Bir milleti ayakta tutan en sağlam yapı taşı, geçmişten bugüne taşıdığı ortak değerleridir. Bu değerler; inançtan kültüre, bayraktan ezgiye kadar milletin ruhunu yoğuran, zamanla sınanmış ve asırlardır korunmuş kutsal anlamlar taşır. Tarihin derinliklerinden gelen bu miras, yalnızca geçmişin hatırası değil, aynı zamanda geleceğin de pusulasıdır.
Milli Değerimiz: Anıtkabir
Anıtkabir, Türk milletinin özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin ölümsüz lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedî istirahatgâhıdır. Ankara’nın Rasattepe (Anıttepe) mevkiinde yer alan bu anıt, sadece bir mezar değil; bir ulusun minnettarlığının, saygısının ve sadakatinin sembolüdür.
1944 yılında başlayan inşaatı 1953’te tamamlanan Anıtkabir, mimar Emin Onat ve Orhan Arda tarafından tasarlanmıştır. Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden esinlenilerek yapılan anıtta, her taşın, her sütunun bir anlamı vardır. “Aslanlı Yol” üzerindeki 24 aslan, Türk milletinin gücünü ve kararlılığını simgelerken; mozolenin görkemi, Türk halkının bağımsızlık tutkusunu yansıtır.
Anıtkabir, sadece bir yapı değil, milli bilincin ve Cumhuriyet ideallerinin canlı bir anıtıdır. Her ziyaret, Atatürk’ün “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” sözünün hatırlanmasıdır.
Manevi Değerimiz: Sabır
Sabır, insanın zorluklar karşısında metanetini koruması, isyan etmeden tevekkül göstermesidir. Kur’an-ı Kerim’de sabır, “Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 153) ayetiyle övülmüş ve müminin en değerli hasletlerinden biri olarak gösterilmiştir.
Sabır, yalnızca beklemek değildir; doğruyu yaparken kararlılıkla sebat etmektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Gerçek sabır, musibet ilk başa geldiğinde gösterilendir.” buyurarak sabrın kalpten gelen bir teslimiyet olduğunu ifade etmiştir.
Sabır, hayatın her alanında insanın direncini güçlendirir; sıkıntıyı rahmete, kaygıyı huzura dönüştürür. Manevi olgunluğa erişmenin en önemli adımlarından biri, sabrı gönülden yaşamaktır.
Necat KACAN
Eğitimci - Araştırmacı Yazar