İç Cephede 5 Kritik Adım: Kapının Kilit Tutması İçin Millî Yol Haritası
Türkiye’nin jeopolitik risklere karşı en büyük kalkanı toplumsal mutabakat ve ekonomik bağışıklıktır. İşte sızmalara karşı "kılcal damar" temizliğinin şifreleri.
Yazılımı başkasında olan uçağın anahtarı sizin değildir. Enerjiden gıdaya, siber alandan finansal sisteme kadar "bağışıklık" sistemimizi güçlendirmek zorundayız.
Venezuela örneğinde gördüğümüz o "87 dakikalık çöküş", aslında bir gecede gerçekleşmiş bir olay değildir. Bu, savunma hattının içeriden uzun süre boyunca kemirilmesinin final sahnesidir.
Türkiye gibi jeopolitik risklerin merkezinde bulunan bir ülke için İç Cepheyi Güçlendirmek, bir seçenek değil, bekâ meselesidir.
İşte "kapının kilit tutması" için izlenmesi gereken stratejik yol haritası:
1. Milli İstihbarat ve "Kılcal Damar" Temizliği
Venezuela'da radarların susması ve muhafızların saf değiştirmesi, sızmanın en tepe noktaya ulaştığını gösterir.
* Kritik Birimlerin Denetimi: Hava savunma, dijital altyapı ve özel koruma birliklerinde "sadakat ve liyakat" dengesi sürekli denetlenmelidir.
* Beşinci Kol Faaliyetleri: Sivil toplum, medya veya akademi maskesi altında yürütülen, doğrudan yabancı istihbarat servislerine bağlı "etki ajanlığı" faaliyetlerine karşı uyanık olunmalıdır.
2. Ekonomik Bağışıklık: Kaynakların Millileştirilmesi
ABD’nin bir ülkeye girmesi için en büyük bahanesi "kaynak kontrolü"dür.
* Stratejik Sektörlerde Tam Kontrol: Enerji, gıda ve savunma sanayinde dışa bağımlılık azaldıkça, dış müdahalenin maliyeti (ABD için) artar.
* Finansal Egemenlik: Yerli ödeme sistemleri ve rezerv çeşitliliği, ekonomik yaptırımların bir "darbe aparatı" olarak kullanılmasını engeller.
3. Toplumsal Mutabakat: "Biz" Bilincinin İnşası
İç cephenin en büyük düşmanı kutuplaşmadır. Düşman, bir halkın içindeki fay hatlarını kaşıyarak "içerideki hırsızı" yaratır.
* Adalet ve Eşitlik: Halkın devletine olan güveni, adaletin tesis edilmesiyle doğru orantılıdır. Adalete inanan bir halk, 15 Temmuz'da olduğu gibi tankın önüne yatar; inanmayan halk ise Maduro örneğinde olduğu gibi evinde bekler.
* Ortak Üst Kimlik: Etnik, dini veya ideolojik farklılıkların üzerinde bir "milli çıkar" tanımı yapılmalıdır.
4. Teknoloji ve Siber Egemenlik
Maduro’nun radarlarının çalışmaması, sadece bir ihanet değil, aynı zamanda bir teknolojik kuşatmadır.
* Yerli Yazılım ve Donanım: Eğer radarınızın, uçağınızın veya iletişim ağınızın yazılımı başkasının elindeyse, "kapalı devre" bir savaşta anahtar sizin elinizde değildir.
* Dijital Vatan: Siber uzay, artık kara ve deniz sınırları kadar önemlidir. Kendi sosyal medya mecralarını ve veri merkezlerini kuramayan devletler, manipülasyona açıktır.
5. "İhanet Psikolojisi" ile Mücadele: Milli Eğitim ve Kültür
Dede Korkut'un bahsettiği o "kahpe", genellikle yabancı kültürün ve "onlar bizden daha güçlü" algısının esiri olan kişidir.
* Milli Özgüven: Batı’nın her türlü müdahalesini "demokrasi getiriyorlar" diye alkışlayan bir kitle, iç cephenin en zayıf halkasıdır.
* Tarih Bilinci: Irak, Libya ve şimdi Venezuela örnekleri, okullarda birer "ibret vesikası" olarak işlenmelidir.
Özetle: "Kale İçeriden Kuşatılır"
ABD askerinin gelip bir lideri alması, operasyonun sadece son aşamasıdır. Asıl operasyon, o ülkenin insanının zihnine "biz başaramayız", "teslim olmalıyız" fikri yerleştirildiğinde tamamlanır.
Maduro örneğinde gördüğümüz üzere; halkın bir kısmı çeşitli nedenlerle liderine yabancılaştığı an, o liderin etrafındaki koruma kalkanı sadece kağıt üzerinde kalır.
Türkiye için 'İç Cephe', her bir vatandaşın bu toprakları sadece bir vatan değil, huzur bulduğu asıl yuvası olarak görmesidir. Vatandaş; adaletine inandığı, canını ve hakkını emanet ettiği devletini 'kendi evi' olarak benimsediğinde, milli birlik en yüksek savunma hattı haline gelir. Bu içsel kenetlenme sağlandığında, hiçbir dış müdahale o kapının kilidini açacak anahtarı bulamaz.
Milli özgüven ve tarih bilinciyle örülen bir iç cephe, en gelişmiş füzelerden daha etkilidir.
Mithat Güdü




