Çok Kutuplu Dünyada Güç Mücadelesi, ABD Politikaları ve Türk Ekseninin İnşası
Küresel sistem tek kutuplu yapıdan uzaklaşırken; ticaret savaşları, yaptırımlar, enerji koridorları ve finansal bloklaşmalar yeni dönemin belirleyici araçları haline gelmiştir. Donald Trump döneminde sertleşen tarife politikaları ve yürütme–yargı gerilimleri, ABD Yüksek Mahkemesi kararlarıyla ortaya çıkan kurumsal çatışma, Amerikan gücünün sınırları ve yöntemleri üzerine küresel tartışmayı büyütmüştür.
Bu tablo, yalnızca ABD iç siyaseti değil; küresel güç mimarisinin dönüşümü açısından da önemlidir. Ekonomik araçların jeopolitik silaha dönüşmesi, alternatif blok arayışlarını hızlandırırken; BRICS gibi yapılar dolar merkezli sisteme alternatif üretmeye çalışmaktadır.
Bu dönüşüm sürecinde Türkiye ve Türk dünyası için tarihî bir fırsat penceresi açılmaktadır.
I. Küresel Güç Mücadelesinin Yeni Karakteri
Yeni dönemin üç temel özelliği:
1. Ekonominin Silahlaşması
Artık savaşlar ve sömürü yalnızca cephede değil, ticaret ve finans üzerinden yürütülmektedir.
2. Kurumsal Gerilimler ve Hegemonya Tartışması
ABD’de yürütme ile yargı arasındaki vergi yetkisi krizi, süper güçlerin bile kurumsal sınırlarla karşılaşabildiğini göstermiştir. Bu durum, “sınırsız güç” algısının zayıfladığını ortaya koymaktadır.
3. Çok Kutupluluğa Geçiş
Çin, Hindistan, bölgesel güçler ve enerji üreticileri küresel sistemde daha fazla söz sahibi olmaktadır. Ancak henüz ABD’nin yerini almış tek bir güç yoktur; bu bir geçiş dönemidir. Türkiye ve bağımsız Türk devletleri geçiş döneminde kendilerini konumlandırmalıdır.
II. Türkiye’nin Jeopolitik Konumu: Merkez Ülke Potansiyeli
Türkiye aynı anda:
konumundadır.
Bu nedenle Türkiye’nin stratejisi:
👉 Blok bağımlılığı değil
👉 Çok yönlü denge
👉 Türk dünyasını merkez alarak kendi eksenini kurmak
olmalıdır.
III. Türk Dünyası İçin Stratejik Hedef: Entegrasyon
Türk Devletleri Teşkilatı 2025–2035 döneminde üç aşamalı dönüşüm geçirmelidir:
A. 2025–2027: Kurumsallaşma Dönemi
Ekonomi
Finans
Savunma
B. 2027–2030: Entegrasyon Dönemi
Ekonomi
Enerji
Ulaşım
C. 2030–2035: Güç Projeksiyonu Dönemi
Finansal Bağımsızlık
Savunma
Kültür ve Eğitim
IV. Enerji ve Lojistik: Türk Ekseninin Omurgası
Türkiye’nin rolü:
Bu model Türkiye’yi yalnızca bölgesel değil küresel sistemde vazgeçilmez yapar.
V. ABD Politikaları ve Türk Stratejisi
ABD’nin:
devam etmektedir. Ancak kurumsal sınırlar ve çok kutuplu sistem bu gücü göreli hale getirmektedir.
Türkiye için doğru yaklaşım:
olmalıdır.
VI. Riskler
Bu nedenle süreç Türk devletler Teşkilatında güçlü kurumlar ve uzun vadeli planlama gerektirir.
VII. Sonuç: 2035 Vizyonu
2025–2035 yol haritası başarıyla uygulanırsa:
Türkiye ve Türk dünyası:
bir jeopolitik eksen haline gelir.
Bu gerçekleştiğinde:
olur.
Yeni dünya düzeninde güç, yalnızca askeri kapasiteyle değil; finans, enerji, lojistik, teknoloji ve kültürel etkiyle ölçülmektedir. Türk dünyası bu alanlarda eş zamanlı ilerlerse 21. yüzyılın belirleyici aktörlerinden biri haline gelebilir.
Serdar Şahin
21 Şubat 2026