“En büyük Türk devleti cennette kuruldu” derler…
Belki bir harita üzerinde sınırları yoktur o devletin. Belki bir bayrağı gökyüzünde dalgalanmaz. Ama her şehidin ardından yükselen bir dua, her annenin gözyaşında saklı bir vatan, her babanın suskunluğunda dimdik duran bir onur vardır.
Biz Türkler tarih boyunca çok bedel ödedik. Bu topraklar sıradan bir coğrafya değildir. Her karışında bir hatıra, her dağında bir nöbet, her taşında bir fedakârlık vardır. Özgürlük, bize miras kalan bir armağan değil; uğruna can verilmiş bir emanettir.
Şehitlik, bir kelimeden ibaret değildir. Bir evin ışığının sönmesidir bazen. Bayram sabahı eksik bir sandalyedir sofrada. Bir annenin ömrü boyunca içinde taşıdığı sessiz bir yangındır. Bir babanın gururla karışık acıyı yüreğinde saklamasıdır. Kardeşin yarım kalan cümlesidir.
Devleti için evladını toprağa veren bir aileyi, hiçbir şeyini feda etmemiş olanların anlaması kolay değildir. Çünkü fedakârlık, dışarıdan bakılarak kavranmaz. Acı, anlatılarak aktarılmaz. O duygu yaşanır; yüreğin en derin yerine kazınır.
Hiçbir bedel ödememiş olanlar, bedel ödeyenlerin sessizliğini bazen yanlış yorumlar. Oysa o sessizlik; sabrın, vakarın ve imanın ifadesidir. Şehit ailesi olmak bir ayrıcalık değil, ağır bir sorumluluktur. Hem yas tutmak hem dimdik durmak zorundasınız. Hem gözyaşı döküp hem de “Vatan sağ olsun” diyebilmek, sıradan bir cümle değildir.
Bu yüzden bazı duygular herkes tarafından anlaşılmaz. Anlaşılmasını da beklemek gerekmez. Çünkü vatan için evladını, eşini, babasını, annesini toprağa veren insanların yaşadığı derinliği kelimeler tarif edemez. Bu bir inanç meselesidir. Bir adanmışlık meselesidir. Bir millet olma bilincinin en yüksek mertebesidir.
Biz, bu topraklarda özgürce yürüyebiliyorsak; bir bayrağın gölgesinde huzurla yaşayabiliyorsak, bunun arkasında görünmeyen kahramanlar vardır. O kahramanlar sadece cephede değil; evinde sabreden, dua eden, bekleyen ailelerdir.
En büyük devlet belki de gerçekten cennette kuruldu. Çünkü en büyük bedeli ödeyenler orada. Ve bizlere düşen; onların hatırasını incitmemek, fedakârlıklarını küçümsememek ve bu vatanın kıymetini bilmektir.
Anlamak herkesin harcı değildir. Ama saygı duymak herkesin görevidir.