ABD ile olan çok boyutlu ilişkilerini, Maduro üzerinden bir krize sokmamanın adı "korku" değil, diplomatik realizmdir.
Bir ana muhalefet liderinin, devletin en tepesindeki isme "sessiz kalıyorsun" eleştirisi yapması doğaldır; ancak devlet yönetmek, her rüzgarda yelken açmayı değil, doğru rüzgarı beklemeyi zorunlu kılar.
Sonuç Olarak;
Demokrasiyi savunmak sadece bağırmakla değil, ülkenizin güvenliğini ve geleceğini bu fırtınalı dünyada sağ salim limana ulaştırmakla ölçülür. Dostluklar baki kalmasa da, devletin çıkarları bakidir. Bugünün sessizliği, yarının daha güçlü hamleleri için bir hazırlık olabilir.
Mithat Güdü
Doğru Haber61
Doğru Haber61tv
--------------
Özgür Özel'in O Açıklaması:
Bu fotoğrafa iyi bak Sayın Erdoğan!
“15 Temmuz’da beni ilk arayan Maduro’ydu” diyordun.
“Maduro kardeşim, dik dur, yanındayız” diye seslenip, destek gönderiyordun.
Maduro, adil olmayan seçimler yaptığında, kendi halkına adaletsiz davrandığında “kardeşim” diyerek arkasında duruyordun. O zaman da yanlış yapıyordun.
Ama dostun Trump geldi, uluslararası hukuku çiğneyip kardeşin Maduro’yu yatak odasında eşiyle birlikte aldı, elini gözünü bağlayıp götürüyor.
Şimdi ne hazindir ki; bu fotoğraf karşısında susuyorsun.
Demokrasiyi savunman gerektiği zaman Maduro’yu savunuyordun, şimdi dünya düzenini savunman gerektiğinde, suskunluğunla, Trump’ın başka bir ülkeye darbesini savunuyorsun.
Çünkü muhtaç hissettiğin Trump’tan çekiniyorsun.
İşte sizin demokratlığınız da dostluğunuz da kardeşliğiniz de bu kadar!