Bir zamanlar aynı sofrada oturduğumuz insanlar vardı.
Aynı köyde büyüdük, aynı camide saf tuttuk, aynı yağmurda ıslandık.
Ama sonra birileri, halkın verdiği temsil yetkisini halktan uzaklaşmak için kullandı.
Bugün Bulgaristan Türk halkı kıt kanaat geçinirken,
sözde liderler saraylarda, yatlarda, özel korumalarla yaşamaktadır.
Saray Ne Zaman Kuruldu, Halk Ne Zaman Unutuldu?
Ahmet Doğan’ın lüks mal varlığı artık herkesin malumu:
– Sofya’nın dışında deniz kenarında milyonluk bir malikâne,
– Yüksek güvenlikli, devlet korumalı bir saray,
– Özel yatlar, lüks araçlar, yüzlerce dönüm arazi…
Peki bu servet nereden?
– Memur maaşıyla mı?
– Kitap yazarak mı?
– Yoksa halkın sırtından, devletin gölgesinden mi?
Cevap belli.
O Saray Yükselirken…
O saray yükselirken:
– Mestanlı’da yaşlı bir nine ekmek kuyruğundaydı.
– Kırcaali’de gençler Avrupa’ya işçi olarak kaçıyordu.
– Razgrad’da bir köy okulunun çatısı akıyordu.
– Şumnu’da çocuklar Türkçe kitap bulamıyordu.
Ama sarayın pencereleri bu acılara hiç açılmadı.
Çünkü içeride lüks, dışarıda feryat vardı.
“Bizden” Olanlar, Bizimle Mi Kaldı?
Dün halkla yürüyenler,
Bugün halkın sokağına uğramıyor.
– Kendilerine özel maaşlar,
– Lüks yemek davetleri,
– Uluslararası toplantılarda pozlar,
– Ama Türk halkının sofrasına uğrayan yok.
Çünkü artık halk, sadece seçim zamanı hatırlanan bir “oy makinesi” haline getirildi.
Lüks Büyürken, Halk Küçüldü
– İşsizlik arttı,
– Gençler göç etti,
– Fakirlik yayıldı,
– Ama liderlerin serveti hep büyüdü.
Bu zıtlık; bir temsil değil, bir ihanettir.
Bir taraf saraylarda yaşarken,
Diğer taraf evini ısıtacak kömür bulamıyorsa,
Bu artık temsil değil, çürümenin fotoğrafıdır.
Ve bu fotoğrafın adı:
“Lider halkı unuttu, halk da lideri artık sorguluyor.”
Unutma:
Gerçek lider halkıyla beraber yaşar.
Halk açken tok gezmek,
temsil değil, ihanettir.