
Edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Azerbaycanlı şâir Muhammed Hüseyin Şehriyar, sadece dizeleriyle değil, hayatın içinden süzüp çıkardığı derin hikmetlerle de insanlığın vicdanına seslenir. Onun adıyla anılan o meşhur "horoz" hikâyesi, aslında sadece bir hayvanın hazin sonu değil; hakikâti haykıranların, toplumu derin uykusundan uyandırmaya çalışanların tarih boyunca değişmeyen kaderinin bir özetidir.
Hüseyin Şehriyar'a atfedilen o anlamlı hikâye şöyledir:
"Köyde bir horoz vardı, hep sabah bağırıp dururdu. Bir gün sesi kesildi. Sahibine sordum:
'Horozun sesi neden gelmiyor?' Dedi: - 'Cemaat şikayet etti, bizi uyandırıyor, bırakmıyor ki uyuyalım, ben de kafasını kestim.'
O gün anladım ki, halkı uyandırmak isteyenlerin başını kesiyorlar."
Hakikâtin Sesi Neden Rahatsız Eder?
Şehriyar’ın anlattığı hikâyede horoz, doğası gereği sabahın ilk ışıklarıyla birlikte vazifesini yapar: Uyandırmak.
Ancak bu ses, uykunun konforuna alışmış, rüyalarından ayrılmak istemeyen "cemaat" için bir gürültüden ibarettir. Rahatlarının bozulmasını istemeyenler, çözümü sesi kısmakta değil, sesin kaynağını yok etmekte bulurlar.
"O gün anladım ki, halkı uyandırmak isteyenlerin başını kesiyorlar."
Bu cümle, sadece edebî bir tespit değil, aynı zamanda sosyolojik bir gerçektir. Toplumlar, bazen içinde bulundukları karanlığın veya uykunun güvenli olduğunu düşünürler. Aydınlanma, beraberinde sorumluluk ve hareket gerektirir. Uyanmak, gerçeklerle yüzleşmektir; bu da çoğu zaman zahmetli bir süreçtir.
Şâirin ve Aydınlanmanın Sorumluluğu
Şehriyar gibi toplumun nabzını tutan kalemler, o horozun sabah ezanıyla başladığı görevi kalemleriyle sürdürürler. Şâirin hüznü, sadece horozun ölümüne değil, toplumun uyandırılmaya olan direncinedir.
Sesi Kesmek Karanlığı Bitirmez
Tarih, susturulan horozların hikâyeleriyle doludur; ancak unutulmamalıdır ki horozun kafası kesilse de sabah yine de olacaktır.
Şehriyar’ın bu kıssası bizlere şunu hatırlatır: Hakikâti söyleyenleri susturmak, sadece karanlıkta kalma süresini uzatır. Gerçek bir toplum, kendisini uyandıran seslerden rahatsız olan değil, o sesin çağrısına kulak verip güne merhaba diyebilen toplumdur.
Şehriyar’ın mirası, bizi o sesi kısmaya değil, o sese eşlik ederek karanlığı dağıtmaya davet ediyor.
Mithat Güdü