Yorumlar (0)

Vedat Kan


Sakın ola ki bize bunu bir daha anlattırmasınlar…

.


Sakın ola ki bize bunu bir daha anlattırmasınlar…

Bu ne ya şimdi!

Biz bunu hep yaşadık…

Tarihimize şöyle ciddi olarak bir bakın ve ne demek istediğimizi gayet net bir şekilde anlayacaksınız.

Bu şehrin ekmeğinin tuzu yoktur vesselam…

Bu şehrin tüm çabaları sağdıç emeği olarak bir bohçaya endekslenecektir ki, o bohçanın da içi her zaman olduğu gibi boştur.

Gerçek adamlarını özellikle tenzih ederim ama bu şehire bir şekilde gelip, sözde adam olanların büyük bir çoğunluğunu, başka şehir ve başka alanlara yatırım yaparken gören bizlerin; sus pus olup ta sesi çıkmazken...

Bu şehirde görev yaparken, dıştan sözde adam gibi göründüğünden dolayı da adam yerine konularak; baş üstünde gezdirilen ve henüz bu şehirden yeni gitmişken, arkasına dönüp te iç karakter yapısına yakışacak bir takım göndermelerde bulunanlara karşın, kulaklarımızı sağır ederken…

Bu şehrin imkânlarından faydalanıp, insanlığını sömürerek ve dahi iyi niyet duygularına neşter vurarak; sadece ve sadece kendi menfaat adımlarının yoluna kanını akıtanları aramızda baş üstünde taşımaktan dolayı nefessiz kalırken,

Kimseler zannetmesin sakın! 

Bizler hiçbir şeyin farkında değiliz.

Sesimiz çıkmıyorsa; ya edeptendir ya da muhabbete olan saygımızdandır. Bunun ötesinde kimseler bir şey aramasın.

Son zamanlarda bakıyoruz da bu şehirde birileri, bu şehirle olan alaka ve işleri bittikten sonra; bu şehrin maddi ve maneviyatıyla alakalı olarak, bir takım kelime oyunlarına girerek gönderme yaptıklarını ve hatta bir yerlere de özellikle mesaj gönderdiklerini görmekteyiz.

Elbette ki insanlar, hoşlanmadıkları bir durum üzerine yorum yapmak özgürlüğüne sahiptirler.

Ancak bu yorumlar can sıkmadığı ve hakaret derecesine varmadığı sürece olmalıdır ki yorum yapan, var ise haklılığını korusun. 

Yoksa bu şehirden gittikten sonra geriye dönüp te bir şeyler gevelemenin, hiç kimseye bir faydasının olmayacağı gibi bu kervanın yürümesini de engellemeyecektir. 

Hatta bu konuda anlatılmış çok güzel bir kıssadan hisse efsane hikâyemiz bile mevcuttur, “hani kışlak olarak Erzurum’u kullanıp bahar geldiğinde yaşanılanlara bakarak şehrin kaderini belirleyen padişahta olduğu gibi” ve sakın ola ki bize bunu bir daha anlattırmasınlar. 

Gizliden merak edenler bulup okuyabilirler.