Yorumlar (0)

Rafet Ulutürk


Mutluluğu Kıyıdan İzlemek mi, Okyanusa Karışmak mı?


​Çoğumuzun hayatı, kıyısında beklediği o hırçın nehrin durmasını beklemekle geçiyor. "Şu iş bitsin mutlu olacağım", "Çocuklar büyüsün rahata ereceğim", "Borçlar kapansın nefes alacağım..." 
Oysa o nehir asla durmaz. Çünkü hayat, duran bir su birikintisi değil; sürekli bir oluş ve akış halidir.

​Akışın Mimari Planı: Dağlardan Okyanuslara
​Hayatın matematiği, doğanın döngüsüyle birebir aynıdır. Yağmur önce en yüksek zirvelere, dağlara düşer. Orada birikir, zorlu yollardan geçerek derelere dönüşür. Dereler, önündeki kayaları aşındırarak, kıvrılarak nehirlere kavuşur.

​Bu yolculukta suyun başına gelenler, aslında bizim hikayemizdir:

​Dağlar ve Tepeler: Hayatın getirdiği büyük sorumluluklar ve zorlu sınavlardır.
​Dereler: Bu sınavların içinden süzülürken kazandığımız tecrübelerdir.
​Denizler: Olgunluk dönemimiz, nispeten durulduğumuz ama hala sınırlarımızın olduğu yerdir.

​Okyanuslar: İşte asıl güç oradadır. Enginlik, sınırsızlık ve tam bir teslimiyet hali.

​Beklemek, Yaşamı Ertelemektir
​Paylaştığın o meşhur sözde denildiği gibi; nehrin durmasını beklemek, beyhude bir çabadır. Nehir durursa hayat biter. Mutluluk, nehrin ötesindeki o hayali durağanlıkta değil, o akışın içinde dengede kalabilme becerisindedir. 
Suyu durdurmaya çalışmak yerine, suyun enerjisini kullanmayı öğrenmek gerekir.
​Gerçek gücü, sadece kıyıda bekleyenler değil; dereleri geçip, denizleri aşarak okyanusa varabilme cesaretini gösterenler hisseder. Okyanusa varan su artık sadece "su" değildir; o artık devasa bir ekosistemin, sonsuz bir gücün parçasıdır.

​Kendi Akışına İzin Ver
​Eğer bugün "mutlu olmak için yarını" bekliyorsan, aslında kendi nehrine baraj kuruyorsun demektir. O baraj bir gün dolar ve taşar; ama o geçen sürede akışın getireceği o taze enerjiden mahrum kalırsın.

​Unutma; yağmur her zaman yağacak, dereler her zaman akacak. Önemli olan o akışın içinde kaybolmak değil, o akışla birlikte büyüyüp okyanusa, yani kendi potansiyelinin en üst sınırına ulaşmaktır.
​Hayat beklemez, nehir durmaz.
Öyleyse bugün, tam da şu an, o suyun serinliğini hissetmeye ne dersin?