Yorumlar (0)

Rafet Ulutürk


Türk Dünyasında Birlik: Çuvaşistan’dan Adriyatik’e Ortak Gelecek


Dünya hızla değişiyor ve içinde yaşadığımız coğrafya bu değişime göre yeniden şekilleniyor. Görünen o ki, önümüzdeki yıllarda birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyacağız. Artık hayali düşmanlar aramak yerine, apaçık ortada olan gerçeklere odaklanmalı ve saflarımızı sıklaştırmalıyız.
Bizi çeşitli oyunlarla birbirimize düşürmek ve ayrıştırmak isteyenlere karşı son derece uyanık olmalıyız.
Unutmamalıyız ki asıl amaç; zayıf düşeni, kuzu postuna bürünmüş bir kurt misali "dost" maskesiyle ele geçirmektir. "Savaşta kazandık, masada kaybettik" devri artık geride kalmıştır.
Beraberlikten Güç Birliğine
Türk dünyası olarak bir araya gelmek çok kıymetli; ancak asıl anlam, bu beraberliği sürdürülebilir bir iş birliğine dönüştürdüğümüzde ortaya çıkacaktır. El ele, omuz omuza vererek çalıştığımızda başarımız artacak ve çoğalacaktır. Somut adımlar atmak için harekete geçme zamanı geldi de geçiyor bile.

Dil ve İletişim Birliği:
Doğru iletişim yoluyla sağlanacak anlaşma zemini, kültürel üretimi ve paylaşımı hızlandıracak en önemli unsurdur. Ancak burada kritik bir hassasiyet gözetilmelidir: Kültürel çeşitliliğin korunması. Orta Asya’dan Kafkasya’ya, Volga-Ural’dan Sibirya’ya kadar uzanan geniş coğrafyamızda, özellikle Çuvaş Türkleri gibi köklü ve özgün lehçelere sahip topluluklarımızın iç dinamikleri dikkate alınmalıdır.
Farklılıklarımızı bir tartışma konusu değil, zenginliğimiz olarak görmeli; her bölgenin kendine has dokusunu koruyarak ortak paydada buluşmalıyız.
Geçmişin Mirası, Geleceğin Stratejisi
Asırları aşan köklü bir geçmişe ve nesilden nesile aktardığımız sarsılmaz aile geleneklerine sahibiz. Fakat Hz. Mevlânâ’nın "Asla geçmişte yaşama, daima geçmişten ders al" sözünde buyurduğu gibi; tarihimizden güç alarak bugünden yeni bir gelecek inşa etmeliyiz.
- Yeni Stratejiler: Ayrıştırmadan; sevgi, saygı, merhamet ve adalet temelinde yeni fikirler üretmeliyiz.
- Tek Ses: Dünyaya karşı vicdanın ve insafın sesi olmalıyız.
- Barış Dili: Bulunduğumuz her ortamda yapıcı ve birleştirici bir dil kullanmalıyız. Güçlü bir birliğin anahtarı, ortak dilimizin "barış" olmasıdır.
Umutla ve İnançla
İnanıyorum ki, sabırla ve emekle işlenen her niyet meyvesini verecektir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin dediği gibi:

 “Bir gün gelir, açmaz dediğin çiçekler açar. Gitmez dediğin dertler gider. Bitmez dediğin zaman geçer. Hayat öyle bir sır ki; önce şükür, sonra sabır, sonra da inanmak gerek…”