İçinde bulunduğumuz coğrafyada tek kurtuluş; "inandığını iddia ettiğin davana" ihanet etmeden, devrimle kurulmuş olan Cumhuriyet’e koşulsuz şartsız sahip çıkmakla mümkündür.
Osmanlı’nın Çöküşünden Günümüze: Tarihsel Bir Uyarı Tam bağımsızlık esasıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin değerleri son 20 yılda hızla tasfiye edilirken, akıllara Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş süreci gelmektedir.
Unutulmamalıdır ki Osmanlı’nın yıkılışı, o günün koşulları göz önüne alındığında yaklaşık 200 yıl sürmüştü. İmparatorluğun sonunu getiren temel unsurlar; merkezi yönetimin zayıflaması, askeri yenilgiler, ekonomik buhranlar ve milliyetçilik hareketleriydi.
Bu karmaşık süreç, 1922’de Osmanlı’nın resmen sona ermesiyle tamamlanmış ve yerini modern çağa uygun Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakmıştır. Bugün ise ne yazık ki, Osmanlı’nın son dönemindeki zayıf yönetim karakterine benzer şekilde, emperyalist odaklara bağımlı bir iktidar anlayışı nedeniyle benzer bir kaderle karşı karşıya kaldığımızın işaretlerini görmekteyiz.
Liyakatten Uzaklaşan Yönetim ve Çöküş Riski Osmanlı Devleti başlangıçta; askeri örgütlenme, tımar sistemi ve adaletli yönetim anlayışıyla güçlenmiş, halkın desteğini arkasına almıştı. Ancak ne yazık ki "din ve iman" söylemlerinin ardına sığınıp çağa uygun bir yönetim bilincine ulaşılamaması, ekonomik ve sosyal kaynakların kaybına ve liderlik zafiyetine yol açarak çöküşü hazırladı.
1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla bu hukuki süreç sona ermiş, Türk inkılabının en önemli adımı atılmıştır.
Muhalefet ve İdeolojik Savrulma Cumhuriyet sevgisini, devlet ciddiyetini ve Kuvay-ı Milliye bilincini merkezine alan gerçek siyasetçiler; Türk milletini bu çağ dışı zihniyetten kurtarabilir. Aksi halde, muhalefet partilerinin Türk milliyetçiliği ile uzaktan yakından ilgisi olmayan yapılarla iş birliği içine girmesi, Cumhuriyet’e ve Türk milletine ihanettir.
Kemalist ideolojinin temelleri üzerine kurulmuş olan devletin yıkılışını hızlandıran anlayışlara destek verenlerin, milleti bu karanlıktan ve kaostan kurtarmasını beklemek beyhudedir.
CHP Yönetimine Çağrı: Ya Sahiplenin Ya Terk Edin!
Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki yetersiz kadrolar, "davamız" dedikleri değerlere ya tam anlamıyla sahip çıkmalı ya da bu yapıyı bir an önce terk etmelidir.
Atatürk’ün savaş meydanlarında bin bir mücadeleyle kurduğu bu Cumhuriyet, siyasi basiretsizlikler ve kişisel çıkarlar uğruna 1919 öncesindeki kaos ortamına sürüklenmiştir. Rejim değiştirilmek istenirken sessiz kalanlar veya dolaylı destek verenler, bu yıkımın sorumluluğuna ortaktır.
Sonuç: Vatan Toprakları Kutsaldır " Kemalist devrimle kurulan tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti, bugün bir tasfiye süreciyle karşı karşıyadır".
Gazi Meclis’te yaşanan son olaylar, 100 yıllık Cumhuriyet değerlerine yapılmış açık bir saldırıdır. Bu topraklar; Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, şehit ve gazilerimizin kanları üzerinde yükselmiştir. Emperyalistlere ve onların işbirlikçi maşalarına bırakılmayacak kadar kutsaldır.
Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı