Ortadoğu’da bazı kavramlar vardır ki, yıllarca tekrarlana tekrarlana gerçek sanılır.
İşte bunlardan biri de “Acem” meselesidir.
Bugün televizyonlarda, sosyal medyada, sözde analizlerde sürekli aynı cümle dolaştırılıyor:
“Acem oyunu… İran’ın oyunu…”
Durup düşünmek gerekiyor.
İran gerçekten sadece “Acem” midir?
Yoksa bu söylem, Türk milletinin hafızasına bilerek yerleştirilmiş bir propaganda mıdır?
Gerçeklere bakalım.
Bugün İran coğrafyasında yaşayan milyonlarca Azerbaycan Türkü, Horasan Türkü, Türkmen, Kaşkay Türkü vardır.
İran’ın kuzeyinden güneyine kadar Türk izleri vardır.
Tebriz’den Erdebil’e, Urmiye’den Kaşkay yurtlarına kadar uzanan büyük bir Türk dünyası vardır.
Hatta İran siyasetinin zirvesine baktığınızda bile bu gerçek değişmez.
Bugün İran’ın dini lideri Ali Khamenei Türk kökenlidir.
İran Cumhurbaşkanı Masoud Pezeshkian açıkça Türk olduğunu ifade etmektedir.
Annesinin ve babasının Türk olduğunu söyleyen bir cumhurbaşkanı, evinde Türkçe konuştuğunu gururla dile getirmektedir.
Şimdi soruyorum:
Böylesine derin Türk varlığı olan bir coğrafyaya “Acem oyunu” demek hangi aklın ürünüdür?
Bu dil kime hizmet eder?
Tarih bize açık bir gerçek söyler.
Büyük Türk devletlerinden biri olan Seljuk Empire, yani Büyük Selçuklu Devleti bu topraklarda kuruldu.
Nizamülmülk’ün aklı, Alparslan’ın kılıcı, Melikşah’ın devleti bu coğrafyada yükseldi.
Yani İran dediğiniz topraklar sadece Fars tarihinin değil, aynı zamanda Türk tarihinin de merkezidir.
Bugün bazı çevreler Türk ile İran’ı karşı karşıya getirmek istiyor.
Mezhep üzerinden, etnik kimlik üzerinden, tarih üzerinden düşmanlık üretmek istiyorlar.
Çünkü biliyorlar ki;
Türk ile İran karşı karşıya gelirse kazanan ne Ankara olur ne Tahran.
Kazanan sadece emperyalizm olur.
Ortadoğu’nun haritaları cetvelle değil, çatışmalarla çiziliyor.
Ve bu çatışmaların en büyük hedeflerinden biri de Türk dünyası ile İran arasına duvar örmektir.
Bugün yapılması gereken şey çok nettir.
Rejim tartışması başka bir konudur.
Her devletin kendi iç meselesidir.
Ama Türk milletinin görevi, tarihsel aklını kaybetmemektir.
Türk milletinin görevi, kendisine dayatılan sahte düşmanlıkları reddetmektir.
Bugün İran’ı “Acem” diye küçümseyenler bilmelidir ki;
o coğrafyada milyonlarca Türk yaşamaktadır.
Ve Türk, Türk’e düşman olmaz.
Türk aklı, emperyalizmin kurduğu tuzakları görür.
Türk hafızası, tarihini unutmaz.
Bu yüzden açık söylüyorum:
Türk milletine İran düşmanlığı aşılamaya çalışan her söz,
her propaganda,
her söylem…
Türk aklına değil, emperyalizmin planlarına hizmet eder.
Bugün mesele basittir.
Ortadoğu’da kardeş kavgası mı olacak
yoksa tarih bilinci mi kazanacak?
Cevabı Türk milleti verecektir.
Strateji Uzmanı Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk