Yorumlar (0)

Burhan Uçaner


Libya Genelkurmay Başkanı’nın Ankara’daki Trajik Ölümü: Teknik Arıza mı, Jeopolitik Bir Kayıp mı?


23 Aralık 2025 akşamı, Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Trablus’a doğru havalanan Falcon 50 tipi özel jet, kalkıştan sadece dakikalar sonra radarlardan kayboldu. Uçakta, Libya Ulusal Birlik Hükümeti’nin (GNU) Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali Ahmed Al-Haddad ile birlikte dört üst düzey askeri yetkili ve üç mürettebat bulunuyordu. Enkaz, Ankara’nın Haymana ilçesi yakınlarında, Kesikkavak köyü civarında bulundu. Kazada kurtulan olmadı; toplam sekiz kişi hayatını kaybetti.

Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, olayı “trajik bir kaza” olarak nitelendirdi ve ülkede üç günlük yas ilan etti. Türk yetkililer, uçağın kalkıştan kısa süre sonra elektrik arızası bildirerek acil iniş talebinde bulunduğunu, ancak Esenboğa’ya dönemeden irtibatın kesildiğini açıkladı. Karakutu ve ses kayıt cihazı enkazdan çıkarıldı; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. İlk bulgular, teknik bir arızayı işaret ediyor – sabotajı dışlayan ifadeler de geldi.

Al-Haddad, GNU’nun en kritik askeri figürlerinden biriydi. 2020’den beri görevde olan bu general, batı Libya’daki milisleri birleştirme çabalarıyla tanınıyordu. Ankara ziyareti, Türk Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun daveti üzerine gerçekleşmişti; görüşmelerde askeri işbirliği ve bölgesel güvenlik konuları ele alınmıştı. Tam da Türkiye’nin Libya’daki askerî varlığını iki yıl daha uzattığı bir dönemde yaşanan bu kayıp, doğal olarak soru işaretleri doğurdu.

Jeopolitik Bağlam: Kimler Ne Kazanır?

Libya, 2011’den beri bölünmüş bir ülke. Batıdaki GNU’yu Türkiye, Katar ve İtalya desteklerken; doğudaki Libya Ulusal Ordusu’nu (LNA) Khalifa Haftar yönetiyor. Haftar’ın arkasında ise Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Rusya ve kısmen Fransa var. Petrol rezervleri, Akdeniz enerji koridorları ve göç rotaları, bu rekabetin merkezinde.

Al-Haddad’ın ölümü, GNU’nun askeri yapısını liderlik boşluğuyla karşı karşıya bırakıyor. Bu durum, doğrudan rakiplerine alan açabilir:

•  Mısır ve BAE: Haftar’ın en güçlü destekçileri. GNU’nun zayıflaması, doğu Libya’nın petrol sahalarını (Sirte ve Sharara gibi) daha rahat kontrol etmelerini sağlar. Kahire için sınır güvenliği, Abu Dabi için ise Müslüman Kardeşler karşıtlığı ve enerji çıkarları ön planda.

•  Rusya: Eski Wagner (şimdi Afrika Kolordusu) üzerinden Haftar’la yakın bağları var. GNU’nun Türkiye’yle ittifakının sarsılması, Moskova’nın Akdeniz’de üs kurma (Tobruk veya Sirte) planlarını kolaylaştırır. Petrol ve altın ticareti de bu denklemde kritik.

•  Fransa: TotalEnergies’in Libya’daki kontratları için Haftar’ı tercih ediyor. GNU’nun gerilemesi, Sahel’deki operasyonlarını destekler.

Türkiye ise en büyük kaybeden konumda. Ankara, GNU’yu destekleyerek Akdeniz’de deniz yetki alanları anlaşması yapmış, askeri eğitim ve drone desteği vermişti. Al-Haddad gibi bir figürün kaybı, bu ittifakı zedeleyebilir ve Libya’daki Türk varlığını sorgulatabilir.

Komplo Senaryoları: Zamanlama Manidar mı?

Resmi açıklamalar teknik arızayı vurgulasa da, bazı yorumcular zamanlamayı şüpheli buluyor. Kazanın, Türkiye’nin Libya’daki askerî mandasını uzattığı günün hemen ertesinde yaşanması; Yunanistan, İsrail ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin Doğu Akdeniz enerji toplantılarıyla çakışması dikkat çekici. Sosyal medya ve bazı uzmanlar, sabotaj ihtimalini dillendiriyor – örneğin bakım sırasında müdahale veya dış istihbarat parmağı.

Ancak somut kanıt yok. Uluslararası kaynaklar (Reuters, BBC, Al Jazeera) sabotajı dışlıyor; Türk ve Libyalı yetkililer de aynı yönde. Uçağın Malta tescilli ve eski model (1988 yapımı) olması, teknik sorunları olası kılıyor. Yine de Libya gibi istikrarsız bir coğrafyada, böyle kayıplar hemen spekülasyona yol açar.

Sonuç: Libya’nın Kırılgan Dengesi

Bu trajedi, Libya’nın birleşme sürecini zorlaştırıyor. Al-Haddad, doğu-batı uzlaşısında kilit rol oynuyordu; yerine atanacak isim, dengeleri değiştirebilir. GNU yeni bir genelkurmay başkanı belirleyecek, ama bu geçiş çatışmaları tetikleyebilir. Türkiye-Libya ilişkileri ise soruşturmanın şeffaflığına bağlı olarak korunabilir.

Sonuçta, görünen o ki teknik bir facia. Ama Libya’nın jeopolitik satranç tahtasında, her hamle birden fazla anlama gelebiliyor. Soruşturma sonuçları, gerçeği aydınlatacak. Ülke, bir kez daha yas tutarken, istikrar umudu biraz daha uzaklaşıyor.