Bugün Necmettin Erbakan’ı konuşmak bir nostalji arayışı değildir. Aksine; ekonomik sıkışmışlığın, üretim krizinin, dış politikada yön arayışının bu kadar belirginleştiği bir dönemde Erbakan’ı hatırlamak, nerede yanlış yola saptığımızı yeniden düşünmek demektir. Çünkü Erbakan, yalnızca yaşadığı dönemin değil, bugünün de cevaplarını yıllar öncesinden tartışmış bir akıldı.
Onun hikâyesi Sinop’ta, disiplinli bir aile yapısı içinde başladı. Babasının hukukçu kimliği, annesinin ahlak merkezli yaklaşımı, Erbakan’da ömür boyu sürecek bir düzen ve sorumluluk bilinci oluşturdu. İstanbul Erkek Lisesi ve ardından İstanbul Teknik Üniversitesi yılları, onu sıradan bir mühendis değil, ülkesine borçlu hisseden bir fikir adamına dönüştürdü. O, dersleri kariyer için değil, millet için okuyanlardandı.
Almanya’da RWTH Aachen University’de yaptığı doktora, Erbakan’ın zihninde büyük bir kırılma yarattı. Alman sanayisini, planlı kalkınmayı ve devlet–üretim ilişkisini yerinde gördü. Türkiye’nin geri kalmışlığının kader değil, yanlış tercihler sonucu oluştuğunu burada net biçimde kavradı. Bu yüzden yurda döndüğünde Gümüş Motor gibi yerli sanayi girişimleriyle “biz de yapabiliriz” iddiasını ortaya koydu. Ancak kısa sürede şunu da gördü: Türkiye’de büyük işler yapmak isteyenler, yalnızca bilgiyle değil, güçlü bir siyasi iradeyle de mücadele etmek zorundaydı.
Siyasete girişi bir heves değil, bir mecburiyetti. Milli Görüş hareketi, bu zorunluluğun ürünüdür. Bu hareket; ahlakı merkeze alan, üretimi esas kabul eden ve dış politikada teslimiyet yerine onuru savunan bir anlayıştı. Erbakan’ın siyaset dili, günü kurtarmaya değil, geleceği kurmaya odaklıydı. Bugün siyasetin en çok eksikliğini hissettiği şey de tam olarak budur.
Bu bakış açısı, Erbakan’ı Kıbrıs meselesinde tarihî bir yere oturtur. 1974’te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı, çoğu zaman yalnızca askerî bir operasyon olarak anlatılır. Oysa bu harekât; kararlı bir siyasi iradenin, risk almaktan korkmayan bir devlet aklının ürünüdür. Dönemin koalisyon ortağı olarak Erbakan ve temsil ettiği Milli Selamet Partisi, Kıbrıs’ta Türk varlığının korunması konusunda en net ve tavizsiz duruşu sergileyen siyasi çizgi olmuştur.
Erbakan, Kıbrıs’ta “bekleyelim” diyenlerden olmadı. Masada oyalanmanın, sahada kaybetmek anlamına geleceğini gördü. O gün atılan adım, bugün Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin hâlâ söz sahibi olabilmesinin temel dayanaklarından biridir. Eğer 1974’te o irade ortaya konmasaydı, bugün ne enerji denkleminde ne de güvenlik başlıklarında bu konumdan söz edebilirdik. İşte Erbakan’ın farkı burada ortaya çıkar: O, günü değil yarını hesaplayan bir devlet aklıyla hareket etmiştir.
Yıllar sonra başbakanlık koltuğuna oturduğunda da çizgisini değiştirmedi. Denk bütçe, havuz sistemi, faiz düzenine karşı duruş ve D-8 hamlesi; onun sadece Türkiye’yi değil, mazlum coğrafyaları da düşünen bir lider olduğunu gösterdi. Ancak bu bağımsız çizgi, 28 Şubat süreciyle kesintiye uğratıldı. Tanklar sokakta yürümedi belki ama sistem harekete geçti; Erbakan siyaseten tasfiye edildi.
Siyasi yasaklı olduğu yıllar, onun en sessiz ama en etkili dönemlerinden biri oldu. Makamı yoktu ama fikri vardı. Yetkisi yoktu ama yetiştirdiği kadrolar vardı. Gençlere hep şunu söyledi: “İktidar gelip geçer, önemli olan istikameti kaybetmemektir.” Bu söz, bugün hâlâ geçerliliğini koruyor.
2011’de vefat ettiğinde, milyonlar onu uğurladı. Çünkü toprağa verilen sadece eski bir başbakan değildi; okul sıralarında başlayan, sanayide direnişe dönüşen, Kıbrıs’ta kararlılıkla ete kemiğe bürünen ve siyasette bedel ödeyen bir ömür uğurlanıyordu.
Sonuç olarak:
Bugün Erbakan’ı konuşmak önemlidir; çünkü Türkiye yeniden borç-faiz sarmalını, üretimsizliği ve dış politikada yön kaybını tartışıyor. Yıllar önce alay edilen uyarılar, bugün herkesin ortak gündemi haline gelmiş durumda. Bazı liderler dönemleriyle birlikte kapanır. Erbakan ise şartlar zorlaştıkça daha iyi anlaşılanlardandır. Çünkü bazı insanlar ölür; bazıları ise öldükten sonra bile yol göstermeye devam eder.


