Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in ve Türk siyasetinin bugün içine düştüğü en büyük tuzak, siyasetin bir "hizmet yarışı" olmaktan çıkıp, ömür boyu süren bir "geçim kapısı ve statü mesleği" haline gelmesidir.
Levent Gültekin’in videosunda dile getirdiği Tanju Özcan vakası (şikayet edenin ayrı, savunanın ayrı, koltukta oturanın ayrı hesaplar içinde olması), aslında bu sistemik çürümenin sadece küçük bir parçasıdır.
1. İki Dönem Kuralı: Demokrasinin Nefes Borusudur Bir siyasetçi —ister Milletvekili, ister Belediye Başkanı, ister Genel Başkan olsun— en fazla iki dönem görev yapmalıdır. İkinci dönemden sonra o koltukta oturan kişi artık millete değil, kendi iktidarını korumaya, ranta ve biat kültürüne hizmet etmeye başlar.
Üçüncü dönem, demokratik bir temsil değil; liyakatin katledilmesi ve siyasi bir "kast sisteminin" inşasıdır.
2. 90 Milyonluk Ülkede "Vazgeçilmezler" Tiyatrosu 90 milyonluk devasa bir beşeri sermayeye sahip olan Türkiye’de; 4 dönem grup başkanvekilliği yapıp ardından genel başkan olanların, 3 dönem milletvekilliği yapıp üstüne belediye başkanlığına yapışanların yarattığı bu tablo kabul edilemez.
AKP’den CHP’ye, MHP’den diğerlerine kadar tüm yapılar aynı "siyasi kanserle" maluldür: Koltuk hırsı. Bu isimlerin on yıllarca vitrinde kalması, genç beyinlerin ve gerçek liyakat sahiplerinin önündeki en büyük barikattır.
3. Kurumsal İflas: Şikâyetçi de Bizden, Savunan da!
Eğer bir parti; kendi içindeki bir ismi şikâyet edenle, o ismi savunan genel başkanı aynı potada eritiyorsa, orada ilke değil, "siyasi mühendislik" vardır.
Bu durum, siyasetin artık bir değerler bütünü olmaktan çıkıp, sadece dar bir grubun çıkarlarını koruma mekanizmasına dönüştüğünün kanıtıdır.
4. Sonuç: Mevcutlar Çürümüştür Bugün Ankara’daki ve yereldeki siyaset koridorları kokmuştur. Ne Atatürk ilke ve devrimleri bu "eskimiş" ellerle korunabilir, ne de Türk milleti bu "siyaset esnaflarıyla" muasır medeniyet seviyesine ulaşabilir. Siyaset; bir kişinin on yıllarca hüküm sürdüğü bir krallık değil, verimli ve kısa süreli bir hizmet nöbeti olmalıdır.
Sözde siyasetçiler değil, özde hizmetkârlar gelmedikçe; biat kültürü yıkılıp liyakat gelmedikçe bu çark sadece kendi rantını öğütmeye devam edecektir.
Ali Berham ŞAHBUDAK Cumhuriyetçi Aydınlanma Partisi Kurucu Genel Başkanı.