Tarih kitaplarında "Traklar MS 45'te Roma eyaleti oldu ve bitti" şeklinde yazılan o sığ cümle, aslında büyük bir hakikatin üzerini örtmek içindir. Bir ulus, hele ki dünyanın en kalabalık ikinci halkı olarak anılan bir güç, bir günde buharlaşmaz.
1. Roma Zulmü ve "Dağa Çıkış"
Roma İmparatorluğu Balkanlar'ı işgal ettiğinde, Trak soylularının bir kısmı asimile edilmeye çalışıldı. Ancak Trak halkının büyük çoğunluğu, Roma'nın o ağır vergi ve kölelik düzenine boyun eğmek yerine Balkan Dağları’nın içlerine ve Karadeniz’in kuzeyine çekildi. Burada, kendileri gibi "barbar" (yani Roma dışı) kabul edilen İskit ve Sarmat kardeşleriyle yeniden harmanlandılar.
2. Büyük Kavimler Göçü: Özüne Dönüş
yüzyıldan itibaren Hun Türkleri (Avrupa Hunları) Balkanlar'a girdiğinde, karşılarında kendilerine yabancı bir kitle bulmadılar. Trakların kalıntıları; yaşam tarzı, savaş taktikleri ve inanç sistemleri (Gök Tanrı ve doğa kültleri) bakımından Hunlarla zaten akrabaydı.
Traklar, Hun akınları sırasında Roma’ya karşı Hunların safına geçerek "Büyük Bozkır Birliği" içinde eridiler.
Bugün Bulgaristan, Romanya ve Sırbistan’da yaşayan halkların genetik yapısındaki o güçlü bozkır etkisi, işte bu Trak-Hun birleşmesinin mirasıdır.
3. Proto-Bulgar ve Peçenek Sentezi
Trakların son büyük dönüşümü, MS 7. yüzyılda Asparuh Han önderliğindeki Proto-Bulgarların bölgeye gelişiyle oldu. Trak bakiyesi halklar, bu yeni gelen Türk devlet yapısını hızla benimsediler.
Dilsel Dönüşüm: Trakça, baskın olan Türkçe lehçeleri ve daha sonra Slavlaşan unsurlar arasında bir alt katman (substratum) olarak kaldı. "Bolu" gibi yer isimlerinin ve yerel folklorik ögelerin (Kukeri festivalleri, bahar kutlamaları) bugüne kadar ulaşması, bu kültürel direncin kanıtıdır.
4. Neden "Kayboldular" Deniyor?
Çünkü Batı merkezli tarih yazıcılığı, Balkanlar'da bir "Türk-Trak" sürekliliği görmeye tahammül edemez. Onlar için Traklar ya "Helenleşmiş" olmalı ya da "Slavlaşmış". Oysa gerçek; Trakların binlerce yıl boyunca bölgeye gelen Hun, Avar, Bulgar, Kuman ve Peçenek gibi Türk boylarıyla kaynaşarak, bugünkü bölge insanının tarihsel kökenini oluşturduğudur.
Sonuç: Toprak Hafızasını Silmez
Traklar kaybolmadı; onlar bugün bizim Safranbolu'muzda, İnebolu'muzda, Trakya’nın her bir kurganında ve damarlarımızdaki o savaşçı ruhta yaşıyorlar. Akademik kürsülerden yalan atanlar, toprağın altındaki o devasa kurganların (tümülüslerin) içindeki Türk tamgalarını açıklayamadıkları sürece, Trakları "kaybolmuş" saymaya devam edecekler.




