Mithat GÜDÜ /Emekli İmam Hatip / Gazeteci -Yazar

Tarafgirlik Kıskacında Akıl ve Erdem: Siyasette Eleştiri Cesaretine Duyulan İhtiyaç!

13.03.2026 09:09:00

Türkiye’nin bugünkü siyasal iklimi, rasyonel bir fikir mücadelesi zemini olmaktan süratle uzaklaşmış; toplumu bütünüyle esir alan, sert ve tavizsiz bir “taraftarlık savaşına” evrilmiştir. Bu kronikleşmiş sorun, sadece bugünün bir arızası değil; kökleri geçmişe uzanan ve kuşaktan kuşağa devredilen hastalıklı bir siyasal döngüdür. Sokaktaki sade vatandaştan Meclis kürsüsündeki vekile kadar sirâyet eden 'ya bizdensin ya onlardan' keskin ayrışması, kolektif aklımızı adeta felç etmektedir. İktidar ile muhalefet arasına örülen bu yüksek ve aşılmaz duvarlar, yalnızca siyasî bir rekâbeti engellemekle kalmıyor; aynı zamanda doğrunun yanlışla, iyinin kötüyle yer değiştirdiği, sağduyunun sesinin boğulduğu derin bir belirsizlik ve kaos ortamını besliyor.

​Mutlak Doğru Yanılgısı ve Özeleştiri Kıstası

​Bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük varoluşsal tehlike, tarafların kendi durdukları yeri 'mutlak doğru', karşı mahallenin duruşunu ise 'mutlak yanlış' olarak değişmez bir tabu haline getirmesidir. Bu katı ve sorgulanamaz bakış açısı, siyaseti bir hizmet yarışı ve toplumsal uzlaşı aracı olmaktan çıkarıp, adeta bir particilik savaşına ve kimlik kavgasına dönüştürmektedir.

* ​İktidar Kanadında: Hayata geçirilen devasa projeler ve geçmiş dönemlerle kıyaslanan kazanımlar, güncel hataların üzerini örten bir zırh ya da bir meşruiyet kalkanı gibi kullanılmaktadır. Somut bir yanlışa parmak basıldığında, muhataplar genellikle yapıcı bir cevap vermek yerine; “Eskiden şu yoktu, bu yoktu, şimdi neyimiz eksik, şükürsüzlük etmeyin!” diyerek savunmaya geçmektedir. Böylece geçmişin mahrumiyetleri, bugünün hatalarını perdelemek için bir araç hâline getirilmektedir. Bu iklimde, her icraat sorgusuz sualsiz bir "başarı hikâyesi" olarak paketlenmektedir.

* ​Muhalefet Kanadında: İktidarın attığı her adım, içeriğine, niteliğine veya toplumsal faydasına bakılmaksızın kategorik olarak “kötü” ilan edilmektedir. Ülkenin âli menfaatlerine hizmet eden bir gelişme dâhi sırf “karşı taraf” eliyle gerçekleştirildiği için alkışlanmamakta, hatta görmezden gelinmektedir. Bu toptancı reddediş ve bağnaz muhalefet tarzı, halk nezdinde güven uyandıracak yapıcı bir alternatif üretme imkânını köreltmektedir.

​Asıl gerçek şudur: Özeleştiri bir zafiyet ya da düşmanlık değil, hakikate sadakattir. Kendi hatasını kabullenmeyi bir “ihanet” veya “itibar kaybı” olarak gören yapılar, statükoya mahkûm kalarak hata düzeltme kabiliyetlerini ve yenilenme enerjilerini kaybederler.

​"Mahallenin" Dışına İtilen Sağduyu ve Linç Kültürü

​Belki de bu sürecin en yaralayıcı yanı, fikrî dürüstlüğünden ve ilkelerinden ödün vermeden 'doğruya doğru, yanlışa yanlış' diyebilen hür zihinlerin, her iki mahalle tarafından da sistemli bir lince maruz bırakılmasıdır.

​İktidarı genel prensipleriyle destekleyip ancak vahim bir yanlışı dile getiren sağduyulu bir ses, kendi mahallesinde anında “nankörlükle” suçlanmakta ve geçmişteki kazanımlar hatırlatılarak susturulmaya çalışılmaktadır.
Benzer şekilde, muhalefetin vizyonunu benimseyip ancak izlediği yöntemi eleştiren kişi, “iktidarın ekmeğine yağ sürmekle” itham edilerek kendi tarafınca aforoz edilmektedir.

​Her iki mahallede de aynı acımasız ve ilkel mekanizma işlemektedir: Sorgulayan değil, körü körüne alkışlayan ödüllendirilmekte; düşünen değil, en yüksek sesle slogan atan korunmaktadır.
Sadece siyahın ve beyazın olduğu, gri tonların 'hainlik' sayıldığı bir dünyada; ne sanat ve kültür nefes alabilir, ne bilim gelişebilir ne de sağlıklı bir siyaset üretilebilir. Böylesi bir kuraklıkta, hakikatin sesi yerini sadece sağır edici bir gürültüye ve derinleşen bir kutuplaşmaya bırakır.

