Bulgaristan’da son dönemde yeniden alevlenen “yurt dışındaki seçim sandıklarının azaltılması” tartışması, teknik bir seçim düzenlemesi olmanın çok ötesinde bir anlam taşıyor. Özellikle Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarını doğrudan etkileyen bu karar, yalnızca sandık sayısını değil; eşit yurttaşlık ilkesini, anayasal hakları ve ülkenin demokrasi standardını da tartışmaya açıyor.
Parlamentoda kabul edilen düzenleme, Avrupa Birliği dışındaki ülkelerde açılabilecek sandık sayısına üst sınır getiriyor. Bu sınırlama en yoğun şekilde Türkiye’deki seçmen kitlesini etkiliyor. Çünkü Bulgaristan vatandaşlarının önemli bir bölümü Türkiye’de yaşıyor ve seçim dönemlerinde ciddi bir katılım gösteriyor. Sandık sayısının düşürülmesi ise pratikte şunu ifade eder: Daha az oy verme noktası, daha uzun mesafe, daha uzun kuyruk ve sonuç olarak daha düşük katılım.
Bu bir idari tercih gibi sunulabilir. Ancak demokrasilerde idari kararların etkisi siyasal sonuçlar doğurur. Sandık sayısını azaltmak, seçmenin sandığa erişimini zorlaştırıyorsa, bu yalnızca organizasyonel bir düzenleme değildir; temsil hakkını fiilen daraltan bir uygulamadır.
Tarihin Hafızası ve Bugünün Kaygısı
Bulgaristan Türklerinin hafızasında devlet politikalarıyla ilgili ağır bir geçmiş var. 1984–1985 döneminde “Revival Process” (Yeniden Doğuş Süreci) olarak bilinen uygulamalar çerçevesinde Türk ve Müslüman isimlerinin zorla değiştirilmesi, kimliğe yönelik açık bir müdahaleydi. Daha önceki yıllarda da kültürel ve dilsel haklara yönelik baskılar yaşanmıştı. Bu tarihsel deneyim, bugün alınan her sınırlayıcı kararın daha büyük bir kaygıyla karşılanmasına yol açıyor.
Elbette bugünkü tablo, geçmişteki asimilasyon politikalarıyla birebir aynı değil. Ancak hakların “ayarlanabilir” olduğu algısı, geçmiş travmalar nedeniyle daha derin hissediliyor. Dün isimler üzerinden yapılan müdahale, bugün sandık sayısı üzerinden mi tekrarlanıyor sorusu, bu nedenle toplumun geniş kesimlerinde yankı buluyor.
Demokrasi Coğrafyaya Göre Bölünür mü?
Temel soru şudur: Bir vatandaşın seçme hakkı, yaşadığı ülkeye göre sınırlandırılabilir mi?
Vatandaşlık, yalnızca ikamet edilen toprak parçasıyla sınırlı bir bağ değildir. Hukuki statüdür, anayasal güvencedir. Bulgaristan Anayasası seçme hakkını temel bir yurttaşlık hakkı olarak tanımlar. Bu hakkın kullanımı, idari kolaylık gerekçesiyle daraltılıyorsa, bu durum eşitlik ilkesini tartışmalı hale getirir.
Demokratik sistemlerde seçim güvenliği, şeffaflık ve organizasyon önemlidir. Ancak güvenliği artırmanın yolu sandığı azaltmak değil; denetimi ve kapasiteyi artırmaktır. Sandık sayısını düşürmek güvenliği kolaylaştırabilir; fakat bunun bedeli seçmenin erişimini zorlaştırmaksa, demokratik denge bozulur.
Siyasal Hesap mı, İdari Gerekçe mi?
Yurt dışındaki seçmen kitlesi, Bulgar iç siyasetinde uzun süredir tartışma konusu. Özellikle Türkiye’deki seçmenlerin oy tercihleri bazı partiler açısından belirleyici olabiliyor. Bu durum, zaman zaman milliyetçi söylemlerle birleşerek “dışarıdaki seçmen iç siyaseti etkiliyor” argümanına dönüşüyor.
Ancak demokrasi, “kolay seçmen” üzerine kurulmaz. Hak, yalnızca ülke içinde yaşayanlar için geniş; dışarıdakiler için dar olamaz. Eğer sandık sınırlaması belirli bir ülkeyi ve dolayısıyla belirli bir topluluğu orantısız etkiliyorsa, bu artık nötr bir düzenleme olarak görülemez.
Uyarıcı Bir Dönemeç
Bugün Bulgaristan’ın önünde önemli bir tercih var: Hakları daraltarak mı siyasi denge kuracak, yoksa hakları genişleterek mi demokratik olgunluğunu gösterecek?
Tarih bize şunu öğretir: Haklar bir kez “istisnai” hale getirildiğinde, o istisna kalıcılaşabilir. Bugün yurt dışındaki sandık sayısı azaltılır; yarın başka bir idari gerekçeyle başka bir hak daraltılabilir. Demokrasi, çoğunluğun konforu için azınlığın hakkını kısmak değildir.
Bulgaristan’ın Avrupa Birliği üyesi bir hukuk devleti olarak sorumluluğu büyüktür. Eşit yurttaşlık ilkesi yalnızca anayasa metninde değil, uygulamada da hissedilmelidir. Sandık sayısını azaltmak, kısa vadede teknik bir düzenleme gibi görünebilir; ancak uzun vadede toplumun bir kesiminde dışlanmışlık duygusunu derinleştirirse, bunun bedeli demokratik istikrar olur.
Sonuç olarak mesele Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının ötesindedir. Bu, Bulgaristan demokrasisinin sınavıdır. Hakların nerede yaşadığına göre değişmediği bir sistem mi kurulacak, yoksa coğrafyaya göre ayarlanan bir yurttaşlık anlayışı mı hakim olacak?
Demokrasi sandıkla ölçülür. Ama asıl ölçü, sandığa kimin rahatça ulaşabildiğidir.