Neden Önemli? Bir Davanın Akıl Defteri: Erbakan ve Kıbrıs’ta Susmayan Vicdan

Necmettin Erbakan’ı bugün konuşmak bir nostalji değil; ekonomiden dış politikaya, Kıbrıs’tan devlet aklına kadar yaşadığımız sorunların köklerini görmek için bir zorunluluktur. Çünkü o, günü değil yarını hesaplayan bir liderdi.

Erkan İkis

18.01.2026 03:18:00

U-18 LİGİ'NDE GOL YAĞMURU 6.HAFTA NEFES KESTİ...

Erzurum’da Gıda denetimlerine aksatılmadan devam ediliyor…

Vali Çiftçi yangında hayatını kaybeden Serhat Kısa’nın cenaze namazına katıldı

Bugün hava tam bir Erzurum’du…

BİZİMKİLERİN KEYFİ YERİNDE.. ERZURUM'DA FIRTINA ESTİ.. DİYARBAKIR TEMSİLCİSİNE GEÇİT YOK....

Erzurum’da Gençler Gitmeyi Planlıyor, Kalanlar Susmayı

Yakutiye'den Anahtar sesi gelmeye başladı...

Anahtar Parti Pasinler İlçe Teşkilatı Birinci Olağan Kongresi Gerçekleştirildi

Anahtar Parti Erzurum Teşkilatından Patlama Yaşanan Bölgeye Ziyaret

Alevlerin Arasında Can Pazarı: Yakutiye’de İş Yeri Yangını İki Can Aldı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 18 13 1 4 27 43
2.FENERBAHÇE A.Ş. 18 12 0 6 26 42
3.TRABZONSPOR A.Ş. 18 11 2 5 14 38
4.GÖZTEPE A.Ş. 17 9 3 5 12 32
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 17 8 4 5 8 29
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 18 7 6 5 10 26
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 18 6 4 8 2 26
8.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 18 6 6 6 -6 24
9.KOCAELİSPOR 18 6 7 5 -3 23
10.CORENDON ALANYASPOR 18 4 5 9 0 21
11.GENÇLERBİRLİĞİ 18 5 9 4 -3 19
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 17 4 7 6 -4 18
13.TÜMOSAN KONYASPOR 17 4 8 5 -8 17
14.KASIMPAŞA A.Ş. 18 3 8 7 -10 16
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 18 4 10 4 -15 16
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 17 2 6 9 -17 15
17.İKAS EYÜPSPOR 17 3 10 4 -14 13
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 18 2 13 3 -19 9

YAZARLAR