Bir Yanda Apo, Bir Yanda Papa
Türkiye siyaseti, her dönem kendi özgün tartışmalarını, kırılma anlarını ve toplumsal reflekslerini üretir. Ancak son dönemde ortaya çıkan tablo hem şaşırtıcı hem de düşündürücüdür:
Bir tarafta terör örgütü elebaşının yeniden gündeme taşındığı, ona dair mesajların “siyasi iklimi şekillendirme” aracı hâline getirildiği bir süreç;
diğer tarafta Papa ile yürütülen diplomatik hamlelerin iç siyasetin merkezine oturtulması…
Bu ikili görüntü, aslında Türkiye siyasetinin ne kadar savrulduğunu ve hangi kırılgan hatlara çekilmeye çalışıldığını net bir şekilde gösteriyor.
Bir tarafta güvenlik, milli birlik, terörle mücadele…
Diğer tarafta din, kültürel diplomasi ve uluslararası meşruiyet arayışları.
Bu iki alanın aynı anda iç politik birer manivela hâline getirilmesi, hem tehlikeli hem de Türkiye’nin gerçek öncelikleriyle örtüşmeyen bir “yeni trend” oluşturuyor.
Apo Üzerinden Siyaset: En Tehlikeli Alanda Oyun
PKK terör örgütü bu ülkeye kırk yıldan fazla süredir acı, gözyaşı ve kayıp yaşatırken; onun elebaşı üzerinden gündem yaratmak, açıklama üretmek, siyasi pozisyon almak, Türkiye’nin en kırmızı çizgisidir.
Son günlerde:
• İmralı’ya gidildi mi, gidilmedi mi,
• Yeni bir süreç mi hazırlanıyor,
• Komisyonlar neyi görüştü,
• Kimler neyi ima etti,
• Kimler neyi yalanladı…
* İmralı’da ki bebek katili neler dayattı.
* Görüşme tutanağını neden gizliyorlar. Esas amacın ne olduğunu neden sadece sınırlı sayıda kişiler biliyor.
gibi haberler adeta siyasi araç hâline geldi.
Terör örgütü lideri üzerinden siyaset kurmak, Türkiye’nin güvenliğini de toplumsal huzurunu da zehirler.
Bunu 2013–2015 döneminde yaşadık; bedeli ağır oldu, ülke travma yaşadı.
Bugün aynı tartışmaların yeniden üretilmesi, kimin işine yarar?
Türkiye’nin mi?
Terör örgütünün mi?
Yoksa siyaseti çıkmaza sürüklemek isteyen odakların mı?
Devlet aklı ile siyasi akıl arasındaki fark burada görünür hâle gelir.
Devlet kırmızı çizgiyi bilir; siyaset ise bazen kısa vadeli hesap uğruna o çizgiye yaklaşır.
İşte tehlike tam burada başlar.
Papa Görüşmesi Üzerinden Şekillenen Siyasi Fotoğraf
Diğer yanda Papa…
Normal şartlarda diplomatik bir ziyaret, kültürel bir temas veya devletlerarası bir nezaket ilişkisi olması gereken bu görüşmeler, artık iç politik mesajların bir parçasına dönüştürüldü.
Türkiye’nin laik yapısı, çok inançlı toplumsal dokusu, tarihi ve kültürel dengeleri göz önündeyken; Papa ile kurulan temasın siyaset malzemesi hâline getirilmesi, dini sembollerin politik hesaplara tahvil edilmesi anlamına gelir.
Bir yanda terör, bir yanda din…
Biri korkular, diğeri duygular üzerinden siyaset üretir.
Bu iki güçlü duygu alanını aynı dönemde hareketlendirmek, toplum mühendisliğinin en bilinen yöntemidir.
Peki Neden Şimdi?
Türkiye kritik eşiklerden geçiyor:
• Ekonomik baskılar,
• Seçim hazırlıkları,
• Toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesi,
• Uluslararası baskılar,
• Bölgesel denklemde değişen ittifaklar…
İşte böyle dönemlerde siyaset, duyguları harekete geçiren iki güçlü alanı kullanmaya yönelir:
1. Güvenlik ve terör
2. Din ve kimlik
Bu nedenle bir yanda İmralı konuşulurken, diğer yanda Papa manşetlere çıkıyor.
Bir yanda “gizli görüşmeler” iddiaları, diğer yanda “dostluk fotoğrafları” paylaşılıyor.
Toplumun dikkati, hassasiyetleri ve refleksleri bu iki güçlü alan arasında gidip geliyor.
Bu Trendin Türkiye’ye Bedeli Nedir?
Soru tam olarak budur.
• Terör örgütü üzerinden siyaset, Türkiye’nin kırmızı çizgilerini aşındırır.
• Dini figürler üzerinden siyaset, laikliği ve toplumsal barışı yıpratır.
• Bu iki uç aynı anda kullanılırsa, milli birlik duygusu zedelenir.
• Toplum derin bir yönsüzlük ve güvensizlik hissi yaşar.
• Gerçek gündem, ekonomi ve genç işsizliği gibi burnumuzun dibindeki sorunlar gölgelenir.
Türkiye’nin ihtiyacı, uçları büyüten değil, merkezde devleti güçlendiren bir siyaset anlayışıdır.
Devlet Aklı ile Siyasi Aklı Ayırma Zamanı
Türkiye’nin devlet aklı, terörle müzakere değil mücadele eder.
Türkiye’nin devlet aklı, din üzerinden siyaset değil toplumsal barış gözetir.
Türkiye’nin devlet aklı, dış politikayı iç politika malzemesi yapmaz.
Türkiye’nin devlet aklı, milletin birlik ve güvenliğini önceleyen bir geleneğe sahiptir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, tam olarak budur:
Devlet aklını siyasetin geçici hesaplarından korumak.
Sonsöz : Türkiye İki Uç Arasında Savrulacak Bir Ülke Değildir
Bu ülke, binlerce yıllık devlet geleneğiyle, tecrübesiyle, acılarıyla, mücadeleleriyle bir devlet aklı inşa etmiştir.
Türkiye’ye trend değil, tutarlılık gerekir.
Kırılganlık değil, kararlılık gerekir.
Duygu siyaseti değil, devlet siyaseti gerekir.
Bir yanda Apo, bir yanda Papa…
Bu iki ucun aynı anda Türkiye siyasetinin gündemine sokulması, bir strateji değil bir zayıflık göstergesidir.
Ve bu ülkenin taşıyabileceği bir oyun değildir.
Türkiye’nin yönü, terörle mücadelede netlik; dış politikada ise tutarlılık olmalıdır.
Trendler geçer, devlet kalır.
Duygular değişir, milletin iradesi baki kalır.
Necat KACAN
Eğitimci Araştırmacı Yazar




