Bugün Türkiye’de düşünmenin yerini refleksler, konuşmanın yerini etiketler aldı.
Bir cümle kuruyorsun, hemen bir parti rozeti yapıştırılıyor.
Osmanlı’yı sevdiğini söylüyorsun, “AK Partili” ilan ediliyorsun. Bozkurt işareti yapıyorsun, “MHP’li” oluyorsun.
Atatürk’ten bahsediyorsun, “CHP’li” damgası vuruluyor. Sanki bu toprakların tarihi, değerleri ve sembolleri belli partilerin tapulu malıymış gibi…
Oysa gerçek çok daha basit ve çok daha derin: Bu ülkenin tarihi de, sembolleri de, kurucu değerleri de hepimizin ortak mirasıdır.
Osmanlı bu milletin geçmişidir. Sevmek bir siyasi tercih değil, tarihsel bir bağdır. Atatürk bu ülkenin kurucusudur; ona saygı duymak bir ideoloji değil, ortak bir sorumluluktur. Türk kimliğini ve millî sembolleri sahiplenmek ise herhangi bir partinin değil, bu vatanın insanı olmanın doğal sonucudur. Bunları birbirine düşman gibi göstermek, aslında toplumu parçalayan en tehlikeli zihniyettir.
Asıl sorun burada başlıyor: Gençler.
Gençler, daha kimliklerini yeni yeni inşa ederken, onlara hazır kalıplar sunuyoruz. “Bunu seviyorsan şundansın”, “şunu söylüyorsan bundansın” diyerek düşünmeyi değil, saf tutmayı öğretiyoruz. Sorgulayan değil, slogan atan; üreten değil, kavga eden bir gençlik ortaya çıkıyor. Ve sonra dönüp “neden ayrışıyoruz?” diye soruyoruz.
Oysa bu ülkenin gençleri bölünmeye değil, birleşmeye muhtaç. Farklı düşünebiliriz ama aynı ülkeye aitiz.
Farklı siyasi tercihlerimiz olabilir ama aynı geleceği paylaşacağız. Bir genci sevdiği bir tarih döneminden, bir liderden ya da bir sembolden dolayı ötekileştirmek; onu kazanmak değil, kaybetmektir.
Artık gerçekleri ortaya koyma zamanı geldi.
Bu anlayış sürdürülebilir değil. Toplumu sürekli kutuplara ayıran, her değeri bir partiyle eşitleyen dil artık terk edilmelidir. Çünkü bu dil kazandırmıyor; sadece yaralıyor. Sadece gençleri değil, ortak hafızamızı da parçalıyor.
Bir millet, ancak ortak paydalarını büyüterek ayakta kalır.
Osmanlı’yı da Atatürk’ü de, millî sembolleri de aynı anda sahiplenebilen bir bilinç mümkündür. Hatta olması gereken de budur. Gerçek olgunluk, birini sevmek için diğerini reddetmemektir.
Bugün ihtiyacımız olan şey; etiketler değil, empati.
Sloganlar değil, sağduyu.
Bölmek değil, birleştirmek.
Ve belki de en önemlisi: Gençlere miras bırakacağımız şey kavgalar değil, ortak bir gelecek olmalıdır.