Necat Kacan

Tarih: 03.02.2026 09:59

Bir Posta Pulu Alamayan Banknot: Sessiz Enflasyonun Aynası

Facebook Twitter Linked-in

Bir ülke düşünün; asgari ücret 22.104 TL, en düşük emekli aylığı 16.800 TL, ancak cebinizdeki en büyük banknot olan 200 TL, artık bir posta pulu bile alamıyor. Bu tablo sadece ekonomik bir gösterge değil; paranın itibarının, emeğin karşılığının ve toplumun refahının eridiğinin resmidir.

Bir zamanlar 200 TL’yle pazardan torbalar dolusu alışveriş yapılırdı. Bugün aynı banknotla bir kahve, bir simit, belki bir otobüs bileti alınabiliyor. Paranın nominal değeri aynı kalsa da, alım gücü dramatik biçimde çöktü. İnsanlar artık maaş değil, açık sayıyor; geçim değil, hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Ekonomik veriler “büyüme”den, “istikrardan” bahsediyor ama sokakta başka bir Türkiye yaşanıyor. Her gün etiketler değişiyor, alım gücü düşüyor, vatandaşın cebindeki 200 TL artık 20 TL etkisi bile yaratmıyor. Buna rağmen hâlâ neden 500 veya 1000 TL’lik banknotlar basılmıyor?

Cevap basit: Yeni banknot basmak, enflasyonu resmen kabul etmektir.
Yani “paramız değer kaybetti” demektir. Bu da siyasi olarak olumsuz bir algı yaratır. Çünkü büyük kupürlü para basmak, ekonomik başarısızlığı örtbas etmenin değil, ifşa etmenin sembolüdür. Bu nedenle, para basım politikası bir ekonomik araçtan çok, bir psikolojik savunma kalkanına dönüşmüştür.

Ancak bu strateji gerçeği değiştirmiyor.
Bir ülke kendi parasının değerini rakamla değil, halkının alım gücüyle ölçer. Bugün 200 TL’nin satın alma kapasitesi, 2009’daki 20 TL’ye denk hale geldi. Banknotun üzerindeki sayı aynı kalsa da, cüzdanın içindeki hayat küçüldü.

Ekonomide bu duruma “sessiz enflasyon” denir:
Rakamlar büyür, ama halk fakirleşir. Maaşlar artar, ama her şey daha pahalı olur. Kâğıt bol, değer yoktur.

Gerçek refah; büyük banknotlarla değil, küçük parayla bile onurlu bir yaşam sürebilmekle ölçülür.
Bugün bir posta pulu 210 TL ise, ülkenin en büyük banknotu bile o pulu alamıyorsa, mesele pulun değil, politikaların değer kaybıdır.

Ekonomi kâğıt üzerinde değil, mutfakta ölçülür.
Ve o mutfakta artık tencere değil, sabır kaynıyor.

Necat KACAN ✍️

Eğitimci Araştırmacı Yazar


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —