Vedat Kan

Tarih: 28.02.2026 16:42

28 Şubat’ı tahlil etmek…

Facebook Twitter Linked-in

28 Şubat’ı tahlil etmek…

Son günlerde neredeyse tüm Türkiye’de ve hatta bazı ülkelerde revaçta olan ve Müslüman olsun olmasın hemen herkesimin dilinden düşürmediği bir ilahi var söylenen… 

Bu duruma sadece kulağa hoş gelen bir ilahi olarak baktığınızda yanlışların en büyüğünü, yalanların en incesini ve hatta dalaverenin en alasını kabullenmiş oluruz. 

O sadece bir ilahi değil; aynı zamanda yüz yıldır ezilmiş, hor görülmüş ve özellikle bilinçli olarak susturulmuş olunan sessiz çoğunluğun geç kalmış, bir sesidir… 

O sadece bir ilahi değil; aynı zamanda yüz yıldır aşağılanarak, hakaret edilmiş bir inancın haklı isyanının, notalı haykırışının şekil bulmuş haliyle, dile getirilişidir.

O sadece bir ilahi değil; aynı zamanda yüz yıldır ağlatılan, inletilen, idam sehpalarında veya kör karanlık işkence odalarında, ikna odalarında, şantaj odalarında yok edilmeye çalışılan bir inanışın yeniden ayağa kalkış sesidir. 

Birilerinin hav hav ına inat, birilerinin bilmem kaçıncı yılının söylemine ve hatta hayal dolu özlemine sadece bir başkaldırıştır…

Dünyanın, her ne kadar yaşanılmaktan çok öte; mecburi kalınan bir yer haline gelmesi dönemlerine denk gelsek te, samimi bir şekilde ruha yerleşmiş olan bir inancın asla değiştirilemeyeceği örneğinin de en güzel şekillerinden birisidir o.

Tıpkı çok değil, bundan 29 yıl evvelinden, “bin yıl sürecek” denilen içerisi çürük ve boş bir hayalin, saman alevi misali birkaç yıl içerisinde yok olup gidişi gibi.

İnsanların ekmeğiyle oynadığınız vakit veya eşyasıyla veya bedeniyle oynadığınız vakit, anında karşılık verilemediği zaman, bir müddet sonra yenisi elde edilince öncesinden tüm yaşanılanlar unutulur ve hayat yoluna devam edilir olmasına rağmen; inanç durumu esnasında, ruha kazınan ve samimi bir yüreğin tarlasına ekilen gerçek tohumlar, günü geldiği vakit yeşermeye ve ortaya çıkmaya elbette ki mahkûmdur. 

Unutturamazsınız!

Hem de tüm engellemelere rağmen. 

Tüm yön değiştirmelere rağmen!

Tüm satın almalara rağmen…

Bu işleyişe inancı zayıf olan hiçbir güç engel olamamıştır, olamayacaktır.

28 Şubat’ı tahlil ederken sakın ola ki bu inanç kudreti göz ardı edilmemelidir.

Daha dün o işkence dönemlerinde, birilerinin ideoloji tarlalarında, bedelleri fazlasıyla ödenerek satın alınmış köle olarak çalışanların;  yıkanmış zavallı beyinleriyle işbirliği içerisinde oldukları efendilerinin emirleri doğrultusunda, ağzı kapatılarak sabrın deryasına salınan gencecik bedenlerimiz, bugün kuyudan çıkan bir Yusuf misali tekrardan hüküm ehli oluyor ise o inanç kudreti gerçeğini ön plana koymak gerekmektedir. 

Bu gerçeği sakın unutmayalım.

Unutmayalım,  

Ki;

28 Şubat’ı manasına uygun tahlil edebilelim.

28 Şubat, 

Gerçekten de inanmış olan insanların, inançlarının idrak terazisinde tartıldığı bir gündür… 

28 Şubat, inancın kör kuyulara bilinçli olarak ama hissedilebilir görünürlükteki büyük bir korkuyla atıldığı gündür…

Ve 28 Şubat unutulmaması gereken ve her an tekrarı mümkün olabilecekmişçesine insanlara hatırlatılması, tüm bunları yaşarken de yarınlara asla unutturulmaması gereken en büyük dersin yaşandığı bir gündür.

Bu dersten sınıfta kalmamak için ezberlerin her daim bozulması, tekrarların ivedilikle ve hiç bıkmadan ikrarı gerekmekte ve karanlık işkence odalarının içerisinden, bir melodi eşliğinde bizlere sunulmaya ve sevdirilmeye çalışılan “hav hav” seslerinin arkasında, sinsice yeniden diriliş için hazır olarak beklediği asla unutturulmamalıdır...

Yeni bir 28 Şubat; bu kadim halkların sonu, bu kadim toprakların hüsranı olur ki bu durumu asla ve kat’a akıllardan çıkarmamak gerekmektedir.

28 Şubat’ın, bu toprakların üzerinde yaşamakta olan kadim toplulukların tamamının katline ferman olacağı gerçeğinden yola çıkarak; insanlarımızın hür iradelerine ve inanç serbestliğine ve dahi toplum ahlakının yeşermesine engel olabileceği asla unutulmamalıdır!

Belirli bir zümrenin amacına hizmet eden bir anlayışın ön planda tutularak, çoğunluğun tüm değerlerini yok etme ve yok sayma politikasının diğer göstergesi olan 28 Şubat’ı benimsemek, sadece ve sadece büyük ve güçlü bir Türkiye gerçeğini yok edecektir. İşte bu yönde atılmaya çalışılan yeni adımlar sayesinde, kıt akıllı ve satılık zihinlerde yeniden hortlatılmak istenilen, bu kadim halklarımızın Anadolu kültürüyle tamamen zıt bir göstergede yansıyan karşılaştırmalar baş göstermeye çalışılması ise asla ve kat’a gözden kaçmamalıdır.

28 Şubat gerçeğiyle unutmadan ve unutturmadan yaşayarak, bu kadim topraklar üzerinde meydana getireceğimiz her bir günümüze “Güçlü Türkiye” ve içerisinde bulunduğumuz yüzyılın gereği olan söz sahipliğinin, gelecek kuşaklar açısından ve dünyanın pek çok yerinde umudun diğer adı olarak görülen Müslüman Türk’ün beklenirliği açısından büyük bir önem taşımaktadır.  

28 Şubat zihniyetiyle yaşayanların, bir ilahinin derinliğinde boğulduğu bu günlerde korkularının daim olması temennisini çok iyi algılamak gerekir.

Rabbim yarınlarımızın muhabbetiyle yeni yüzyılın güçlü Türkiye’sini daim eylesin…


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —