Yorumlar (0)

Adil Hacıömeroğlu


KUMAR BAĞIMLILIĞI


Ekran bağımlılığının yarattığı en önemli sorunlardan biri, sanal ortam da kumar oynamak. Kumar bağımlılığı, sanal ortamda daha çok “bahis” adı altında yer almakta.

Türkiye’de 40 milyona yakın insan, en az bir kez ya da birden çok kumar sitelerine giriş yapmış. Yani bu kişiler, en az bir kez olsun kumar oynamış. Bahis (kumar) oynama yaşı, ne yazık ki giderek düşmekte. On beş, on altı yaşındaki çocukların sanal ortamda kumar oynadıkları saptandı ne yazık ki. Bu durum, çocukların ve gençlerin geleceğini yok eden bir bağımlılık türü. Bu durum; evlerde mutluluğu, uyumu, erinci, ülküleri yok ediyor göz göre göre.

Türkiye’nin bir yılda kumara giden parası üç aşağı beş yukarı 40 milyar dolar.  Bu para, ne yazık ki yurtdışına gidiyor. Ekonomik bunalım içinde çırpınan ülkemizin yoksullarının parası, su gibi akarak yurtdışındaki kumar baronlarının kesesini doldurmakta. İnsanlar, elinde avucunda ne varsa kumara vermekle kalmıyor, ödeyemeyecekleri borçların altına giriyorlar. Bankalardan kredi alıp ya da varsa malını mülkünü satıp sanal kumara veriyorlar paralarını. Bu da aileleri dağıtıyor, insanları ölüme kadar götürüyor.

Kumar, herkesin elinde bulunan cep telefonlarında oynanıyor. Yani herkes kumarhaneyi elinde taşıyor. Ekran bağımlılığı, kısa sürede kumar bağımlılığına/alışkanlığına dönüşmekte.

Elinden telefon düşmeyen kişi, neredeyse her gün kumar sitelerine giriyor. İşin ilginç yanı, kişiler bu sitelere “Kumar oynayacağım.” diye girmiyor; “Yatırım yapıyorum.” diyerek buralara para yatırıyor. Yani kumar, ülkemiz insanı için yatırım alanı olmuş. Buralara yatırım(!) yapmak için kişi, varını yoğunu yatırıyor kumar sitelerine. Uçan kuşa borçlananlar var. Ne yazık ki sanal kumarda kazanan yok! Çünkü sistem ona göre ayarlanmış. İlk başta sisteme yeni girene biraz para kazandırılıyor. Doğaldır ki bu, oltaya takılan yem gibi. Kazandığını sanan kişi, daha çok para yatırıyor bu sitelere. Artık o, yemlenmiştir ve bir daha kurtuluşu yoktur bu tuzaktan. Oltada çırpınan balık gibi çırpınması onu kurtarmıyor. Çırpındıkça oltanın iğnesi, daha çok saplanıyor ona. Diyelim ki kazara kazandınız bir miktar para. Bu para, sizin hesabınıza geçmiyor bir türlü. Bu da insanları düş kırıklığına uğratmakta.

Düş kırıklığı, giderek derinleşiyor. Tuzağa düşürüldüğünü anlayan kişi, sistemden çıktığında başka bir tuzak kuruluyor ona. Kendisinin avukat olduğunu söyleyen biri, onu arıyor. Ona, yasadışı kumar oynadığını söyleyerek ihbar etmekle tehdit ediyor. Bu tehdit karşısında kişi, kopamıyor tuzaktan. Kumar siteleri, tuzağa düşürdüklerinin kanını emiyor adeta. Her şeyini yitiren, toplumsal yaşamdan kopan, özellikle de yakınlarının yüzüne bakamayacak duruma gelen kişinin yaşama isteği yok oluyor. Kendince önünde tek yol olduğunu düşünüyor ve kendi canına kıyıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamasına göre kumar bağımlılarının yüzde yirmisi intihar ediyor. Bu önemli bir sayıdır. Bin bir emekle yetişen insanların kumar yüzünden yaşamdan kopmaları, bir toplum için büyük bir yitik ve sorun. Ülkemizde de birçok kumar bağımlısının canlarına kıydıklarını üzülerek öğreniyoruz. Çankırı’nın Ilgaz ilçesinde 37 yaşındaki öğretmen Şafak Çelik, tüm mal varlığını sanal kumarda ne yazık ki kaptırdı. Üstüne üstlük bir de ödeyemeyeceği denli çok borçlanan Çelik’in kendi canına kıyması, kamuoyunda yankılandı ve benzer biçimdeki ölümleri gündeme getirdi. Demek ki ekran bağımlılığı, çocuk ve gençleri ölüme götüren bir sürecin başlangıcı.

Şimdi diyeceksiniz ki, ekran bağımlılığıyla kumarın ilişkisi nasıl oluyor? Telefonda oyun oynayan kişilerin karşısına birçok reklam çıkıyor. İster istemez kişi, bunların üstüne tıklıyor. Çünkü merak ediyor insan. Bu reklamların çoğu da yasadışı kumar siteleriyle ilgili… Her insanın para kazanma isteği vardır içinde gizli ya da açık olarak. Kumar sitelerine girenlerin çoğu ekonomik zorluk çeken ailelerin çocukları… Az da olsa varsıllık içinde yaşayan kişiler de kumar bağımlısı oluyor nedense. Bu reklamlarda alanında ünlü olmuş kişilerin görüntüleri paylaşılıyor. Hele yapay zekânın günlük yaşamımıza girmesiyle bu iş daha da kolaylaştı. Ünlü biri, yapay zekâ yardımıyla bahis sitelerinin reklamında oynatılıyor. Bunu görenlerini çoğu, reklamdaki sahtekârlığı anlayamıyor. Böylece de tuzağa düşülüyor reklam yüzünden.

Türkiye’deki spor karşılaşmalarının, özellikle de futbol maçlarının çoğu şifreli televizyon kanallarında yayımlanmakta. Bu nedenle maçlara ilgi duyan kişiler, korsan yayınları yeğliyor. Bu korsan yayınların çoğunu, kumar siteleri yapmakta. Böyle olunca da sürekli reklamlarını yayımlıyorlar buralarda. Bu reklamlar da tıklanıyor doğal olarak. Böylece ekran bağımlılığı kumar bağımlılığına dönüşüyor.

Bahis sitelerinde her türlü kumar var. Spor karşılaşmaları, at ve araba yarışları başköşede. Ancak bu karşılaşmaların çoğu gerçek değil, sanal. Sanal bir maç ya da yarış kurgulanıyor ve bahis sitesine giren bu karşılaşma/yarış için para yatırıyor. Oysa kurgulayan kişi, istediğini, istediği biçimde kazandırıyor.

Bahis, yalnızca spor karşılaşmalarında oynanmıyor. İnsan usuna gelebilecek her konuda bahse girmek olanaklı bu sitelerde. Örneğin, son aylarda ülkemizde bahis ve uyuşturucu soruşturmaları başladı. Hemen bahis siteleri devreye giriyor. “Uyuşturucu soruşturmasında gözaltına alınan elli kişiden kaçı tutuklanacak?” biçiminde bahisler yapılıyor. Yine bir trafik kazası olduğunda diyelim ki yirmi kişi yaralandı. Bahis sitesi, “Bu yaralıların kaçı ölecek?” diye bahis yaptırıyor. Diyelim ki ABD Başkanı Trump, yarın basın toplantısı yapacak. Bahis şirketi, Trump’ın basın toplantısında hangi renk takım elbise giyeceğini soruyor. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ne kadar eften püften konu varsa bahsi yapılıyor anlaşılacağı üzere.

Sanal bahis siteleri, ocaklar söndürüp bir kuşağı mahvediyor. Ülkemizin varlıkları kumar nedeniyle yurtdışına akıyor. Bu, ulusal varlığımızı da tehdit ediyor. Çalışma yaşamında olması gereken gençler, ne yazık ki ekran başında bahis bataklığında. Bu durum, hem gençleri hem de toplumu çürütüyor. Geleceğimiz, ekran bağımlılığı yüzünden yok oluyor. Bu konuda önlem almalıyız gecikmeden hemen bugün. En küçük gecikme bile bu sorunu, daha içinden çıkılmaz duruma getirir. Önlemler zamanında alınmalı, geciktirilmeksizin. Yoksa yarın çok geç olabilir.

                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                       9 Ocak 2026