
Takvimler 2003 yılını gösterdiğinde, ABD merkezli düşünce kuruluşu RAND Corporation tarafından yayımlanan 79 sayfalık bir rapor, aslında İslâm dünyasının önümüzdeki çeyrek asrına vurulacak prangaların yol haritasıydı. Cheryl Benard imzalı "Sivil Demokratik İslâm: Ortaklar, Kaynaklar ve Stratejiler" başlıklı bu belge, masum bir akademik çalışma değil; İslâm’ın omurgasını oluşturan Tevhid akîdesine ve Müslüman kimliğine yönelik bir "teolojik mühendislik" operasyonuydu.
Kategorize Et ve Yönet: Akîdeyi Laboratuvara Sokmak
Raporun en zehirli hamlesi, Müslümanları; Modernistler, Gelenekçiler, Köktendinciler ve Laikler olarak kompartımanlara ayırmasıdır. İslâm’ın "tek bir ümmet, tek bir vücut" ilkesini parçalamayı hedefleyen bu sınıflandırma, aslında Müslümanları birbirine düşürerek Batı değerlerine râm olmuş bir "Ilımlı İslâm" icat etme çabasıdır.
Tevhid, sadece Allah’ın varlığını kabul etmek değil, O’nun hayat üzerindeki mutlak otoritesini ve Müslümanların bu otorite etrafındaki sarsılmaz birliğini ifade eder. Raporun stratejisi ise bu birliği bozarak, Müslümanları kendi içinde teolojik savaşlara hapsetmektir.
En Büyük Hedef: Sünnetin ve Hadislerin Tasfiyesi
Raporun "Modernistleri Destekleme" stratejisi altında gizlenen en tehlikeli ajanda, bugün Türkiye dâhil pek çok İslâm coğrafyasında karşımıza çıkan "Hadissiz/Sünnetsiz İslâm" söylemidir. Rapor, açıkça İslâm’ın temel metinlerinin (Kur'an ve Sünnet) modern liberal normlara göre yeniden yorumlanması gerektiğini savunur.
Bugün bazı çevrelerin "Kur'an bize yeter", "Uydurma hadisler dîni bozdu" diyerek Sünneti tamamen devre dışı bırakma çabası, RAND raporunda önerilen "İslâm’ı uysallaştırma" projesinin tam olarak kendisidir.
Peki, neden Sünnet hedef alınıyor?
* Koruma Kalkanını Kırmak:
Sünnet, Kur'an’ın yaşayan tefsîri ve uygulamadaki sınır çizgisidir. Sünneti aradan çıkardığınızda, Kur'an âyetlerini her türlü ideolojik sapmaya, Batılı liberal değerlere veya seküler yaşam tarzına uygun hâle getirecek "keyfî yorumların" önünü açarsınız.
* Peygamberi Postacıya İndirgemek:
"Helâl-haram yetkisi sadece Allah'ındır" gibi teolojik bir doğruyu, Hz. Peygamber’in (sav) teşrî (hüküm koyma) ve tebyîn (açıklama) yetkisini yok etmek için kullanmak, Müslümanları rehbersiz bırakma hamlesidir. Peygambersiz bir din, hayata müdahale edemeyen, sadece vicdanlara hapsedilmiş bir felsefeye dönüşür.
•Vahdeti (Uygulama Birliğini) Yok Etmek:
Sünnet, Endonezya'dan Fas'a kadar Müslümanların namazından ticaretine kadar ortak bir "yaşam dili" oluşturur. Sünnet devre dışı kaldığında, ortaya binlerce farklı "kişisel İslâm" çıkar ki bu da Müslümanların küresel bir güç olmasını engelleyen bir parçalanmışlıktır.
Modernist Maskeli Akîde Mühendisliği
Raporda belirtildiği üzere; Modernistler, Batı’nın stratejik ortaklarıdır. Bu kesimin 'dinde reform' adı altında Sünneti reddetmesi, aslında Müslümanların sömürgeci sistemlere karşı olan direnç damarını kesme girişimidir.