​Eleştiri: Bir Gelişim ve Toplumsal Tedbir Mekanizması

​Gerçek anlamda eleştiri, yıkan değil inşâ eden; dağıtan değil toparlayan bir mekanizmadır. Bir siyasî yapıyı uçurumun kenarından çeviren en hayatî güvenlik sibobudur. Kadîm bir hakikat der ki: "Dostun acı uyarısı, düşmanın sahte alkışından çok daha evlâdır."

​Eğer bu demokratik erdem gösterilebilse;
* İktidar, çevresindeki sorgusuz onaylama çemberini kırıp hatalarını görür ve zaman kaybetmeden tedbir alır.
* Muhalefet ise kendi içindeki tutarsızlıkları teşhis ederek toplumun tüm kesimlerine hitap eden, daha sahici ve inandırıcı vizyonlar geliştirir.

​Koşulsuz destek hataları besleyip büyütürken, önyargılı muhalefet de en büyük doğruları halkın gözünde küçültmektedir. Milletin ve devletin menfaati; eleştirinin bir saldırı değil bir katkı olarak görüldüğü, kimsenin kendini “yanılmaz” ilan etmediği bir iklimde yeşerir.

​Kısır Döngüyü Kırmak: Akıl, Olgunluk ve Gelecek

​Türkiye’nin müreffeh geleceği, “kimin söylediğine” olan saplantımızdan kurtulup “ne söylendiğine” odaklanan bir olgunluğa erişmemize bağlıdır. İnsan, desteklediği yapının da yanlışlarını haykırabilecek kadar hür olmalıdır. Bu cesaret, ne bir vatan hainliğidir ne de bir saf değiştirme; aksine en saf haliyle vatanseverliğin ve yüksek bir siyasî aklın tezahürüdür.

​Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; ne aklî melekelerini teslim etmiş bir sadâkat, ne de her şeye gözü kapalı bir karşıtlıktır. İhtiyacımız; yanlışı büyük bir cesaretle teşhis eden, doğruyu ise büyük bir vakarla takdir edebilen âkil ve sağduyulu bir toplum iklimidir.

Unutulmamalıdır ki; partiler, liderler ve siyasi akımlar gelip geçicidir; kalıcı ve kutsal olan ise bu vatan ve bu toplumdur.

​Kutup olmak, kalabalığa karışıp slogan atmak kolaydır. Asıl zor ve erdemli olan, akıl çizgisinde durup hakikati haykırmaktır. Ve o erdem, bugün Türkiye için her zamankinden daha hayatî, daha acil bir ihtiyaçtır.

Mithat Güdü


Yeni Trafik Cezaları Hakkında Bilgilendirme!

Erzurum’un Prangalarını Kırdığı Gün: 108. Yıl Gururu Havuzbaşı’nda Kutlandı

Başkan Oral , 12 Mart Erzurum’un Düşman İşgalinden  Kurutuluşu ve İstiklal Marşının Kabulü Münasebetiyle Bir Mesaj Yayımladı

Rektör Hacımüftüoğlu’yla başlayan “Öğrencilere Ramazan Jesti”nde bir adım daha: "Işıklı Yol" gelenekselleşti…

Alperenlerden gönül sofrası…

LİDER ERZURUMSPOR'A İSTANBUL'DA ŞOK

12 MART'IN IŞIĞI ERZURUM'UN HÜRRİYET'E KAVUŞTUĞU GÜNDÜR

YAKUTİYE'NİN ÇOCUKLARI TÜRKİYE ŞAMPİYONASI YOLUNDA...

ERZURUM: U-14 YAŞ TÜRKİYE ŞAMPİYONASINA EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR...

BÜYÜKŞEHİRİN GENÇLERİ ZİRVEDE

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 25 19 2 4 41 61
2.FENERBAHÇE A.Ş. 25 16 0 9 32 57
3.TRABZONSPOR A.Ş. 25 16 3 6 22 54
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 25 13 5 7 15 46
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 25 12 7 6 17 42
6.GÖZTEPE A.Ş. 25 11 5 9 10 42
7.KOCAELİSPOR 25 9 10 6 -3 33
8.SAMSUNSPOR A.Ş. 25 7 7 11 -3 32
9.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 25 7 9 9 -3 30
10.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 25 7 9 9 -10 30
11.CORENDON ALANYASPOR 25 5 8 12 -4 27
12.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 25 6 12 7 -6 25
13.TÜMOSAN KONYASPOR 25 5 11 9 -10 24
14.HESAP.COM ANTALYASPOR 25 6 13 6 -15 24
15.İKAS EYÜPSPOR 25 5 13 7 -17 22
16.KASIMPAŞA A.Ş. 25 4 12 9 -15 21
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 25 3 11 11 -27 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 25 3 17 5 -24 14

YAZARLAR