KARA GÜN SAKIN OLA Kİ, TEKRAR ETMESİN!..
28.03.2026 23:59:00

Günümüzde olan bitenlere bakınca aklımıza bunlar geldi...iyi okuyun ama! Belki bir şeyler çağrışım yapabilir.
8 Şubat 1919’da işgal kuvvetleriyle birlikte İstanbul’a gelen Fransız General Franchet d’Esperey, İstanbul’dan Beyoğlu’na doğru bir zafer alayı tertiplemiş, kendisini karşılayan Osmanlı bandosunu, üzerine bindiği atı ürküttüğü için kırbacını sallamak ve susturmak suretiyle rencide etmişti.
Bu olayı 9 Şubat 1335/1919 Hâdisât gazetesinde eleştiren Süleyman Nazif’in de tevkif edilmesini, bir iddiaya göre kurşuna dizilmesini emretmişti. F. d’Esperey’in gösterdiği tepki makalenin popülerliğini daha da artırmış, “Kara Bir Gün” el yazılarıyla binlerce kez kopya edilmiş, dağıtılmış ve sokaklara afiş olarak asılmıştı.

"KARA GÜN" Makalesi
"Fransız generalinin dün şehrimize gelişi dolayısıyla bir kısım vatandaşlarımız tarafından yapılan gösteriler, Türk’ün ve İslam’ın kalbinde ve tarihinde sonsuza kadar kanayacak bir yara açtı. Aradan asırlar geçse ve bugünkü hüznümüz ve bahtsızlığımız sevince ve mutlu bir talihe dönse bile, yine bu acıyı hissedecek ve bu hüzünle üzüntüyü çocuklarımıza ve soyumuzdan gelecek olanlara nesilden nesile ağlanacak bir miras olarak terkedeceğiz.
Almanya orduları 1871 senesinde Paris’e girdikleri sırada, Büyük Napolyon’un zaferlerini kutlamak için dikilmiş olan zafer takının altından geçerlerken bile Fransızlar bizim kadar hakaret görmemişti. Bizim dün sabah saat dokuzdan on bire kadar hissettiğimiz üzüntüyü ve azabı duymamıştı. Çünkü ‘‘Fransız’’ namını taşıyan her kişi, yalnız Hristiyanlar değil, Yahudi Fransızlarla Cezayirli Müslümanlar, o millî matem karşısında aynı keder ve utanç ile ağlamış ve kızarmışlardı.
Biz ise millî varlıklarının ve dillerinin devamını bizim âlîcenaplığımıza borçlu olan bir kısım halkın hay-huy şamatasıyla bu aziz matemimize en acı hakaretlerin birer tokat şeklinde atıldığını gördük. ‘‘Buna müstehak değildik’’ diyemeyiz. Müstehak olmasaydık, bu felakete düşmezdik. Her milletin hayat sayfalarında birçok talihler ve bahtsızlıklar vardır. Fransa Kralı Birinci Fransuva’yı Şarlken’in zindanından kurtarmış ve koca Viyana şehrini defalarca kuşatmış bir ümmetin kader defterinde böyle bir kederli satır da gizli imiş.
Araplar’ın güzel bir sözü var: ‘Isbır feinne’d-dehre lá yesbır’ (Sen sabret, çünkü zaman sabretmez) derler.”
Süleyman Nazif / 9 Şubat 1919 İstanbul
Bugün kuzu postuna bürünmüş çakalların bu sefer Türkiye'nin dört bir tarafını durmadan aşındırdığını görüyoruz ... Onun için Süleyman Nazif ve o kara günler geldi aklıma ve bunları hatırlatayım dedim...
Unutmayın biz o günlerden bu günlere geldik!
Yine başarırız...
Özcan PEHLİVANOĞLU
28 Mart 2026 / İzmir






