Can Pulak

Tarih: 19.01.2026 18:41

AKIL-BODRUM-MİLAS

Facebook Twitter Linked-in

Altyapı çalışmalarını hızlandıran Bodrum’da üstyapı,yani inşaat faaliyetleri de paralel şekilde artıyor.Trafikteki iş makinalarının çokluğuna bakınca ,bu paralel artış hemen görülüyor..

     Anlaşılan yapı izni hovardaca veriliyor. Bütçesinin yarısından fazlasını personele ödemek zorunda kalan Belediye,ruhsat harcından gelir elde etmek için yeni inşaatları frenliyemiyor olmalı.Oysa yeni yapılaşmaya (dur)demedikçe, altyapıyı ne kadar güçlendirmeye çalışırsanız çalışın,sonuç alamazsınız.Öyle inşaatlar görüyorum ki, uçurumların dibine ve dağların zirvesine yapıyorlar.Buralara ruhsat verenler, dağa taşa yapılacak alt-üst yatırımlara ve muhtemel facialara niye dikkat etmezler ki?

     Canlı facia tehlikelerini Turgutreis’e giden devlet karayolunun Ortakent-Yahşi bölümünde, hem de çift taraflı yeni yaşadı Bodrum. Uçurumun tepesine yapılan evlerin aşağı kaymasına ramak kaldı.Şimdi devlet,dünyanın masrafını yaparak tehlikeyi savuşturmaya ve aylardır tek şeride düşen yolu onarmaya gayret ediyor. Hep Bodrum’dan bahsediyoruz ama, Milas-Bodrum devlet anayolunun üzerini ve tümüyle altyapısız projelerini görmüyoruz galiba.Uygar,çağdaş, tüm altyapısı tamam, elektrik ve suyunu kendi üreten projelere hayır diyen kurumlar,belediye ve bilinçsiz çevreciler,Milas-Bodrum arasındaki sağlıksız yapılaşma faciasına gözyumuyorlar adeta.

     Milas-Bodrum karayolunun sağlı sollu tüm tepeleri hatta köyleri peynir kalıbı gibi altyapısız evlerle dolu.Haydi her tarafı gezip göremediniz diyelim,dronla bir çekim yapsanız faciayı yakından görürsünüz.Oralarda üç-beş Bodrum daha var.Hele Mumcular ve köyleri, yapı yoğunluğunu görmeden inanmak mümkün değil.Barajın kıyısına kadar kanalizasyonsuz yapılar inmiş.Bu barajın suyu Bodrum’a da veriliyor.Plansızlık,programsızlık, sorumsuzluk aldı başını gitti.Gerçi sadece Bodrum’da,Milas’ta ve Ege ile Akdeniz’de değil,tüm ülkede tanık oluyoruz buna.

     O peynir kalıbı gibi yapılan iki+1 evlerin dağ başlarındaki,köy içlerindeki fiyatlarını araştırdım, 10 milyon liradan başlıyor çoğu.Yolu yok,suyu yok ama 10 milyondan açılıyor kapılar.Allah yapana da,izin verenlere de,bu şartlarda ev sahibi olmaya çalışanlara da akıl fikir versin.Yetkim olsa ve devlette bu işten sorumlu bir noktada çalışsam,yarın sabahtan itibaren altyapısı tamamlanmayan bölgelere izin vermem.Suyun yok,yolun yok,altyapın yok ama inşaata izin var. Böyle olduğu müddetçe tüm yerleşim yerleri büyük sıkıntıları çekmekte devam eder ve yoğun şikayetler sürer ki,ihtiyaçları karşılamaya ve tamamlamaya hiçbir belediyenin gücü yetmez.

     Dönelim yine Bodrum’a.İbretlik bir inşaat faciasına,kentte yaşayanların tümü aylardır tanık oluyor.Ama bunu arsasını değerlendirmeye çalışan vatandaş değil,bu kere devletin kendisi yapıyor. Tutmuşlar yeni liman binası diye denizin kıyısına değil,yeni hastane yolu üzerindeki devlet anayolunun kenarına devasa bina yapıyorlar.Hem de nasıl bir araziye biliyormusunuz,inşaat maliyetini misliyle arttıracak bir yere,tam kayalık bir alana.Yazın,turizm sezonunda başladılar makinalarla kayaları parçalamaya.İnşaat yasağına filan aldırmadılar,o kadar yazdım çizdim sonuç alamayınca,tanıdık birkaç iktidar milletvekilini devreye sokarak durdurdum rezaleti.Ama sezon bitip inşaat yasağı kalkınca,tekrar kaya kırıcı hem de 7 makine ile çalışmalar başladı.

     Şimdi gürültüden,tozdan topraktan geçilmiyor orada.Aylardır makinalara ödenen paraları düşünüyorum da,böylesine pahalı bir inşaata yapılan ve yapılacak olan korkunç masrafa aldıran yok.Daha düz bir hazine arazisi bulamadılar mı yani?Yazık çok yazık,devletin inşaatları hep böyle pahalı,gereksiz büyük ve gösterişli şekilde yapılıyor işte.Ortaya çıkacak bina,Mersin gibi koskoca bir limana ve tanker-gemi gibi yoğun deniz trafiğine sahip olan yerlerde bile yok. Devlete bina yapılmasın demiyoruz,yapılacaksa ihtiyaca uygun şekil,ölçü ve yerde yapılsın, gösteriş,lüks ve gereksiz masraftan kaçınılsın diyoruz.

     Bodrum Belediyesindeki hummalı çalışmaları görüyoruz.Elindeki imkanları en iyi şekilde değerlendirmeye,ihtiyaçları karşılamaya gayret ediyor.Elinde sihirli değnek yok ki,bir çırpıda tüm ihtiyaçları ve beklentileri karşılasın.Yollar çok kötü,delik-deşik ve yamalı çoğu görüyoruz ama, belediyenin yaptığını ya Türk Telekom yada diğer kurumlar bozuyor.İşler koordinasyonla yapılsa, mesele kalmayacak ama öyle olmuyor işte. Bir de Bodrum’un giriş ve çıkışına dikkat etmeliler.Bir turizm kentinin,hem de markalaşma iddiasındaki bir kentin giriş ve çıkışı bu  kadar kötü olmamalı. İnanın Iğdır’ın,Hakkari’nin hatta Tunceli’nin giriş ve çıkışları daha düzenli ve estetik.Giriş-çıkışlardaki çarpık ve sağlıksız yapılaşma,yol üzerindeki tekne satış ve park alanları, orman sahasına bile dalan hafriyat ve iş makinaları parkı, çok kötü görüntüler oluşturuyor.Bunları süratle düzeltmek lazım.

     Aslında yazacak çokşey var ama,yerimiz daraldı.Gerisini diğer yazılara bırakmak zorundayız.İlk yazacağım şey çevre tahribatları ve Akbelen skandalı olacak.Çünkü Muğla ve doğası ile millete verilen zarara tarihin hiçbir döneminde rastlanmadı.Israrla yazıp çizdiklerimiz hiçbir işe yaramasa da,yine bunlarla uğraşmaya,boğuşmaya devam edeceğiz.

                                             CAN PULAK

                        ---------------------------------

      


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —