google.com, pub-4124236753883354, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Zamanın ruhu kirlendiğinde, kelimeler anlamını yitirdiğinde ve vatan sevgisi dahi şahsi ikballere basamak yapıldığında; birilerinin çıkıp en saf haliyle hakikati haykırması gerekir. Bugün bize "Siz kimsiniz?" diye soranlara verilecek tek bir cevabımız var:
Biz, ne bir partinin gölgesinde serinleyen, ne bir örgütün dar kalıplarına sığan, ne de fani bir menfaatin peşinde koşanlarız. Bizim aidiyetimiz, herhangi bir fani yapıya değil; doğrudan doğruya bu toprağın ruhuna, Türk milletinin bin yıllık vicdanına ve göklerde dalgalanan o ay yıldızlı bayrağadır. Biz, vatanını kendi canından, kendi istikbalinden ve kendi konforundan daha çok sevenlerin; bayrağı sadece direklerde değil, yüreğinde bir mühür gibi taşıyan gerçek milliyetçilerin ta kendisiyiz.
Dava Ocağı: İnsan Pişiren Bir Fırın
Burası sadece bir mekân değil, burası bir *"Dava Ocağı"*dır. Bu ocak, siyasetin kısır döngülerine malzeme taşımak için değil; devletini, milletini ve mukaddesatını her türlü değerin üzerinde tutan nitelikli nesiller yetiştirmek için yanmaktadır.
Bu ocağın ateşini besleyen ana damar, Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevî’nin yoludur. Yesevî yolu; dürüstlüktür, adalettir, nefsi ayaklar altına alıp milleti ayağa kaldırmaktır. Bizim gayemiz, Yesevî hikmetini bugünün modern dünyasına taşımak ve bu ocakları memleketin her bir köşesinde birer irfan yuvası olarak çoğaltmaktır. Çünkü biliyoruz ki; ahlakı ve maneviyatı eksik bir milliyetçilik, ruhu olmayan bir bedenden farksızdır.
Suskunluk Duvarını Yıkan Cesaret
Günümüzde en kolay iş, kalabalıkların içinde kaybolup rüzgâra göre yön almaktır. Zor olan ise; fırtınalar koparken dalgalara göğüs germek, herkesin sustuğu o derin sessizlikte hakkı ve hakikati haykırmaktır.
Bizim yolumuz, "Herkesin sustuğu yerde konuşanların" yoludur.
Çıkar ağlarının örüldüğü, korkunun bir pranga gibi iradelere vurulduğu anlarda; hiç kimsenin cesaret edemediği işleri yapabilmek, en güçlünün karşısında bile "adalet" diyebilmek bizim karakterimizdir. Biz, korkuyu korkutan bir iradenin mirasçılarıyız. Bizim cesaretimiz, arkamızdaki herhangi bir güç odağından değil, sadece ve sadece haklılığımızdan ve vatanımıza olan saf karşılıksız sevdamızdan beslenir.
Küresel Bir Kurtuluşun Reçetesi: Yesevî Ocakları
Bu dava, sadece yerel bir mesele ya da sınırları belli bir siyasi hareket değildir. İddiamız büyüktür: Dünyayı kurtaracak olan ocaklar, Yesevî ocaklarıdır.
Neden mi? Çünkü dünya bugün sadece ekonomik krizlerle değil, büyük bir anlam ve ahlak kriziyle sarsılıyor. İnsanlık; hırsın, tüketimin ve adaletsizliğin pençesinde kıvranırken, Yesevî’nin "incinsen de incitme" diyen, paylaşmayı kutsayan ve adaleti her şeyin üstünde tutan hikmetine muhtaçtır.
Bu ocaklarda yetişen bir genç;
Sadece kendi karnını değil, komşusunun açlığını da dert edinen,
Sadece kendi devletini değil, mazlum coğrafyaların hukukunu da savunan,
Gücü haklılığında arayan bir karakter abidesi olacaktır.
Sonuç: Bir Medeniyet İddiası
Bizim yolumuz çetindir ama şereflidir. Biz, siyasetin geçici rüzgârlarına kapılmadan, devletimizin bekası ve milletimizin huzuru için birer nöbetçi gibi bu ocaklarda beklemeye devam edeceğiz.
Menfaate sırt çeviren, bayrağı yüreğine nakşeden, Ahmet Yesevi’nin nefesiyle soluklanan bu irade; yarının güçlü Türkiye’sinin ve adil dünyasının kurucu gücü olacaktır.
Biz buradayız, burası bir dava ocağıdır ve bu ateş asla sönmeyecektir!