Zira Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ; adaleti, faizle savaşı ve izzeti kendi katında aramayı birer asıl ilke olarak emretmiştir. Sünnet ise, Kur’an’daki bu küllî kaidelerin hayatın her alanında (siyasette, ekonomide, ahlâkta) nasıl ete kemiğe büründüğünün, zalime karşı duruşun ve sömürüye direnişin en berrak ve değişmez uygulama modelidir. Sünneti devreden çıkarmak, Kur’an’ın bu sarsılmaz ilkelerini pratik karşılığı olmayan teorik kavramlara dönüştürerek, Müslümanları küresel sistemin pençesinde rehbersiz bırakmaktır.
İstenen şey; namaz kılan ama kapitalizme itiraz etmeyen, örtünen ama tüketim kültürüne köle olan, "Lâilahe" (Hayır, reddediyorum) kısmını unutmuş, sadece içi boşaltılmış bir ritüeller dinidir.
Nesli ve Aileyi Kurutma Stratejisi: Eğitim ve Kadın
RAND raporu, İslâm toplumunun genetik şifreleriyle oynamak için "kadın" ve "eğitim" başlıklarını en stratejik manivelalar olarak belirlemiştir. Bu iki alan, Müslüman aileyi dönüştürmenin "yumuşak karnı" olarak görülür.
Eğitimde "Sessiz" Devrim
Rapor; İslâmî eğitim kurumlarını ve vakıfları "radikalizmin kaynağı" ilan ederek, müfredatın Batılı seküler normlara göre yeniden dizayn edilmesini emreder. Amaç; Müslüman çocukların zihnindeki "Cihat", "Şehâdet" ve "Ümmet" gibi kavramların içini boşaltarak aidiyetsiz, dâvâsız ve sadece teknik bilgiyle donatılmış uysal bir iş gücü inşâ etmektir.
Kadın Hakları Altında Aileyi Parçalamak
Cheryl Benard, Müslüman kadının "özgürleştirilmesini" toplumsal dokuyu bozmanın anahtarı olarak sunar. Buradaki hedef, kadını Allah’ın kulu olarak onurlandırmak değil, Batılı yaşam tarzının figüranı hâline getirmektir. Sünnetin ve fıtratın getirdiği aile hukukunu "gelenekçi pranga" olarak niteleyen rapor, âyetlerin feminist bir bakış açısıyla yeniden yorumlanmasını teşvik eder. Aile birimi sarsıldığında, Tevhid akidesini nesillere aktaracak olan "anne mektebi" de sarsılmış olacaktır.
Günümüz Müslümanlarına Uyarı
Görüldüğü üzere plan tıkır tıkır işliyor. Bir yandan "Kur’an bize yeter" diyerek Sünnetin koruyucu kalkanını delmeye çalışıyorlar, diğer yandan eğitim ve kadın üzerinden Müslüman kimliğini genetik bir mutasyona uğratıyorlar. Eğitimi "seküler bir tornaya", kadını "modern bir metâya" dönüştüren bu rapor; aslında Tevhid’in toplumsal hayattaki tüm izlerini silmek istiyor.
Bugün sosyal medyada veya ekranlarda "akılcılık" maskesiyle Sünneti ve 1400 yıllık devasa İslâm mirasını bir çırpıda silip atanlar, bilerek ya da bilmeyerek bu karanlık raporun gönüllü neferliğini yapmaktadırlar.
Ey Müslümanlar! Tevhid, Allah’ın hükmüne ve O’nun elçisinin rehberliğine kayıtsız şartsız teslimiyettir. Peygamberi (sav) devreden çıkaran bir anlayış sizi özgürleştirmez; aksine küresel sistemin kölesi hâline getirir.
"Ilımlı İslâm" bir din değil, İslâm’ı içeriden çürütmek için kurgulanmış bir siyasi projedir.
Unutmayın; Sünnet giderse Kur’an’ın pratiği gider, pratik giderse İslâm gider, İslâm giderse ümmetin izzeti gider.
2003’te masada yazılan bu senaryoyu, bugün ferâsetimizle bozmak zorundayız. Rotamız RAND raporları değil, Vahyin ve onun yeryüzündeki tek muallimi olan Hz. Muhammed (sav)’in izi olmalıdır.
Mithat Güdü