Tarih bazı milletlere kılıç taşımayı öğretir.
Bazılarına ise masa kurmayı.
Biz, ikisini de bilen bir milletiz.
Bugün ABD ile İran arasında yükselen gerilimde Türkiye’nin adının geçmesi; haritada bir tesadüf, gündemde sıradan bir ayrıntı değildir. Bu, Türk devlet aklının yeniden sahneye çıkışıdır. Silahların gölgesinde değil, aklın ve irfanın ışığında…
Çünkü biz ne kavgayı kutsarız ne de kaostan medet umarız.
Biz düzen kurarız.
Biz denge kurarız.
Gerekirse bedel öderiz ama başkasının hesabına taşeronluk yapmayız.
Bugün Türkiye’nin Washington’la da Tahran’la da konuşabiliyor olması, “iki tarafa da yakınlık” değildir. Bu, iki tarafa da mesafeyi koruyabilme kudretidir.
Osmanlı bunu yaptı.
Safevî ile savaştı ama yok etmeye kalkmadı.
Avrupa’yı tanıdı, dengeleri okudu, masayı kurdu.
Cumhuriyet bunu yaptı.
Ateş çemberinin ortasında “Yurtta sulh, cihanda sulh” dedi ama kimseye boyun eğmedi.
Ne Doğu’nun uydusu oldu ne Batı’nın piyonu.
Bugün yapılan da aynıdır.
Adı değişen çağda, özü değişmeyen bir duruştur bu.
İstanbul sadece bir şehir değildir.
İstanbul, hafızadır.
İstanbul, denge noktasıdır.
İstanbul, doğunun da batının da sesini tanıyan bir vicdandır.
ABD ile İran konuşacaksa; silah tüccarlarının başkentinde değil, medeniyetin hafızasında konuşur. İşte bu yüzden İstanbul’dur adres. İşte bu yüzden Türkiye’dir anahtar.
Türkiye şunu savunuyor:
Yeni bir savaşın, mazlumdan başka kimseye fayda getirmeyeceğini…
Ortadoğu’nun bir kez daha kanla dizayn edilmesine izin verilemeyeceğini…
Enerji yollarının, ticaretin ve insan hayatının bombalarla değil; akıl ve diyalogla korunacağını…
Bu, romantik bir barış çağrısı değildir.
Bu, sert ama adil bir devlet refleksidir.
Milliyetçilik kürsüden slogan atmak değildir.
Milliyetçilik, kriz anında yük alabilmektir.
Bugün Türkiye yük alıyor.
Risk alıyor.
Sorumluluk alıyor.
Çanakkale’de siper olan irade neyse, bugün masaya oturan irade de odur. Hepsi millet olmanın bedelidir.
Türkiye ne ABD’nin safındadır ne İran’ın.
Türkiye, hakikatin ve istikrarın safındadır.
Bu duruş kimilerini rahatsız eder. Çünkü düzen kuran milletler, kaostan beslenenleri her zaman rahatsız eder. Biz buna alışığız. Tarihte de rahatsız ettik, bugün de ediyoruz.
Bugün dünya basını Türkiye’yi yazıyorsa, bu bir övgü değil; bir gerçeğin teslimidir:
Türk milleti hâlâ oyunun içindedir.
Ve bazı oyunlar, Ankara olmadan oynanamaz.
Bunu hatırlatmak gerekiyordu.
Hatırlattık.
Gökalp Şentürk
Strateji Uzmanı Gazeteci Yazar