SAHAFLARDA NELER VAR NELER ARAMASINI BİLENE ZAMANI GELENE
Bazen aslına çekip çamurlaşan insanların kuşatması altında yalanın, iftiranın ağırlığında duygularımı dizgin bulamazken, sözün gücüyle rahatladım...
27.03.2026 07:07:00
SAHAFLARDA NELER VAR NELER ARAMASINI BİLENE ZAMANI GELENE
Sözün izinin yansıması kitapların açtığı hayır kapıları hiç kapanmıyor. Kitabın ve kitap kokusunun sindiği sahaflarda adeta umutlar yeniden yeşeriyor. Dostluğun kardeşliğin kavileştiği hikmetli muhabbetler, içilen çayların tadıyla katmerleşiyor. Kavramsal üstünlüğün kaybedildiği bir mirasın sahipleri olan bizler için sahaflarda bu bakımdan büyük bir önem arz ediyor. Değerlerin ederine evrildiği, fiyatlandırıldığı ve isteğe bağlandığı bir çağda umut hava sahasına dönen sahaflar, büyük bir misyon yüklenir.
Bildikleriyle amel eden bilmediklerini öğrenmek için çabalayanların kültür sofrasının kurulduğu mükellef mekânlardır sahaflar.
Söz Doğu Türkistan kitabını yayınına hazırlarken yaptığım araştırmalar sırasında yeniden bu gerçeği yakından müşahede etmeme yardımcı oldu. Zalim Çin'in asimile etmeye çalıştığı Doğu Türkistanlı kardeşlerimizle bizim aramızı açmak, onlar bizim gönül dünyamızı uzaklaştırmak için oynadıkları büyük oyununu gördüm. Ve bu şeytani oyunu bozmak için kolları sıvamaya karar verdim.
(Büyük oyun: Şeytani emellerini gerçekleştirmek ve zihinleri parçalayarak asimile etmek için şer güçlerin, önce anamızın sütü gibi helal olan öz kavramlarımızı değiştirmesidir. Doğu Türkistan ile ilgili kavramsal değişikliği de Türkistan, Turan diye adlandırdığımız bölgenin adını Orta Asya'ya dönüştürerek yapıyorlar zihinsel bir kopuş gerçekleştirmeye çalışıyorlar bununla ilgili de birçok örnek var.
Müslüman Türk dünyasına izleri bırakmış Kaşgarlı Mahmut’un medeniyetimize iz bırakan eseri Divân-ü Lugat-it-Türk bulunuşu beni çok etkiledi. Makamı cennet olsun Ali Emiri, adı herkes tarafından bilinen fakat nüshası hiçbir yerde bulunmayan Divân-ü Lugat-it-Türk’ün payitahttan yani İstanbul'dan çıkacağına emindir. Bu yüzden her gün sahaflara uğruyor yeni gelen kitapları tabiri caizse bir altın sarrafı gibi inceliyor. Yine bir gün sahaflara gidip yeni gelen bir kitap var mı inceleyeyim diye evden çıkıyor. Sahaflardan bir tanesinin kapısından içeri girer girmez sahaf ona yeni bir eserin geldiğini söylüyor. Ali Emiri sahafın verdiği eseri incelemeye başlıyor. İnceledikçe hayreti artıyor. Elinde bulunan eserin, adı bilinen ama nüshası dünyada olmayan Divân-ü Lugat-it-Türk olduğunu anlıyor. Sahafla pazarlığa başlıyor üzerinde bulunan para kitabı almaya yetmeyince; Ali Emiri sahafla anlaştığı parayı tamamlamak için ona biraz süre vermesini istiyor. Ve sahafın üzerine dükkânın kapısını kilitleyip dışarı çıkıyor. Bir zaman sonra bulduğu borç parayla gelip dükkânın kapısını açıyor. Divân-ü Lugat-it-Türk nüshasını alıyor gerektiği tasnifleri yaptıktan sonra kültür dünyamıza bu muhteşem eseri bastırıp hediye ediyor.
Kadim medeniyetimizin en güzel ticarethanelerinden biri olan sahaflar sadece kitabın ya da kitap kokusunun alındığı yerler değildir. Muhabbetin ve dostluğun da kitaplar ve çaylarla demlendiği yerdir. Adına and içilen vaktin daha iyi değerlendirilmesi için sahafa gelenlerin muhabbetleri de kültür, sanat ve edebiyatta kesişiyor. Tabiri caizse bir kültür sofrası kuruluyordu. Gençler okumuyor ya da kimse okumuyor sözlerine sağır kesilmiş birçok insanı ve genci kitap dostunu sahaflarda tanıyabilirsiniz.
Ki bunların sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur.
Ben de birçok genci ve güzel insanı orada tanıma şerefine nail oldum. Birlik sahafta Erzurum'un hafızası diye adlandırdığım Naci abi ile tanıştım. Kitaba ve okuyucu saygısıyla tam bir Erzurum beyefendisi olan genç kardeşim Selim Yapıcı’yı, Kasım hocayı, Memduh abiyi, Ali abiyi daha ismini zikredemeyeceğim onlarca kişiyi orada tanıdım.
Sahaflar benim için sadece kitabın ve muhabbetin olduğu bir yerde değildi. Çünkü sözün gücünün de ne kadar etkili olduğuna ben orada şahit oldum. Bazen aslına çekip çamurlaşan insanların kuşatması altında yalanın, iftiranın ağırlığında duygularımı dizgin bulamazken, sözün gücüyle rahatladım. Elhamdülillah. Kitap raflarının profilinin kenarına bantlanmış kare küçük bir kağıtta Lokman Hekim'in italik yazılmış sözü bana şifa olmuş, kalbimi ısıtmıştı.
‘’Ayağını sıcak tut.
Başını serin
Kendine bir iş bul
Düşünme derin’’ adeta İnşirah bulmuştu.
Belki de bu söz benim için İnşirah suresinin tefsiriydi.
Sahaf herkese iyi gelir diyebilir miyiz?
Cevabınız evet size o zaman haftada en az bir kere en yakın sahafa gitmeye ne dersiniz?






