Yirmi Yıllık Kısırdöngü: Sorun İktidar mı, Yoksa Siyaset Üretemeyen Muhalefette mi?
28.03.2026 23:56:00

Yirmi yıldır çağdışı ve her alanda çürümeye yüz tutmuş bir zihniyeti siyaseten tasfiye edemeyen bir muhalefet yapısı, eğer sürekli şikâyet ettiği o iktidarı bir türlü yönetimden uzaklaştıramıyorsa; durup şu can alıcı soruyu sormak gerekir:
Sorun muktedirde mi, yoksa o muktedirin karşısında durduğunu iddia eden "sözde" muhalefette mi?
Bugün Türkiye’nin en yalın ve acı gerçeği; Erdoğan ve temsil ettiği AKP zihniyetinin karşısında gerçek bir "alternatif" değil, sadece bir "vaziyet alış" sergileyen kifayetsiz bir muhalefet bloğunun varlığıdır.
Erdoğan, geçmişten bugüne tüm seçimlerde olduğu gibi 2024 yerel seçimlerine giderken de devletin bütün imkânlarını bir siyasi aparat gibi kullanmakta; karşısında kümelenmiş o dağınık yapıyı adeta dize getirmektedir.
Oysa toplumsal dengeler kâğıt üzerinde hala yarı yarıyadır.
Peki, bu dengeye rağmen neden ağırlık merkezi hep aynı yöne kaymaktadır?
Cevap nettir: Çünkü Türkiye’de gerçek manada bir muhalefet üretilememektedir. AKP iktidarı kendi siyasal alanında hangi tahribatı yaratmışsa, muhalefet de kendi parselinde benzer bir liyakatsizliğe ve halkı yanıltan bir retoriğe sığınmıştır.
Erdoğan ve ekibi yirmi yıldır her meydanda dini, imanı, bayrağı ve ezanı siyasetin yakıtı olarak kullanıp muhalefeti "beka sorunu" ilan ederken; muhalefet cephesi bu devasa kuşatmayı sadece "emekli maaşı" parantezine hapsetmiştir.
İktidar geniş alanlarda at koştururken, muhalefet kendi içindeki "köşe kapmaca" oyunları ve "yakın çantacıları kollama" hesapları yüzünden kısır bir döngüde debelenmektedir.
Erdoğan rakibini çok iyi tanıyor.
Muhalefetin eylemsizliğini, sadece isimler ve makamlar üzerinden yürütülen o sığ siyaseti kendi lehine bir manivela olarak kullanıyor. Popülist demagojinin tüm enstrümanlarını çalarak; muhalif aktörleri halkın gözünde "ipleri dışarıda, millete yabancı ve yetersiz bir avuç elit" olarak yaftalıyor.
Özellikle 2023 seçimlerinin ardından toplumun geniş kesimlerinde bir mutabakat oluştu: Türkiye’nin en büyük sorunu artık sadece iktidar değil, bu iktidarın ömrünü uzatan muhalefettir.
Seçmen, bu otoriter yapının devam etmesinden ve giderek ağırlaşan yoksulluktan sadece iktidarı değil, bu süreci yönetemeyen muhalefet aktörlerini ve özellikle CHP liderliğini sorumlu tutmaktadır.
Yeni CHP lideri Özgür Özel’in, iktidarın bu devasa kuşatmasına karşı sadece "emekli ve esnaf hali" üzerinden cevap üretmeye çalışması, koca bir "sıfır" sonucunu doğurmaktadır. Çünkü mesele artık sadece ekonomi değil; bir zihniyet, liyakat ve aydınlanma meselesidir.
Sonuç olarak kendimize şu soruyu sormalıyız: Türkiye’yi uçuruma sürükleyen "tek adam" yönetimi mi asıl meseledir; yoksa o tek adamın karşısında yirmi yıldır tek bir yeni cümle kuramayan, siyaset üretemeyen ve halka umut olamayan çürümüş muhalefet anlayışı mı?
Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı






