Türkiye, uzun yıllardır devam eden terörle mücadele sürecinde yeni bir eşiğe geldi. TBMM’deki bazı çıkışlar, İmralı’ya yapılması planlanan ziyaretler, MHP liderinin sürece dair açıklamaları, Kandil’den gelen sembolik silah imha görüntüleri ve Suriye sahasındaki diplomatik temaslar; hepsi birbirini tamamlayan bir sürecin parçası gibi görünüyor. Ancak bu tablo, henüz netleşmemiş çok sayıda soru ve çelişki de barındırıyor.
1. TBMM’den İmralı’ya uzanan hattın anlamı
Meclis’te DEM Parti grubundaki tezahüratlar, MHP’nin İmralı’ya dikkat çeken çıkışı ve kurulması planlanan “Terörsüz Türkiye Komisyonu”, Ankara’da yeni bir dönem tartışmasının işaret fişeğini yaktı.
Bu adımlar, “yeni bir çözüm süreci mi başlıyor?” sorusunu gündeme taşıdı. Fakat kamuoyunun aklında hâlâ geçmiş süreçlerin bıraktığı bir güvensizlik mirası var. Çünkü önceki denemelerde şeffaflık eksikliği, denetimsizlik ve siyasi hesaplar, ülkeyi büyük bedellerle yeniden güvenlik krizine sürüklemişti.
2. MHP’nin tutumu: Milliyetçi cephede çatlak mı doğuyor?
MHP lideri Bahçeli’nin, İmralı vurgusunu içeren açıklamaları, milliyetçi tabanda ciddi bir şaşkınlık yarattı.
Yıllardır “tavizsiz güvenlik politikası” söylemini benimsemiş bir partinin, böylesine hassas bir süreçte diyalog zeminine sıcak bakması tabanda “tutarsızlık” algısı oluşturdu.
Bu durum, özellikle parti içindeki geleneksel milliyetçi kesimlerde “MHP artık yönlendirilen değil, yönlendiren mi olmak istiyor?” sorusunu gündeme getirdi.
Bahçeli, süreci kontrol etmek istese de tabanın bir bölümü bunu “devletin derin aklıyla uyumlu bir manevra” olarak değil, “tehlikeli bir yumuşama” olarak okuyor.
3. Kandil ve dış faktörler: Görünen mi, görünmeyen mi önemli?
Kandil’den gelen “silah imha” görüntüleri sembolik bir jestten öteye geçmiyor.
Gerçek bir silahsızlanmadan söz edebilmek için örgütün komuta yapısının çözülmesi, lojistik hatlarının kesilmesi ve teslim olan unsurların devlet denetimine alınması gerekir.
Suriye’de ise tablo çok daha karmaşık. ABD’nin SDG üzerinden yürüttüğü strateji, Türkiye’nin güvenlik politikasını doğrudan etkiliyor.
Bu nedenle Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyinde ABD ve Şam arasında sıkışmadan, kendi güvenlik kuşağını diplomatik temelde güçlendirmesi hayati önem taşıyor.
4. TBMM Komisyonu neyi amaçlamalı?
Eğer “Terörsüz Türkiye Komisyonu” gerçekten kurulacaksa, bu yapının şeffaf, tarafsız ve sürekli denetime açık olması gerekir.
Geçmişte olduğu gibi kapalı kapılar ardında yürütülen bir süreç, hem kamuoyu güvenini hem de ulusal birliği zedeler.
Komisyonun temel görevi;
• silahsızlanma sürecinin belgelendirilmesi,
• mağdur haklarının korunması,
• adalet mekanizmasının işletilmesi
olmalıdır.
Aksi halde süreç, siyasi vitrin olarak kalır ve toplumda “gizli pazarlık” algısı güçlenir.
5. Toplumsal rıza olmadan barış mümkün mü?
Türkiye’nin geçmişteki acı tecrübeleri gösterdi ki, hiçbir çözüm halk desteği olmadan kalıcı olamaz.
Eğer bu süreç toplumun geniş kesimlerine anlatılmaz, mağdurların sesi duyulmaz, şehit ailelerinin vicdanı gözetilmezse; en doğru adımlar bile yanlış anlaşılır.
Toplumsal adalet, gerçek barışın ön koşuludur.
6. Olası senaryolar
a) Kontrollü iyileşme senaryosu:
Şeffaflık, denetim ve adalet ilkeleri korunursa Türkiye bölgesinde istikrarlı bir aktör olarak güçlenir. Bu durumda hem güvenlik hem yatırım ortamı kalıcı hale gelir.
b) Geçici sessizlik senaryosu:
Süreç sadece sembolik adımlarla yürürse kısa süreli bir “sükûnet” sağlanır ama yeniden çatışma ihtimali ortadan kalkmaz.
c) Geri dönüş senaryosu:
Şeffaflık ve denetim sağlanmazsa, süreç kamuoyunda meşruiyet kaybeder, milliyetçi cephe kırılır ve terör yeniden meşruiyet aracı haline gelir.
7. Sonuç: Gerçek çözüm “şeffaf devlet aklıyla” mümkündür
Türkiye, artık terörle mücadelede yalnızca silaha dayalı bir yöntemle ilerleyemez.
Ancak “yumuşama” da kontrolsüz olamaz.
Devlet aklının şeffaf, toplumun bilgilendirildiği, şehit aileleri ve mağdurların hakkının korunduğu bir sistem kurulmadıkça hiçbir barış kalıcı olamaz.
Sürecin kalbinde güven vardır.
Eğer devlet–millet güveni sağlanırsa, terör örgütü sahadan değil, tarihten silinir.
Necat KACAN
Eğitimci — Araştırmacı — Yazar




